Haber Detayı
‘Çağımızın sıkıntısı zaten aşırı düşünceleri olan insanların dijital ortamlarda kolayca birbirlerini bulması’
Son dönemde dijital dünyada eşitlikçi söylemin aksini savunan kadınların paylaşımlarını görüyoruz. Erkek egemen çevrimiçi dünyanın etkisiniyse zaten uzun süredir tartışıyoruz. Bu ayrışmalar ne anlama geliyor? Bu konuda neler yapılabilir?
Erkek mağduriyeti üzerinden kadınları suçlayan, erkeği üstün gören, kadını aşağılayan ve zaman zaman şiddeti özendiren çevrimiçi erkek egemen dünya (manosphere) özellikle son dönemde çok tartışılıyor.
Biz de sık sık haberlerimizde bu dünyanın tehlikelerine dikkat çekiyoruz.
Son olarak 19 Nisan tarihli Hürriyet Pazar ekinde genç kadınlarla konuşup bu toksik ortamın kendilerine ne hissettirdiğini yazmıştık.Öte yandan sosyal medyada giderek daha sıklıkla karşımıza çıkan ‘femosphere’ hareketi de var.
Adını İngilizce ‘kadın’ (female) ve ‘sphere’ (küre/alan) kelimelerinin birleşiminden alan bu dünyadaysa farklı düşünce ve yaklaşımlar var.
Bir kısmı eşitlikçi söylemi bir kenara bırakıp erkeklere karşı alaycı bir yaklaşım sergilemeyi savunuyor.
Erkeklerin doğası gereği bencil olduğunu, kadınları cinsel obje olarak gördüklerini söyleyip romantik manipülasyonlara karşı uyanık olunması uyarısı yapıyorlar.
Manosphere ve incel (istemsiz bekâr) altkültüründe ‘Matrix’ filminden etkilenerek ‘kırmızı hapı içmek’ toplumun erkeklere değer vermediği inancını benimsemekti.
Femosphere’deyse ‘pembe hapı içmek’ erkekleri sorunlu cinsiyet olarak görmek anlamına geliyor.
Diğer yandan içlerinde bu hareketin erkeği nefret objesi haline getirmekten çok kadını güçlendirmeyi amaçladığını savunanlar var.
Klinik ve örgütsel psikolog Kıvılcım Kıran’a çevrimiçi dünyadaki tüm bu altkültürler ve kavramlar aslında bize neyi ‘anlatıyor’u sorduk. ◊ Manosphere’i tartışırken femosphere hareketiyle sık sık karşılaşır olduk.
İnceleme fırsatınız oldu mu?Evet, bu tür karşı alanlar son yıllarda daha görünür hale geldi.
Ancak birebir aynı olduklarını ve aynı dinamiklerde işlediklerini söylemek doğru olmaz.
Manosphere çoğunlukla erkek mağduriyeti anlatısı üzerinden kadınları suçlayan, hiyerarşik cinsiyet düzenini romantize eden ve bazen açıkça şiddeti meşrulaştıran yapılar olarak dijital dünyada karşımıza çıkıyor.
Femosphere denilen alanlardaysa çok farklı damarlar var.
Bir kısmı kadın dayanışması, özsavunma, ekonomik bağımsızlık ve ilişkilerde sınır koyma ve kendi gücünü kazanma etrafında şekilleniyor.
Buralarda kadınların birbirlerine deneyimlerini aktardıkları, savunma, korunma amaçlı anlatılar var.
Ancak femosphere içinde gerçekten de karşı cinsi şeytanlaştıran, indirgemeci ve kutuplaştırıcı söylemlerin olduğu damarlar da var.
Toksik femosphere’in birkaç şekilde yoğunlaştığını görüyoruz.
İlki, yoğun ve tekrarlayan romantik hayal kırıklığı ve ilişkilerde mutsuzluk nedeniyle erkeklerin düzelemez, eğitilemez, iflah edilemez, kadınları mahvetmek için uğraşan kötü ya da beceriksiz olduklarına dair anlatıların olduğu damar.
Bunun dışında erkeklerin yetersiz olduğu, değişen toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle güçlü ve başarılı kadınların karşısında ‘prenses erkekler’ olduğu şeklinde aşağılamaya yönelik içerikler söz konusu.
En sık gördüklerimizse erkekleri manipüle etmek, maddi fayda sağlamak, bir şeyler aldırmak, ödetmek gibi düşüncelerin olduğu damarlar.
Yani tek bir femosphere yok.‘İNSANLAR YALNIZ HİSSEDİYOR’◊ Çevrimiçi dünyadaki bu altkültürler aslında bize neyi gösteriyor?Her toplumda her zaman altkültürler olur.
Çağımızın sıkıntısı, dijital ortamların zaten aşırı düşünceleri olan insanların kolayca birbirlerini bulması ya da normal sayılabilecek düşüncelerin hızlıca aşırılaşması için uygun ortamlar olması.
Bu dijtal altkültürler şunu gösteriyor:İnsanlar yalnız hissediyor ve ait olacak grup arıyorlar.İlişkiler karmaşıklaştıkça basit açıklamalara yöneliyorlar.Ekonomik baskı, sosyal statü kaygısı, sosyal ilişkilerde beceri ve fırsat eksikliği cinsiyet savaşları şeklinde dışavurulabiliyor.Kimlikler performansa dönüşüyor, arkasında üzüntü, yas, utanç bile olsa öfke bunları maskeleyen bir duygu olarak görünürlük kazanıyor.Yani tüm bunlar toplumdaki kırılmaların dijital semptomları.◊ Yani mesele kadın-erkek savaşı değil...Mesele hayal kırıklığı olan, ne yapacağını bilemeyen insanların öfkelerinin sosyal medya platformları ekonomisi içinde organize edilmesi ve hatta etkileşim ve paraya döndürülmesi.
Ve buna karşı ihtiyacımız olan şey daha fazla psikolojik okuryazarlık, eleştirel düşünme, duygusal beceriler ve gerçekten yüz yüze bir araya gelinen insani deneyimler.
Çocukların, gençlerin ekran süresinin kısaltılması; sanat, spor, paylaşım etkinlikleri içinde olmaları; genç yetişkinler için ekonomik refah ve iş fırsatlarının çoğalması ve her kesim için psikolojik desteğin erişilebilir olması lazım.