Haber Detayı
TSB Başkanı Ahmet Yaşar: Sigortacılık enstrüman değil ana unsur olmalı
Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) yeni başkanı Ahmet Yaşar, sektörün geleceğine yönelik gündem ve önceliklerini açıkladı. Temel hedeflerinin ülkenin koruma açıklarını kapatmak ve sigorta sektörünü hak ettiği konuma getirmek olduğunu vurgulayan Yaşar, “Sigortacılık enstrüman değil, ana unsur olmalı” dedi.
Sevilay ÇOBANTürkiye Sigorta Birliği’nin yeni başkanı Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün ana gündem maddeleri, global krizlerin etkisi ve demografik değişimin beraberinde getirdiği yeni sigorta ürünleri ihtiyaçları ve ülkenin koruma açığının kapatılmasına yönelik atılacak adımları DÜNYA Gazetesi’ne anlattı.“Hiçbir üye şirketi ötekileştirmeyeceğiz”Yaşar, ana gündem maddelerini iki başlık altında ele aldıklarını ifade ederek, “Mikro yani günlük konularımızın başında sektör oyuncularımız geliyor.
Hayat dışı, hayat, bireysel emeklilik, reasürans gibi farklı uzmanlık alanları ve öncelikleri bulunan 68 üye şirketin her birinin gündemi, günlük çalışma ajandasının parçası olacak ve hiçbir üyeyi ötekileştirilmeyeceğiz.
Bu konuları da Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve SEDDK ile istişare süreçleriyle çözüme kavuşturacağız” dedi.“Hedefimiz, ülkemizin koruma açığını kapatmak”Makro ölçekli stratejilerini de anlatırken, “Sigortacılığı, bir enstrüman olmaktan çıkarıp, hükümet ve politika yapıcılar için ana unsur haline getirmeyi amaçlıyoruz” diyen Yaşar, şöyle devam etti: “Devletin yeni politikalar geliştirirken 'Bunu sigortayla nasıl çözebilirim?' sorusunu sorması hedefliyoruz.
Maraş depremleri sonrası gördük ki %6’lık bir sigorta koruması vardı.
Bu da %94 koruma açığı demek.
Aynı yıl dünyada %40 sigorta koruması vardı.
Biz o günden bugüne trilyonlarca lira kaynak ayırmak zorunda kaldık.Arkasından don olayları oldu ve gıdada enflasyona yol açan bir süreç yaşandı.
Hâlbuki devletimizin burada çok ciddi subvansiyonu var.
Dolayısıyla tarım sigortalarındaki farkındalığı artırmamız lazım.
Burada devletin yine bir enstrüman olarak tarım sigortalarını kullanmaya devam etmesi gerekiyor.
Bizim de temel hedefimiz ülkemizin koruma açıklarını kapatmak ve sigorta sektörünü hak ettiği konuma getirmek.”Yaşar, Türkiye’de sigorta penetrasyon oranının %2,6 seviyesinde olduğunu hatırlatarak, hedeflerinin bu oranı yaklaşık iki katına çıkararak 50 milyar dolar üretim büyüklüğüne ulaşmak olduğunu söyledi.
Yaşar, bunun yalnızca sektörel büyüme anlamına gelmediğini; daha fazla bireyin güvence altına alınması, daha güçlü bir finansal sistem ve daha dayanıklı bir ekonomi anlamına geldiğini belirterek, “Bugün ülkemizin sahip olduğu sorunların birçoğunun aslında, özünde sigortayla çözülebileceğini düşünüyoruz” ifadesini kullandı.Sigortacılığı yalnızca bir finansal teknoloji ürünü olarak görmenin ve sigorta şirketlerini sadece ürün sağlayıcısı konumuna indirgemenin doğru olmadığını söyleyen Yaşar, sektör için ideal modeli şu şekilde tanımladı: Banka ölçeği sağlar, acente ve brokerlar derinlik katar, teknoloji hız kazandırır ve sigorta şirketi ortak aklı temsil eder.
Yaşar, “Bu model kurulmadan büyüme olur ama sürdürülebilir olmaz” diye konuştu.Riskler kapıda, sigortalılığı artırma fırsatı kaçmamalıPiyasalarda şu anda reasürans açısından çok ciddi bir rekabet yaşandığına işaret eden Yaşar, bu ‘yumuşak piyasa’ döneminin, sigortalı adayları için iyi bir fırsat olduğu mesajını verdi.
Yaşar, “Dolayısıyla bir yandan jeopolitik durumumuzun yarattığı riskler bir yandan yeni normalin yarattığı riskler kapımızdayken, ayrıca bizim piyasamızdaki rekabet dönemini, soft dönemi iyi değerlendirerek sigortalılık oranını artırmamız lazım.
Çünkü bu böyle sürmeyecektir.
Özellikle savaşın etkisi, yarattığı maliyet artışları bir süre sonra sigorta şirketlerinin bu rekabeti sürdüremez hale getirebilir.
Öyle ki petrokimya gibi bazı ürün gruplarında %150’lere varan fiyat artışlarıyla savaşın etkisini de görmeye başladık” dedi.“Sigortacılık risk terziliğidir”Bankasürans Zirvesi’nde yaptığı konuşmada sigorta sektörünün son yıllarda güçlü bir büyüme performansı sergilediğini aktaran Yaşar, 2025 itibarıyla prim üretiminin yüzde 46 artışla 1,22 trilyon TL’ye ulaştığını söyledi.
Yaşar, dijitalleşmenin hızlandığını ve fintech çözümlerinin süreçleri kolaylaştırdığını belirten Yaşar, buna rağmen sigortacılığın yalnızca teknolojiyle yürütülebilecek bir alan olmadığının altını çizdi.Sahadaki bilgi, doğru analiz ve insan temasının belirleyici olmaya devam ettiğini ifade eden Yaşar, acenteler, brokerlar ve saha satış ekiplerinin sektörün omurgası olduğunu ve bu rolün devam edeceğini kaydetti. “Sigorta bir ürün satışı değil, bir güven ilişkisi kurma işidir” diyen Yaşar, sigortacılığın aynı zamanda bir “risk terziliği” olduğunu vurguladı.