Haber Detayı
İklim savaşı tartışması alevlendi... ABD ve İsrail yağmurumuzu mu çalıyor
ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşta müzakere belirsizliği ve İsrail’in Lübnan’a saldırıları devam ederken, geçtiğimiz hafta İran’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) konuşlu bir radar üssünü yerle bir etmesinin ardından, uzun zamandır kuraklık çeken İran ve Irak’ta yağmurların başladığını öne sürmesi, bölgedeki jeopolitik gerilimi, iklim savaşı tartışmasına döndürdü: “Yağmurlarımız çalınıyor mu?” Körfez hava sahasının kapandığı ilk günlerde yine benzer bir iddia ortaya atılmış; ABD ve müttefiklerinin “bulut tohumlama” operasyonları sekteye uğradığı için “çalınan” yağmurlarımıza kavuştuğumuz konuşulmuştu. Peki bilim böylesi bir senaryoya imkân veriyor mu gerçekten? Yağmur “çalınabilir” mi?
‘YAĞMUR ÇALMAK’ BİLİMSEL OLARAK İMKÂNSIZDIR VE HAYAL ÜRÜNÜDÜR Aslında bu ve benzeri meteorolojik olayların bir “askeri strateji” aracı olarak kullanılması, yeni bir tartışma değil.
Zira Amerika’nın, Vietnam Savaşı’nda yaptıkları ortada.
Resmî belgelere de yansıyan bilgilere göre, ABD bu savaşta iklimi etkili bir silah olarak kullanmış; düşmanın lojistik sağladığı yolları çamura bulamak için muson yağmurlarını “yapay” yollarla manipüle etmişti.
Dolayısıyla ABD, İsrail ve BAE’nin “yağmurları çaldığı” iddiasını savunanların çıkış noktası burası.İRAN ORTAYA ARTTIİran’ın eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, 2011’de Batılı ülkeleri, “gelişmiş hava modifikasyonu teknolojileriyle İran’da kuraklığa neden olmak”, 2018’de ise Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi eski başkanı Said Celili de İsrail’i, “İran ve komşu bir ülkenin bulutlarını kısırlaştırmakla” suçlamıştı.
Peki bilim bu senaryoya izin veriyor mu gerçekten?İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Öğretim Üyesi ve CNN Türk meteoroloji danışmanı Prof.
Dr.
Orhan Şen’i aradım.
Diyor ki:GERÇEKLER DEĞİL HİKÂYELERE İNANIYORUZ“Yağış şiddetini arttırmak/ düşürmek, sis dağıtmak, dolu önlemek gibi sebeplerle havaya müdahale edilebilir.
Bugüne kadar, Türkiye dahil birçok ülkede, bilinen ismi ile “yağmur bombası”, bugünkü adıyla “bulut tohumlaması” yöntemlerini kullanılmış ve kullanmaktadır.
Buna döneceğim, örneklerle anlatacağım.
Ancak bu yöntemler, sadece uygulandığı alanda yani lokal ölçekte etkilidir. ‘Ülkeler arası hava kontrolü’ gibi bir durum mümkün değildir.
Başka bir ülkenin yağışını ‘çalmak’ bilimsel olarak imkansızdır ve hayal ürünüdür.”E, nereden çıktı bu iddialar?
İnsan beyninin hikâyeye daha yatkın olduğunu söylüyor Prof.
Dr.
Şen: “Bilimsel ölçümler, araştırmalar vs. dediğinizde bu, çoğu kişiye karmaşık gelir.
Oysa biz bilim insanları hikayelere değil, ölçüm ve verilere bakarız” diyerek, “döneceğim” dediği noktaya dönüyor:TÜRKİYE’DE DE UYGULAMIŞTIK“Bilim insanlarının ‘yapay yağış’ veya ‘bulut tohumlaması’ dediği sistem, modern aletlerle yapılan yağış artırma projeleridir.
