Haber Detayı

5 milyon kilometrekarelik ‘nefes’ alanı
Sürdürülebilir dünya dunya.com
28/04/2026 00:00 (2 saat önce)

5 milyon kilometrekarelik ‘nefes’ alanı

Okyanuslarda kritik yüzde 10,01’lik koruma eşiği nisan 2026 itibarıyla aşıldı. BM ve IUCN verilerine göre, son iki yılda 5 milyon kilometrekarelik alanın sisteme dahil edilmesiyle ulaşılan bu başarı, 2030’daki yüzde 30 hedefi için hayati bir baz oluşturuyor. Ancak açık denizlerin hâlâ sadece yüzde 1,7’sinin korunması, mavi ekonominin geleceği için küresel bir risk taşıyor.

Dünya ekonomisinin can damarı olan ok­yanuslar, küresel GS­YH’ye doğrudan katkısının yanı sıra, insanlığın soludu­ğu oksijenin yarısını ürete­rek paha biçilemez bir eko­sistem hizmeti sunuyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve Ulusla­rarası Doğayı Koruma Bir­liği (IUCN) tarafından nisan 2026 itibarıyla yayımlanan son raporlar, okyanusların korunmasına yönelik 2020 hedeflerine nihayet ulaşıl­dığını gösteriyor.

Küresel yüzeyin yüzde 70’ini kap­layan suların artık yüzde 10,01’i resmi olarak koruma statüsünde.

Bu eşiğin aşıl­ması, Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçe­vesi kapsamındaki “2030’a kadar yüzde 30” hedefinin ilk büyük basamağının ta­mamlandığını kanıtlıyor.Açık denizlerdeki ‘gri alan’ bilmecesi Aichi Biyoçeşitlilik Hedef­leri kapsamında 2020 yılı­na kadar tamamlanması beklenen yüzde 10’luk ko­ruma taahhüdü, pandemi ve jeopolitik gerilimlerin gölgesinde 6 yıllık bir ge­cikmeyle hayata geçebil­di.

UNEP-WCMC Direktörü Neville Ash’in verilerine gö­re, son iki yılda koruma altı­na alınan 5 milyon kilomet­rekarelik alan, küresel de­niz haritasında stratejik bir genişlemeyi temsil ediyor.

Ancak verilerin derinlikle­rine inildiğinde, koruma ça­lışmalarındaki dengesizlik dikkat çekiyor.Mevcut veriler, ulusal su­ların (karasuları ve Münha­sır Ekonomik Bölgeler) yüz­de 23,2’sinin koruma altında olduğunu, buna karşın hiç­bir devletin yetki alanında olmayan ve okyanusların devasa bir kısmını oluştu­ran ‘açık denizlerin’ sadece yüzde 1,7’sinin korunduğu­nu gösteriyor.

Bu tablo, eko­nomik sömürünün en yo­ğun olduğu uluslararası suların hala büyük bir risk altında olduğunu kanıtlıyor.Hint Okyanusu kadar yeni alan şart 2030 yılına kadar deniz­lerin ve karaların yüzde 30’unun korunmasını ön­gören ‘30x30’ hedefi için zaman daralıyor.

Neville As­h’in analizlerine göre, önü­müzdeki 4 yıl içinde mevcut koruma alanlarının üç katı­na çıkarılması gerekiyor.

Bu da yaklaşık 19 milyon kilo­metrekarelik (kabaca Hint Okyanusu’nun yüzölçümü kadar) ek bir alanın koru­ma altına alınması demek.

Bu süreç sadece harita üze­rinde sınır belirlemekten ibaret değil.

Biyoçeşitlilik açısından kritik olan mercan resifleri ve deniz dağı ekosistemlerinin birbirine bağlanması gerekiyor.

Zira iyi yönetilen deniz koruma alanları, balık stoklarının kendisini yenilemesini sağlayarak küresel gıda güvenliğini ve 3,3 milyar insanın protein kaynağını güvence altına alıyor.İklim direncinde doğal bariyerler Okyanus ekosistem sağ­lığının korunması, sadece balıkçılık ve turizm gelirle­rini değil, kıyı kentlerinin fi­ziksel güvenliğini de yakın­dan ilgilendiriyor.

Sağlıklı mercan resifleri, kıyıya vu­ran dalga enerjisinin yüz­de 97’sini kırarak aşırı hava olaylarında milyarlarca do­larlık altyapı hasarını önlü­yor.

Neville Ash, bu doğal bariyerlerin kaybının, ik­lim değişikliğiyle bağlantı­lı afetlerin maliyetini katla­yarak artıracağı konusun­da uyarıyor.

Hükümetlerin ve özel aktörlerin, okyanus koruma alanlarını ‘maliyet’ değil, ‘gelecek yatırımı’ ola­rak görmesi gereken bir dö­neme girildi.Açık deniz anlaşması neden kritik?Ulusal Yetki Alanı Dışındaki Bölgelerin Biyoçeşitliliği (BBNJ) Anlaşması, açık denizlerin korunması için hukuki bir çerçeve sunuyor.

Bu anlaşma tam olarak yürürlüğe girdiğinde, uluslararası sularda deniz koruma alanlarının (MPA) kurulması yasal bir zemine oturacak.

Mevcut yüzde 1,7’lik açık deniz koruma oranının yüzde 10 seviyelerine çekilmesi, küresel sıcaklık artışının 1,5 derecede sınırlandırılması senaryolarında kilit rol oynuyor.Karbon yutak alanıOkyanuslar, sanayi devriminden bu yana insan kaynaklı karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 30’unu ve atmosferde biriken fazla ısının yüzde 90’ından fazlasını absorbe etti.

Sağlıklı kıyı ekosistemleri (mangrovlar, deniz çayırları ve tuzlu bataklıklar), birim alan başına tropikal ormanlardan 10 kat daha fazla karbon depolama kapasitesine sahip.

Bu alanların korunması, karbon kredisi piyasalarında yıllık milyarlarca dolarlık potansiyel bir “Mavi Karbon” hacmi yaratıyor.

İlgili Sitenin Haberleri