Haber Detayı

Bıçak altına yatmadan sorun: Ameliyatsız seçeneğim var mı
Yazarlar hurriyet.com.tr
06/04/2026 06:24 (3 gün önce)

Bıçak altına yatmadan sorun: Ameliyatsız seçeneğim var mı

Tıpta sessiz ama çok önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Yıllardır “Ameliyat şart” denilen birçok hastalıkta artık açık cerrahiye alternatif, kesi olmadan ya da çok sınırlı girişimlerle yapılan tedaviler öne çıkıyor. Tiroid nodülleri, erken evre bazı meme tümörleri, damar tıkanıklıkları, miyomlar, hatta diz kireçlenmesi bu hastalıklardan bazıları...

Bugün birçok hastalıkta bazı hastalar için açık ameliyat artık tek seçenek değil.

Dikkat çekmek istediğim konu tıbbın teknik ilerlemesinden çok şu: Vatandaş kendisi için ameliyatsız ya da daha az girişimsel bir seçenek olup olmadığını gerçekten biliyor mu?Eğer hasta bunu bilmiyorsa mesele yalnızca sağlık değil, doğrudan “hasta hakkı” meselesidir.HER HASTALIĞA NEŞTER ŞART DEĞİLBu tablo, geçen hafta benim de katıldığım Antalya-Kemer’de düzenlenen Türk Girişimsel Radyoloji Derneği (TGRD) 2026 Ulusal Kongresi ve EVIS Uluslararası Ortak Toplantısı’nda çok net biçimde ortaya kondu. 1300 uzmanın katıldığı kongrede verilen ortak mesaj son derece çarpıcıydı:“Her hastalıkta neşter şart değil.”Bu cümle hafife alınmamalı.

Çünkü Türkiye’de hasta çoğu zaman hâlâ şu refleksle karşı karşıya kalıyor:“Tiroidde nodül varsa bez alınacak”, “Damar tıkalıysa ameliyat olunacak”, “Kitle varsa kesilecek.”Oysa tıp artık başka bir yere gidiyor.

Bazı hastalıklarda ısıtma, dondurma, damar kapatma, balon, stent, anjiyografik girişimler gibi yöntemlerle daha sınırlı müdahaleler yapılabiliyor.

Bu ne demek?Uzmanlara göre bu hastalar için “daha küçük girişim, daha az kesi, daha kısa iyileşme süresi, bazı durumlarda aynı gün taburcu olabilme ve günlük yaşama daha hızlı dönüş” demek.

Elbette her yöntem her hasta için uygun değil.

Kritik soru da şu: “Hasta, tedavinin kendisine uygun olup olmadığını biliyor mu?”ONAM NASIL OLMALI Burada işin hukuki boyutu devreye giriyor.

Bir hastanın tedaviye “Evet” demesi için yalnızca önüne konulan kâğıdı imzalaması yetmez.

Hasta önerilen tedaviyi, risklerini, alternatiflerini ve uygulanmaması halinde doğabilecek sonuçları bilmek zorundadır.

Bunun adı “aydınlatılmış onam”dır.

Peki, “aydınlatılmış onam” ne demek?“Aydınlatılmış onam”, hastanın kendisine uygulanacak tıbbi teşhis veya tedavi yöntemleri hakkında hekim tarafından detaylıca bilgilendirilip, bu bilgileri anlayarak kendi özgür iradesiyle rıza vermesi sürecidir.

Sadece bir imza işlemi değil, hukuki/etik bir bilgilendirme-anlaşma bütünüdür.

Tedaviyi yapacak doktor veya sağlık personeli yasal olarak bu onamı almak zorundadır.Yani bir hasta “Benim için ameliyatsız bir yol var mı?” sorusunun cevabını almadan, gerçek anlamda bilinçli karar vermiş sayılmaz.

Aksi halde alınan onam tartışmalı hale gelebilir.

Daha açık söyleyeyim:Hastaya tıbben mümkün bir alternatif hiç anlatılmıyorsa, bu yalnızca eksik bilgilendirme değil, hasta hakları açısından ciddi bir sorun olabilir.TİROİD TEDAVİSİKongrede anlatılan örnekler, bu değişimin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.

Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof.

Dr.