Yunanistan, Rusya, BAE, Katar, Suudi Arabistan ve savaş öncesine kadar İsrail’in dahil olduğu 50’den fazla ülkede yapılmış ve yapılmaktadır.
Ki 1990, 1992 ve 1998’de Türkiye’de de bu tür hava modifikasyonları yapıldı.
O dönem projenin başında ben vardım.
Yağışta yüzde 18’lik bir artış sağlamış ve kuraklığın önüne geçmiştik.
Bu, bilimsel bir uygulamadır.
Var olanı arttırmayı hedeflemektedir.
Yani ortada tek bir bulut dahi yokken yapay yağış oluşturabilmek gibi bir durumdan bahsedemeyiz.
Yüklü bir bulut ya da devam eden bir yağış varsa, bunu uygulayacağınız bilimsel ölçüm ve tekniklerle yağışı başlatmak ve yüzde 10-15 civarı arttırmak mümkün.
Hatta bazen kümelenen bulutlarda bu oran yüzde 20-25’e kadar çıkabilir.” ‘BULUT TOHUMLAMA’ YENİ DEĞİL ESKİ BİR SİSTEM, ETKİSİ DE SINIRLI Peki uygulama nasıl yapılıyor derseniz de bazen jeneratör bazen de uçak kanadına takılan fişeklerle, havaya duman şeklinde gümüş iyodür salındığını söylüyor Prof.
Dr.
Şen, ekliyor: “Gümüş iyodür, buzun kristal yapısına çok benzer.
Bu gümüş iyodür, su zerrecikleri etrafında birleşemeyen tanecikleri uyarır, eksik varsa tamamlar, çoğalmasını sağlar ve sistemin yağışa geçmesini veya az yağıyorsa da çoğalmasını tetikler.
Fakat sistem lokaldir.
En fazla 100 km’de etkilidir.
Mesela, Marmara Denizi’nden Karadeniz’de Kilyos’a kadar.
Komşu bölgeye etkisi ise daha düşüktür.
Örneğin, İzmir’de yapılan bir uygulamanın Salihli’ye etkisi sınırlı olur.
Çünkü atmosfer kendini sürekli olarak yeniler.
Dolayısıyla başka bir ülkenin ‘yağışını çalmak’ gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi, meteorolojik sisteme etki edebilecek, hele de kilometrelerce uzaklıktaki bir ülkenin iklimini değiştirebilecek bir yöntem ya da teknoloji de yoktur.” BİR SORU BİR CEVAPBAŞKA ÜLKELER HAVAMIZI ETKİLEYEMEZ * Son 2-3 yıldır kuraklıkla mücadele ederken bir anda ne oldu da yağışlar başladı peki? “Bunun ne savaş ne de füzelerin vurduğu tesislerle alakası var.
Meteorolojik sistemler, Türkiye’ye batıdan ve kuzeyden gelir.
Doğudan gelen bir sistem yoktur.
Yani bizim BAE ile İsrail ya da İran ile meteorolojik açıdan hiçbir ilişkimiz yok.
Geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklığın nedeni, Kuzey Atlantik’teki basınç sistemleriydi.
Buradaki yüksek basınç, okyanus üzerinden gelen yağışlı havayı Türkiye’ye sokmadı.
Avrupa’nın kuzey batı kıyılarındaki yağışları ise tam tersi arttırdı.
Bu yıl, bu sistem zayıfladı ve batıdan, okyanus üzerinden gelen sistemlere müsaade ederek, yağışlı havayı bize kadar ulaştırdı.
Olay bu!
Sıcaklık değişimleri de doğaldır.
Özellikle bahar aylarında hava hızlı değişir.
Hatta tahminleri tutturmak bile güçleşir.
İki gün kış havası yaşadık, donuyorduk neredeyse.
Ama bugünden itibaren sıcaklıklar artacak, İstanbul mayıs ayında 22-23 dereceyi görecek.
Tüm bunlar doğal, meteorolojik süreçlerdir.
Yoksa başka ülkeler havamızı etkileyemezler.”