Haber Detayı
Tiflis Senfoni Orkestrası Ankaralı müzikseverlerle buluştu
Tiflis Senfoni Orkestrası, şef Vakthang Kakhidze yönetiminde 40. Uluslararası Ankara Müzik Festivali kapsamında Ankaralı müzikseverlerle buluştu. CSO ADA Ankara Ana Salon’da gerçekleşen konserde orkestraya Gürcistan Devlet Çoksesli Korosu eşlik etti. Gecede, Kakhidze’nin anne ve babasına ithafen bestelediği ve cenaze müziği, Katolik müziği, Ortodoks müziği ile halk müziğini bir araya getiren 15 bölümlük ‘Requiem’ eseri seslendirildi.
HAŞİM KILIÇ / NEFESTiflis Senfoni Orkestrası, şef Vakthang Kakhidze yönetiminde 40.
Uluslararası Ankara Müzik Festivali kapsamında Ankaralı müzikseverlerle buluştu.
CSO ADA Ankara Ana Salon’da gerçekleşen konserde orkestraya Gürcistan Devlet Çoksesli Korosu eşlik etti.
Gecede, Kakhidze’nin anne ve babasına ithafen bestelediği ve cenaze müziği, Katolik müziği, Ortodoks müziği ile halk müziğini bir araya getiren 15 bölümlük ‘Requiem’ eseri seslendirildi.Festivale daha önce üç kez katıldığını hatırlatan Gürcü şef, bu yılki konserin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirterek, “Ancak bu sefer farklı olarak Gürcistan Devlet Korosu, 11 solist yer alıyor ve benim bestelediğim Requiem’i seslendireceğiz.
Ayrıca ilk kez bu güzel salonda, CSO Ada Ankara’da sahne alıyoruz.
Daha önce burada çalmamıştık.
Bu benim için büyük bir avantaj ve bu atmosferin tadını çıkarmak istiyorum” dedi.
Ankara seyircisinin müzikal duyarlılığına da dikkat çeken Kakhidze, “Önceki üç gelişimde de harikaydı çünkü seyirci çok sıcak ve çok müzikal.
Müzikte olan tüm detayları anlıyorlar ve onlarla buluşmak büyük bir keyifti.
Umarım bugün de seyirci aynı derecede duyarlı olur ve aramızda bu çok hassas bağı kurabiliriz” ifadelerini kullandı.KALBİM BESTECİLİKTEN YANAMüzik kariyerinde besteciliğin ayrı bir yere sahip olduğunu vurgulayan Kakhidze, şefliğe yöneliş sürecini de anlattı.
Moskova Konservatuvarı’nda yedi yıl bestecilik eğitimi aldığını belirten sanatçı, “Hâlâ asıl mesleğimin bestecilik olduğunu düşünüyorum.
Daha sonra Sony Classical ile Tiflis Senfoni Orkestrası’yla kayıtlar yapmaya başladım ve şefliğe yöneldim.
Babam 2002 yılında vefat ettiğinde, onun yerine orkestranın sanat yönetmeni ve baş şefi olarak görevi devralmak zorunda kaldım.
O zamandan beri bu iş benim ana uğraşım haline geldi.
Ancak kalbim her zaman bestecilikten yana” diye konuştu.TRAJEDİYİ ANLATIYORKonserde seslendirilen ‘Requiem’ eserinin ortaya çıkış sürecine de değinen Kakhidze, eseri anne ve babasının anısına yazdığını belirtti.
Pandemi nedeniyle eserin iki yıl boyunca seslendirilemediğini ifade eden şef, “Requiem’i 2020 yılında yazdım ancak Covid nedeniyle iki yıl boyunca seslendiremedik.
Prömiyerini 2023 yılında Tiflis’te gerçekleştirdik.
Eser 15 bölümden oluşuyor ve klasik Latince metne dayanıyor” dedi.