Saim Yılmaz, özellikle küçük ve seçilmiş papiller tiroid kanserlerinde tüm tiroid bezini almak yerine sadece hastalıklı alanın ısıtma ya da dondurma yöntemiyle yok edilebildiğini anlattı.

Yılmaz’a göre sadece kanserde değil; iyi huylu tiroid nodüllerinde, toksik nodüllerde, büyük guatrlarda da bazı hastalar için ameliyat yerine bu yöntemler uygulanabiliyor.

Bu hastalar için tablo değişebiliyor.

Boyunda kesi yok, genel anestezi yok, uzun hastane yatışı yok.MEME BÜTÜNLÜĞÜ KORUNABİLİYORBenzer dönüşüm meme sağlığında da yaşanıyor.

Prof.

Dr.

Mehmet Mahir Atasoy, özellikle 2 santimetrenin altındaki erken evre bazı meme kanserlerinde kriyoablasyon, yani dondurma tedavisinin güçlü bir seçenek haline geldiğini söyledi.

Atasoy’a göre bu da ne anlama geliyor?

Meme bütünlüğü korunabiliyor.

Büyük kesi olmayabiliyor.

Estetik kayıp azalabiliyor.

Hasta çoğu zaman aynı gün taburcu olabiliyor.

Özellikle genç kadınlar için bu yalnızca tıbbi değil aynı zamanda psikolojik, sosyal ve estetik bir seçenek.DAMAR TIKALIYSA HER ZAMAN GEREKMEZTürk Girişimsel Radyoloji Derneği Başkanı Prof.

Dr.

Levent Oğuzkurt’un verdiği örnekler de dikkat çekiciydi.

Kalp, boyun, beyin, bacak, bağırsak ve böbrek damarlarındaki ciddi tıkanıklıkların önemli bir kısmı artık balon, stent ve anjiyografik girişimlerle açılabiliyor.

En çarpıcı uyarısı ise şuydu: “Damar tıkanıklığını açan bir ilaç yok.

Bazı hastalarda ‘ilaçla geçer’ diye beklemek bazen zaman kaybı olabilir.”DİZ KİREÇLENMESİNDE YENİ YÖNTEMDiz kireçlenmesi için bile artık farklı seçenekler konuşuluyor.

Prof.

Dr.

Özgür Kılıçkesmez, diz anjiyosu ile ağrıya yol açan anormal damarların içeriden kapatılabildiğini anlattı.GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ AYRI ANABİLİM DALIGazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

Erhan Turgut Ilgıt, girişimsel radyolojinin artık ayrı bir bilim/anabilim dalı olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

Ilgıt’ın sözleri dikkat çekici: “Sağlık Bakanlığı tarafından işlevselliği kabul edilmiş, SGK ödemesine girmiş bir alanın artık resmî statüde de güçlenmesi gerekiyor.”DOĞRU TEDAVİYE ERİŞİM HAKKIBu ilk bakışta sadece mesleki bir tartışma gibi görünebilir.

Ama aslında öyle değil.

Bu, hastanın doğru uzmana, doğru merkezde, doğru zamanda, doğru tedaviye ulaşabilmesiyle ilgili bir konu.

Yani mesele sadece doktorların alan paylaşımı değil.

Vatandaşın doğru tedaviye erişim hakkı.

Benim tüm bunlardan çıkardığım sonuç şu: Tıp ilerledi.

Ama hasta, kendisi için daha az girişimsel ya da ameliyatsız bir seçenek olup olmadığını bilmiyorsa o ilerleme eksik kalır.

Ve burada altı kalın çizgiyle çizilmesi gereken hukuki gerçek şudur:Her hastalıkta neşter şart olmayabilir.

Ama her hastaya tüm seçenekleri anlatmak şarttır.

Çünkü tedavi sadece doktorun kararı değildir.

Bilgilendirilmiş hastanın, bilinçli tercihidir.

Ve evet...Bıçak altına yatmadan önce şu soruyu mutlaka sorun ve araştırın:“Benim için ameliyatsız bir tedavi seçeneği var mı?”AMELİYAT KARARI VERMEDEN Benim için ameliyatsız bir alternatif var mı?

Varsa neden bana uygun / neden uygun değil?

Bu yöntemin başarı oranı ve riski nedir?

İşlem sonrası hastanede yatmam gerekir mi?

Bu yöntem her merkezde uygulanıyor mu?

İlgili Sitenin Haberleri