Haber Detayı

Okullarda kurşun, koridorlarda pala
Tülin türkoğlu internethaber.com
16/04/2026 06:51 (1 gün önce)

Okullarda kurşun, koridorlarda pala

Yaşananları soğukkanlı bir şekilde yazmak zorundayız.Çünkü rakamlar bile artık ürkütücü.

Önce Ege Üniversitesi.

Öğrenciler sendika kurmak istiyor.Yani anayasal bir hak.

Karşılarına çıkan ise tartışma değil.Elinde pala olan bir saldırgan.

Bir öğrenci 21 öğrenciyi yaralıyor.Olay bitmiyor.Hastane çıkışında ikinci saldırı gerçekleşiyor.

Bu detay önemli.Çünkü bu, anlık öfke değil.Bu, “yapabilirim” cesareti.

Sonra Kahraman Maraş’ta Aysel Çalık Ortaokulu.

Silah sesleri yükseliyor.İlk belirlemelere göre:1 öğretmen, 3 öğrenci hayatını kaybediyor.4’ü ağır, 20 kişi yaralı.

Öğretmen öğrencilerine siper ediyor kendini.

Bir okul…Bir anda hastane koridoruna dönüyor.

Ve Şanlıurfa Siverek’te.

Bir lise.

Silahlı saldırı.15’ten fazla yaralı.Saldırgan olayın ardından intihar ediyor.

Yani sadece kurşun sıkmıyor…Bir hayatı da kendi eliyle bitiriyor.

Üç olay.Üç şehir.Aynı tablo: Okul dediğin yerde kan var.

Şimdi gelelim asıl meseleye.

Bu olayları sadece “güvenlik zafiyeti” diye okumak…meseleyi yarım anlamaktır.

Burada bir toplumsal çözülme var.

Gençler daha öfkeli.Daha yalnız.Daha görünmez.

Ve en önemlisi…şiddete daha yatkın.

Peki bu çocuklar nereden geliyor?

Hepsi birer evden çıkıyor.

Bir aileden.

Ama o aileler çoğu zaman üç cümleye sığınıyor:“Bizim çocuk yapmaz.”“Son zamanlarda değişmişti.”“Hiç anlamadık.” Gerçek şu: Anlamadık değil…bakmadık.

Görmedik değil…görmek istemedik.

Bir çocuk silahı eline bir günde almaz.Bir genç pala ile üniversite basmaya bir sabah karar vermez.

O öfke…yavaş yavaş büyür.

Evde başlar.Okulda derinleşir.Toplumda patlar.

Ve biz ne yapıyoruz?

Her olaydan sonra…faili konuşuyoruz.

Ama o faili üreten zemini konuşmuyoruz.

En tehlikeli eşik şudur: Bu haberleri okuyup“Yine olaylar olmuş, insanlar ölmüş” deyip geçmeye başladığımız an… Kaybetmişiz demektir.

Çünkü… Bugün okulda öğrenciler ölüyorsa…yarın toplumda vicdan ölür.

Bugün 21 genç palayla yaralanıyorsa…yarın bir nesil sakatlanır.

Bu yüzden mesele sadece güvenlik değil.

Mesele…çocuk yetiştirme meselesi.Mesele…toplum olma meselesi.

Ve artık şu soruyu dürüstçe sormalıyız: Biz çocuklarımızı okula mı gönderiyoruz…yoksa kendi ihmalimizin ortasına mı?

İnsan beyni 21 yaşına kadar şekilleniyor, öğreniyor, sınırlarını çiziyor.Ama biz o inşaata ne koyuyoruz?

Şiddet.

Ekranlardan akan, oyunlardan taşan, dizilerde sıradanlaşan şiddet…Her kurşun sesi, her kavga sahnesi, her “normalmiş gibi” sunulan silah kullanımı…Aslında beynin en hassas yerlerine işleniyor.

Duygu köreliyor.Empati zayıflıyor.Öfke daha hızlı yükseliyor.

Ve en tehlikelisi…Şiddet, zihinde “olağan” hale geliyor.

Bugün bir çocuk ekranda gördüğünü yarın hayatta denemeye daha yakın hale geliyorsa…Bu sadece bireysel bir sorun değil.

Bu, toplumsal bir alarmdır.

Maraş ve Urfa okul katliamın ortak noktaları olacağı kanaatindeyim.

İstanbul’dan Dünyaya Mesaj: Barış Yetmez, Adalet Şart İstanbul’daki zirveyi “bir toplantı” diye okumak…Büyük hatadır.

Çünkü Inter-Parliamentary Union’un 152.

Genel Kurulu…Dünyanın kırılma anına denk geliyor.

Ev sahibi Türkiye.Türkiye Büyük Millet Meclis adına bu büyük organizasyonun ev sahibi Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş.

Tema net:“Umut, barış, adalet.” Ama mesele slogan değil.Mesele, bu kelimelerin artık tükeniyor olması.

Çünkü bugün dünyada: Barış var gibi… ama savaş bitmiyor.Adalet var gibi… ama güçlüye çalışıyor.Ekonomi var… ama eşit değil.

İstanbul’daki genel kurulda sadece konuşmalar yapılmadı.

Türkiye…tarihini, kültürünü, geleneğini ve devlet aklınıbir görsel şölenle dünyaya gösterdi.

Mesaj açıktı: “Biz sadece izleyen değil, yön veren bir ülkeyiz.”

İlgili Sitenin Haberleri