Haber Detayı
Osmanlı sultanları ve saray yüksek erkânına ait müzelik eserler müzayedesi
Bir baston, bir yüzük, bir mühür… Her biri bir dönemin tanığı, bir hayatın izi. Arthill Müzecilik’in 10 Mayıs’ta düzenlediği müzayede, tarihi yalnızca anlatmakla kalmıyor; onu neredeyse dokunulabilir hale getiriyor.
Eski eşyalar yalnızca bir nesne değildir.
Onlara baktığınızda, bir dönemin havasını, bir insanın gölgesini, bir tarihin ağırlığını hissedersiniz.
Arthill’in 10 Mayıs’ta gerçekleştireceği bu müzayede de tam olarak böyle bir karşılaşma vaat ediyor.
Osmanlı sultanlarından devlet erkânına uzanan geniş bir yelpazede 132 eser bulunuyor… Ama mesele sayı değil.
Mesele, bu parçaların taşıdığı hikâye.
Saraydan kalan izler Müzayedede öne çıkan eserler arasında, Sultan Abdülaziz’in bastonu, Sultan II.
Abdülhamid’in fişek tabancası ve Sultan V.
Mehmed Reşad’a ait altın yüzük gibi parçalar yer alıyor.
Bu tür objelere bakarken insan ister istemez şunu düşünüyor: Bir zamanlar bir sarayın içinde, bir odada, bir elin parçasıydılar. 10 Mayıs’ta ise bir koleksiyonun parçası olmaya hazırlanıyorlar.
Tarih, bazen bu kadar sessiz yer değiştiriyor.
İmparatorluktan cumhuriyete Bu müzayede yalnızca Osmanlı’yı anlatmıyor.
Aynı zamanda geçişleri de gösteriyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ün adına basılmış CHF altını, bu tarihsel sürekliliğin bir başka yüzü.
Yanında Mehmet Talat Paşa’nın cep saati, Fahreddin Paşa’nın mührü ve tüfeği, Mehmet Fazıl Paşa’nın tabakası… Hepsi birlikte bakıldığında, bu toprakların sadece siyasi değil, kişisel tarihini de gözler önüne seriyor.
Sultan Abdülaziz Han'ın Bastonu Koruma içgüdüsü Müzayedenin dikkat çekici yönlerinden biri de yaklaşımı.
Eserlerin yalnızca yurtiçinden katılımcılara sunulması ve Türkiye’de kalmasının esas alınması… Bu noktada koleksiyonculuk ile koruma arasındaki çizgi yeniden düşünülüyor.
Bir eseri satın almak, onu sahiplenmek midir, yoksa onu muhafaza etmek mi?
Belki de bu müzayede, bu soruyu yeniden sormak için bir fırsat.
Eserler, müzayede gününe kadar sergileniyor.
Yani bu yalnızca bir satış değil; aynı zamanda bir izleme, anlama ve yaklaşma süreci.
Ziyaretçiler, objelere uzaktan bakmıyor; onların hikâyelerine yaklaşıyor.
Ve belki de o hikâyelerle kendi bağını kuruyor. 10 Mayıs günü, The Ritz-Carlton İstanbul’da gerçekleşecek müzayede hem fiziksel hem de çevrimiçi olarak izlenebilecek.
Ama aslında mekânın çok da önemi yok.
Çünkü bu tür anlar, bulunduğunuz yerden bağımsız olarak sizi başka bir zamana taşır.
Geçmişe bakmanın başka bir yolu Tarihi öğrenmenin birçok yolu var.
Kitaplar, belgeler, anlatılar… Ama bazen bir eşya, hepsinden daha doğrudan konuşur.
Bir yüzük, bir baston, bir mühür… Hepsi aynı şeyi fısıldar: Geçmiş, sandığımız kadar uzak değil. 20 yıllık bir hafıza arşivi: Kadın Gözüyle Hayattan KarelerYaşam Keyfi