Eserin yapısına ilişkin detaylar da paylaşan Kakhidze, “Solistler on kişiden oluşuyor: kadın dörtlüsü, erkek altılısı ve bir de çocuk solist var.
Gürcü müziğine özgü unsurlarla cenaze müziğini, Katolik ve Ortodoks müziği ile halk müziğini bir araya getirerek bir füzyon oluşturmaya çalıştım.
Bu, birini kaybettiğinizde yaşanan trajediyi anlatıyor.
Bu müziği anlatmak aslında yemek anlatmak gibi; tatmanız, dinlemeniz gerekir” ifadelerini kullandı.HEPİMİZİN BARIŞA İHTİYACI VARTürkiye ile Gürcistan arasındaki kültürel ve müzikal ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Kakhidze, iki ülkenin dost ve komşu olduğuna dikkat çekti. “İlk gelişimizde bazı Türk uvertürleri çalmıştık ama sonrasında bunu sürdüremedik.
Bence bunu geliştirmemiz gerekiyor.
Birbirimizin müziğini ve kültürünü daha iyi tanımalıyız” diyen sanatçı, bu tür etkileşimlerin sürekliliğinin önemine işaret etti.
Dünyadaki koşulların bu tür sanatsal alışverişleri doğrudan etkilediğini belirten Kakhidze, “Her yıl yeni bir şey olmalı, tabii dünyadaki koşullar buna izin verirse.
Hepimizin barışa ihtiyacı var.
Bu yüzden ülkenize, ülkeme ve herkese barış diliyorum.
Çünkü barış olmadan müziği ya da başka fikirleri geliştirmek çok zor” değerlendirmesinde bulundu.BEN İYİ MÜZİĞİ SEVERİMFarklı müzik türlerine olan ilgisini de dile getiren Kakhidze, Johann Sebastian Bach, Ludwig van Beethoven ve Igor Stravinsky gibi bestecilere hayranlık duyduğunu söyledi.
Empresyonist müziği de çok sevdiğini belirten sanatçı, halk müziğinin kendisi için ayrı bir önemi olduğunu vurgulayarak, “Bir ülkenin gerçek ruhunu ve kültürünü halk müziğinde görebilirsiniz.
Aynı zamanda tarihini de okuyabilirsiniz.
Türk müziği ile Gürcü müziği arasındaki etkileşimler ya da Türk-Bulgar müziği arasındaki benzerlikler son derece ilginç.
Önemli olan bu etkileşimlerin varlığı ve zenginliği” dedi.
Caz ve caz-rock gibi türlere de ilgi duyduğunu ifade eden Kakhidze, “Ben iyi müziği severim” sözleriyle müziğe yaklaşımını özetledi.ORKESTRA VE İZLEYİCİ ARASINDAKİ KÖPRÜŞeflik anlayışına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kakhidze, duygusal bir yapıya sahip olduğunu ve besteci kimliğinin kendisine önemli bir bakış açısı kazandırdığını söyledi. “Benim için bir kural var: bestecinin partisyona yazdığı isteğe sadık kalmak zorundayım.
Ama aynı zamanda bunu nasıl yorumlayacağınızı bulmak da çok ilginçtir.
Şefler arasındaki fark da buradan gelir” diyen sanatçı, yorum ile eserin özünü koruma arasındaki hassas dengeye dikkat çekti.İyi bir şefin orkestrayla ve seyirciyle güçlü bir bağ kurması gerektiğini belirten Kakhidze, “Şef, orkestra ile dinleyici arasında yer alır.
Konser sırasında ortaya çıkan tüm duyguları orkestraya aktarmalı, sonra orkestradan alıp seyirciye iletmeli ve tekrar geri döndürmelidir.
Bu çok ilginç bir süreçtir” ifadelerini kullandı.
Kendi performansına ilişkin değerlendirmeyi ise dinleyiciye bırakan Kakhidze, “Ne kadar iyi ya da kötü olduğuma ben karar veremem; buna izleyici karar verir” dedi.