Haber Detayı
ENSİA/Elvan Aygün Anbar: Enerji depolamada maliyetler yüzde 75 düştü
Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Başkanı Elvan Aygün Anbar, enerji depolama maliyetlerindeki düşüşe dikkat çekerek, “1 MW’lık sistem maliyeti 1 milyon eurodan 230 bin euroya geriledi, Çin’de ise 100 bin dolar seviyesine indi. Ancak bu düşüş sınırsız değil, sektör artık kârlılık odaklı ilerleyecek” dedi.
İREM CEYLİN DEMİRCAN / İZMİR ENSİA Başkanı Elvan Aygün Anbar, enerji depolama sistemlerindeki maliyet düşüşüne dikkat çekerek, önümüzdeki 6–7 yıl içinde 7 ilâ 8 bin MW seviyesinde depolama kapasitesinin devreye alınmasının öngörüldüğünü belirtti.
Yenilenebilir enerji sektöründe depolama teknolojilerine ilgi artarken, batarya maliyetlerinin 1 MW’lık sistemlerde 1 milyon eurodan 230 bin euroya kadar gerilemesi yatırımları hızlandırdı.
Depolamalı rüzgâr ve güneş santralleri şebeke için baz yük kaynağı olma yolunda ilerlerken, Türkiye’de büyüyen yenilenebilir kapasite depolamayı zorunlu hale getiriyor.
Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Başkanı Elvan Aygün, “Depolama sadece maliyet değil, sistem güvenliği açısından da kritik ve vazgeçilmez bir unsur” dedi.
Güneş enerjisi ekipmanlarında Çinli üreticilerin maliyet odaklı üretim stratejisiyle pazarda öne çıktığını belirten Anbar, bu yaklaşımın özellikle invertör ve batarya alanında rekabet dengesini değiştirdiğini söyledi.
Batarya tedarikinde Çin’e bağımlılığın arttığını ifade eden Anbar, hidrojenin uzun vadede alternatif olabileceğini ancak şu an için maliyet nedeniyle sınırlı kaldığını dile getirdi.
PDK işi sıkı tutuyor Türkiye’de verilen ön lisanslara ilişkin de konuşan Anbar, 3 yıl içinde yükümlülüklerini yerine getirmeyen projeler için iptal sürecinin başladığını, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) son dönemde lisansları kademeli olarak geri çektiğini ifade etti.
Önümüzdeki 6–7 yıl içinde 7 ilâ 8 bin MW seviyesinde depolama kapasitesinin devreye alınmasının öngörüldüğünü belirten Anbar, enerji depolamanın hem yatırımcı hem de sistem dengesi açısından “zorunlu bir başlık” haline geldiğini vurguladı.
Enerji depolama yatırımlarının, 2035 yılında rüzgâr ve güneş enerjisi özelinde 120 bin MW kurulu güç hedefi belirleyen Türkiye için artık kaçınılmaz hâle geldiğinin altını çizen Anbar, yenilenebilir enerji üretimindeki artışın şebeke dengesini zorladığını söyledi.
Güneş ve rüzgâr gibi kaynakların doğası gereği kesintili üretim yaptığına işaret eden Anbar, “Depolama sistemleri bu noktada kritik bir rol üstleniyor.
Şu anda yenilenebilir enerji santralleri şebekeyi depo olarak kullandığı için bu durum sürdürülebilir değil.
Ancak mevcut modelde her santrale bir depolama zorunluluğu getirilmesi de ciddi bir maliyet oluşturuyor.
Bugün büyük ölçekli bir depolama yatırımının geri dönüş süresi 15 ilâ 18 yılı bulabiliyor.
Bu sürelerin kısalması için düzenleyici çerçevenin depolamalı santrallerin gelirlerini netleştirmesi ve gelir modellerinin daha öngörülebilir hale getirmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. “Rüzgâr türbini kanadı üretimindeki boşluk kısa sürede dolacak” İzmir’de rüzgâr enerjisi sektöründe faaliyet gösteren dört türbin kanadı fabrikasının kapanmasının sektörde moral bozukluğu yarattığını belirten Anbar, buna rağmen üretimin yıl içinde yeniden başlayacağını ifade etti.
Anbar, “LM Wind Power’ın çekilmesiyle başlayan süreçte TPI ve Enercon’un fabrikalarının kapanması sektörü olumsuz etkiledi.
Ancak YEKA ihaleleri kapsamında yerli üretim kritik önem taşıyor.
Bu nedenle kapanan tesislerde üretimin farklı firmalarla yeniden başlayacağını öngörüyoruz” dedi.