Haber Detayı

TSB Başkanı Ahmet Yaşar: Sigortacılık enstrüman değil ana unsur olmalı
Sigortacılık dunya.com
22/04/2026 00:00 (3 hafta önce)

TSB Başkanı Ahmet Yaşar: Sigortacılık enstrüman değil ana unsur olmalı

Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) yeni başkanı Ahmet Yaşar, sektörün geleceğine yönelik gündem ve önceliklerini açıkladı. Temel hedeflerinin ülkenin koruma açıklarını kapatmak ve sigorta sektörünü hak ettiği konuma getirmek olduğunu vurgulayan Yaşar, “Sigortacılık enstrüman değil, ana unsur olmalı” dedi.

Sevilay ÇOBANTürkiye Sigorta Birliği’nin yeni başkanı Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün ana gündem maddeleri, global kriz­lerin etkisi ve demografik deği­şimin beraberinde getirdiği yeni sigorta ürünleri ihtiyaçları ve ül­kenin koruma açığının kapatıl­masına yönelik atılacak adımları DÜNYA Gazetesi’ne anlattı.“Hiçbir üye şirketi ötekileştirmeyeceğiz”Yaşar, ana gündem maddeleri­ni iki başlık altında ele aldıkları­nı ifade ederek, “Mikro yani gün­lük konularımızın başında sektör oyuncularımız geliyor.

Hayat dı­şı, hayat, bireysel emeklilik, rea­sürans gibi farklı uzmanlık alan­ları ve öncelikleri bulunan 68 üye şirketin her birinin gündemi, gün­lük çalışma ajandasının parçası olacak ve hiçbir üyeyi ötekileşti­rilmeyeceğiz.

Bu konuları da Si­gortacılık ve Özel Emeklilik Dü­zenleme ve SEDDK ile istişare süreçleriyle çözüme kavuştura­cağız” dedi.“Hedefimiz, ülkemizin koruma açığını kapatmak”Makro ölçekli stratejilerini de anlatırken, “Sigortacılığı, bir ens­trüman olmaktan çıkarıp, hükü­met ve politika yapıcılar için ana unsur haline getirmeyi amaçlıyo­ruz” diyen Yaşar, şöyle devam et­ti: “Devletin yeni politikalar ge­liştirirken 'Bunu sigortayla nasıl çözebilirim?' sorusunu sorması hedefliyoruz.

Maraş depremleri sonrası gördük ki %6’lık bir sigor­ta koruması vardı.

Bu da %94 ko­ruma açığı demek.

Aynı yıl dün­yada %40 sigorta koruması vardı.

Biz o günden bugüne trilyonlarca lira kaynak ayırmak zorunda kal­dık.Arkasından don olayları oldu ve gıdada enflasyona yol açan bir süreç yaşandı.

Hâlbuki devletimi­zin burada çok ciddi subvansiyo­nu var.

Dolayısıyla tarım sigorta­larındaki farkındalığı artırmamız lazım.

Burada devletin yine bir enstrüman olarak tarım sigortala­rını kullanmaya devam etmesi ge­rekiyor.

Bizim de temel hedefimiz ülkemizin koruma açıklarını ka­patmak ve sigorta sektörünü hak ettiği konuma getirmek.”Yaşar, Türkiye’de sigorta pe­netrasyon oranının %2,6 seviye­sinde olduğunu hatırlatarak, he­deflerinin bu oranı yaklaşık iki katına çıkararak 50 milyar do­lar üretim büyüklüğüne ulaş­mak olduğunu söyledi.

Yaşar, bu­nun yalnızca sektörel büyüme anlamına gelmediğini; daha fazla bireyin güvence altına alınması, daha güçlü bir finansal sistem ve daha dayanıklı bir ekonomi anlamına geldiğini belirterek, “Bugün ülkemizin sahip olduğu sorunların birçoğunun aslında, özünde sigortayla çözülebilece­ğini düşünüyoruz” ifadesini kul­landı.Sigortacılığı yalnızca bir finan­sal teknoloji ürünü olarak görme­nin ve sigorta şirketlerini sadece ürün sağlayıcısı konumuna indir­gemenin doğru olmadığını söyle­yen Yaşar, sektör için ideal modeli şu şekilde tanımladı: Banka ölçeği sağlar, acente ve brokerlar derin­lik katar, teknoloji hız kazandırır ve sigorta şirketi ortak aklı temsil eder.

Yaşar, “Bu model kurulma­dan büyüme olur ama sürdürüle­bilir olmaz” diye konuştu.Riskler kapıda, sigortalılığı artırma fırsatı kaçmamalıPiyasalarda şu anda reasürans açısından çok ciddi bir rekabet yaşandığına işaret eden Yaşar, bu ‘yumuşak piyasa’ döneminin, sigortalı adayları için iyi bir fırsat olduğu mesajını verdi.

Yaşar, “Dolayısıyla bir yandan jeopolitik durumumuzun yarattığı riskler bir yandan yeni normalin yarattığı riskler kapımızdayken, ayrıca bizim piyasamızdaki rekabet dönemini, soft dönemi iyi değerlendirerek sigortalılık oranını artırmamız lazım.

Çünkü bu böyle sürmeyecektir.

Özellikle savaşın etkisi, yarattığı maliyet artışları bir süre sonra sigorta şirketlerinin bu rekabeti sürdüremez hale getirebilir.

Öyle ki petrokimya gibi bazı ürün gruplarında %150’lere varan fiyat artışlarıyla savaşın etkisini de görmeye başladık” dedi.“Sigortacılık risk terziliğidir”Bankasürans Zirvesi’nde yaptığı konuşmada sigorta sektörünün son yıllarda güçlü bir büyüme performansı sergilediğini aktaran Yaşar, 2025 itibarıyla prim üretiminin yüzde 46 artışla 1,22 trilyon TL’ye ulaştığını söyledi.

Yaşar, dijitalleşmenin hızlandığını ve fintech çözümlerinin süreçleri kolaylaştırdığını belirten Yaşar, buna rağmen sigortacılığın yalnızca teknolojiyle yürütülebilecek bir alan olmadığının altını çizdi.Sahadaki bilgi, doğru analiz ve insan temasının belirleyici olmaya devam ettiğini ifade eden Yaşar, acenteler, brokerlar ve saha satış ekiplerinin sektörün omurgası olduğunu ve bu rolün devam edeceğini kaydetti. “Sigorta bir ürün satışı değil, bir güven ilişkisi kurma işidir” diyen Yaşar, sigortacılığın aynı zamanda bir “risk terziliği” olduğunu vurguladı.

İlgili Sitenin Haberleri