Haber Detayı

İngiltere İşçi Partisi Halkla Koalisyon Kuruyor... (Yine Sol, Yeniden Sol, Yenilenen Sol!)
Dr. r. bülend kırmacı haber3.com
07/04/2026 12:43 (2 gün önce)

İngiltere İşçi Partisi Halkla Koalisyon Kuruyor... (Yine Sol, Yeniden Sol, Yenilenen Sol!)

İngiltere İşçi Partisi Halkla Koalisyon Kuruyor... (Yine Sol, Yeniden Sol, Yenilenen Sol!)

İngiltere’de iktidarda bulunan İşçi Partisi hükümeti, son dönemde aldığı kararlarla siyasetin özüne dair çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı: Siyaset, hayat değiştirme sanatıdır.Gerçekten bana da ilettikleri son düzenlemelerden biri özellikle dikkat çekici...

Yıllardır yürürlükte olan ve devlet yardımlarını "en fazla iki çocukla sınırlayan" uygulama kaldırıldı.

Peki bu uygulama neydi?

Devletin dar gelirli ailelere yaptığı sosyal desteklerde, üçüncü ve sonraki çocuklar için yardım verilmemesi kararlaştırılmış idi...Yani bir aile ne kadar zor durumda olursa olsun, iki çocuktan fazlası sistem tarafından “yok sayılıyordu”.İşte bu "sınırın" kaldırılmasıyla birlikte yüz binlerce çocuk ilk kez gerçek anlamda sosyal destek kapsamına alındı.

Resmî açıklamalara göre yaklaşık 450 bin çocuk doğrudan yoksulluk sınırının üzerine taşınacak, yüz binlercesinin ise yaşam koşulları iyileşecek.Bu, teknik bir düzenleme değildir.

Bu, bir tercihtir.Ve bu tercih bize şunu açıkça gösterir:Yoksulluk bir kader değil, uygulanan politikarın sonucudur.Bilindiği gibi refah devleti kavrayışı, uzun yıllar İngiltere siyasetinde İşçi Partisi ve sol düşüncenin taşıyıcı sütunlarından biri olmuştur.

Eğitimden sağlığa, sosyal güvenlikten işçi haklarına kadar geniş bir alanda kurulan bu yapı, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki, sosyal moral bir düzenin ifadesiydi.Ancak 1980’li yıllarda Margaret Thatcher ile güç kazanan neoliberal anlayış, bu yapıyı sistematik biçimde aşındırdı.

Demiryollarının özelleştirilmesi, kamusal hizmetlerin piyasalaştırılması, sendikal gücün zayıflatılması… Bunların hepsi yalnızca ekonomik kararlar değil, toplumun ruhunu dönüştüren tercihlerdi.1990’lı yıllarda sağlık sisteminde yaşanan sarsıntılar ve sosyal devletin geri çekilmesi, İngiltere halkına ağır bedeller ödetti.

Bu süreçte sol düşüncenin kendisi de dönüşüme uğradı.

Tony Blair çizgisi, seçim kazanma becerisiyle öne çıksa da, solun tarihsel omurgasını yeniden kurmak yerine çoğu zaman piyasa ile uyumlu bir “yumuşatılmış sol” anlayışı temsil etti.Gordon Brown döneminde bazı toparlayıcı adımlar atılmış olsa da, çözülmenin bütünüyle durdurulduğunu söylemek mümkün değildi.Bugün ise tablo değişiyor.Blair tarzı Atlantik dümen suyu solculuğu giderek sorgulanıyor.

İşçi Partisi, kadim merkezi ve soğuk savaş refleksleriyle şekillenmiş kalıpların ötesine geçerek; kendi ülkesinin gerçeklerine yaslanan, daha özgün, daha cesur ve daha toplumsal bir sol siyasete yönelmek zorunda olduğunu görüyor.

Bence bu yönelim sadece İngiltere için değil, aynı zamanda Sosyalist Enternasyonal ve dünya solu için de bir direnç ve umut alanıdır.Çünkü artık dünya değişmiştir.Yoksullukların derinleştiği, savaşların arttığı, göçlerin hızlandığı, dış ticaret alanlarının daraldığı bir küresel düzende; 20. yüzyılın alışkanlıklarıyla yol almak mümkün değildir.

Ne altın rezervleriyle ne de eski tip güç projeksiyonlarıyla bu sorunlara çözüm bulunabilir.Yeni bir akla ihtiyaç vardır:Emekle ulusal çıkarları ve sermaye ile ulus-devleti tümleştiren..Bu akıl; kaynakların ve gelirin hakça dağılımını esas alan, teknolojiyi akılcı ve toplumsal fayda odaklı kullanan, emeği merkeze koyan bir anlayış olmak zorundadır.Yani açıkça söylemek gerekirse:Yine sol, yeniden sol, yenilenen sol.Ancak burada kritik bir eşik vardır.Bu dönüşüm yalnızca yasa çıkararak gerçekleşmez.İşçi Partisi’ne yakın düşünce platformlarından LabourList’in son değerlendirmesi tam da bu noktaya işaret ediyor.

Yapılan reformların kalıcı olabilmesi için yalnızca parlamentodan geçmesi yetmez; toplumun zihninde ve vicdanında da yer etmesi gerekir.Çünkü anlatılmayan, savunulmayan ve toplumsallaşmayan hiçbir reform uzun ömürlü değildir."Bugün yapılan bir düzenleme, yarın başka bir siyasi irade tarafından geri alınabilir." Ancak, eğer toplum bu düzenlemeyi kendi kazanımı olarak görürse, işte o zaman geri dönüş neredeyse imkânsız hale gelir.Bu yüzden mesele sadece yasa yapmak değil; o yasayı halkla birlikte anlamlandırmak, savunmak ve sahiplenmektir.Ve işte tam bu noktada benim “halkla koalisyon” kavramı dediğim betimleme anlam kazanıyor.Unutmayalım ki, siyaset, yalnızca partiler arası bir denge oyunu değildir.

Gerçek siyaset, halkla kurulan görünmez ama güçlü bir sözleşmedir.

İşçi Partisi’nin son adımları, bu sözleşmeyi yeniden kurma arayışının işaretlerini veriyor.Anketlerde başarı aramak, televizyon tartışmalarında üstün gelmek, kısa vadeli siyasi kazançlar elde etmek… Bunların hiçbiri kalıcı değildir.Kalıcı olan tek şey, insanların hayatında somut bir iyileşme yaratabilmektir.Bir çocuğun aç yatmaması,bir ailenin ay sonunu korkmadan getirmesi,bir çalışanın hastalandığında işini kaybetme korkusu yaşamaması…İşte siyaset budur.Ve eğer bu başarım halkla birlikte oluşmuş ve kurulmuşsa geçerlidir, zaman aşımına uğramaz ve sürdürülebilirliğin de, tek garantisi budur.İngiltere’de bugün ortaya çıkan tablo, bu açıdan dikkatle izlenmelidir.

İşçi Partisi yalnızca bir politika değişikliği yapmıyor; aynı zamanda siyaset anlayışını yeniden tanımlamaya çalışıyor.Bu bir başlangıçtır.Ama doğru bir başlangıçtır.Ve belki de uzun zamandır İngiltere'de sol, yeniden kendisi olmaya başlamaktadır.Dr.

R.Bülend Kırmacır.b.kirmaci@gmail.comhttps://x.com/bulendkirmacihttps://www.facebook.com/r.bulendkirmacihttps://rbulendkirmaci.wordpress.com/ 

İlgili Sitenin Haberleri