Haber Detayı
Zamana karşı duran bir görsel yolculuk
Galeri Işık Teşvikiye’de kapılarını açan İzzet Keribar’ın “Prag & Bohemya - Tarihten Yansıyan Işık” sergisi; zamanla kurulmuş bir ilişki, hafızayla yapılmış uzun bir yürüyüş.
Bazı sergiler vardır; duvara asılmış fotoğraflara bakmazsınız sadece, bir şehrin içinden geçersiniz.
Sokaklarına girer, taşlarına dokunur, ışığını hissedersiniz.
Galeri Işık Teşvikiye’de kapılarını açan İzzet Keribar’ın “Prag & Bohemya - Tarihten Yansıyan Işık” sergisi de tam olarak böyle bir deneyim sunuyor.
Bu bir sergi değil; zamanla kurulmuş bir ilişki, hafızayla yapılmış uzun bir yürüyüş.
Yarım asrı aşan bir görsel birikimin süzülüp geldiği bu seçki, izleyicisini yalnızca Orta Avrupa’nın atmosferine değil, aynı zamanda bir fotoğrafçının bakışının nasıl olgunlaştığına da tanıklık etmeye davet ediyor.
Bir şehri okumak Prag… Çoğumuz için kartpostallardan tanıdık bir şehir.
Ama Keribar’ın fotoğraflarında o tanıdıklık hızla çözülüyor.
Çünkü o, şehri göstermiyor; şehri okuyor.
Bohemya’nın taş duvarlarında biriken zaman, bir pencerenin kenarına düşen ışık, gündelik hayatın sıradan gibi görünen ama aslında hiç de sıradan olmayan anları… Hepsi Keribar’ın kadrajında başka bir dile dönüşüyor.
Bu dilde acele yok.
Gürültü yok.
Gösteriş hiç yok.
Ama derinlik var.
Bekleyiş var.
Ve en önemlisi, sabır var.
Fotoğrafın içinde bir ömür Bugün 90 yaşında olan İzzet Keribar’ın üretmeye aynı tutkuyla devam etmesi başlı başına bir hikâye.
Ama asıl mesele yaş değil; bakışın tazeliği.
Arşivinde 1,5 milyona yakın kare bulunan bir sanatçıdan söz ediyoruz.
Bu rakam tek başına bir şey ifade etmeyebilir.
Ama o karelerin her birinde, dünyayı anlamaya çalışan bir gözün izini düşünün.
İşte o zaman bu serginin neden “zamansız” olduğunu daha iyi kavrıyoruz.
Keribar’ın fotoğraflarında teknik ustalık elbette var.
Ama asıl belirleyici olan şey, o ustalığın arkasındaki sezgi.
Ne zaman bekleyeceğini bilen ne zaman deklanşöre basacağını hisseden bir iç disiplin.
Zamanın içinden Sergide yer alan fotoğraflar farklı dönemlere yayılıyor.
Yani tek bir seyahatin değil, yıllar içinde tekrar tekrar dönülen bir coğrafyanın hikâyesini izliyoruz.
Bu da izleyiciye şu duyguyu veriyor: Aynı şehre farklı zamanlarda bakmak, aslında kendine bakmak gibi.
Prag’ın köprüleri değişmiyor belki… Ama ışığı değişiyor.
İnsanları değişiyor.
Ve en önemlisi, o şehre bakan göz değişiyor.
Keribar’ın sergisi tam da bu değişimin izini sürüyor.
Kültürler arasında sessiz köprü Serginin bir başka dikkat çekici yanı ise Türkiye ile Çekya arasında kurulan kültürel bağ.
Yüce Auto-Škoda’nın katkıları ve Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu’nun iş birliğiyle hayata geçirilen bu buluşma, sanatın sınır tanımayan dilini bir kez daha hatırlatıyor.
Bazen bir ülkeyi anlamak için tarih kitaplarına değil, bir fotoğrafın içine bakmak yeterlidir.
Bu sergi de tam olarak bunu yapıyor.
Işığın peşinden gitmek Galeri Işık Teşvikiye’de nisan ayı boyunca gezilebilecek olan bu sergi, izleyicisini yalnızca Prag ve Bohemya’ya değil, aynı zamanda ışığın peşinden gitmeye çağırıyor.
Çünkü iyi fotoğraf, aslında ışığın hikâyesidir.
Ve iyi bir fotoğrafçı, o hikâyeyi anlatmayı bilen kişidir.
İzzet Keribar ise bunu yarım asrı aşkın süredir yapıyor.
Sessizce.
Ama derin bir iz bırakarak.
Bir piyanonun izinde üç ülkeYaşam Keyfi