Haber Detayı
İstanbul halka açılıyor!
Mimarlığı meslek çevrelerinin ötesine taşıyarak kamuyla buluşturmak ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla 1992 yılında Londra’da doğan Open House Worldwide ağı, bu yıl bir festival kapsamında İstanbul’a taşındı. İstanbul’un sokaklarını, binalarını ve hikayelerini daha yakından tanımak isteyen herkese kapılarını açan Open House İstanbul Festivali 10 Mayıs’a kadar devam edecek.
Meltem KERRARmeltemkerrar@gmail.comİstanbul dün yepyeni bir festivale merhaba dedi.
İstanbul’un sokaklarını, binalarını ve hikayelerini daha yakından tanımak isteyen herkese kapılarını açan Open House İstanbul Festivali, her yıl bir hafta sonu boyunca; mimari nitelikleri kadar kültürel, sosyal ve kentsel önemleriyle öne çıkan, çoğu zaman kamunun erişimine kapalı olan yapıları ve özel mekanları ziyarete açacak.
Festival, yalnızca yapıları gezmeye değil, karşılaşmaya ve mimarlık ile kent yaşamı üzerine düşünmeye alan yaratmayı amaçlıyor. 1992 yılında Londra’da doğan ve dünya çapında 50’den fazla ülkede etkinlikler düzenleyen Open House Worldwide ağının bir parçası olan festival, her yıl Barcelona, Helsinki, Roma, Melbourne ve New York gibi dünya şehirlerinde Open House hafta sonları bu küresel ağın bir parçası olarak hayat buluyor.
Mimarlığı yalnızca profesyonellere değil, herkes için erişilebilir yapmayı amaçlayan ve İstanbul’un farklı katmanlarını keşfetmeye, şehri yeniden okumaya davet eden etkinlik, ücretsiz olarak düzenleniyor.
Aleyna Alan, Begüm Bayraktar, Çiğdem Eren, Dila Kabakcı, Melda Osmanoğlu ve Nişvan Kabakcı tarafından kurulan Open House İstanbul, Mimarlık Eğitim Derneği desteği ve Jotun ana sponsorluğunda hayata geçiriliyor.Bir hafıza yolculuğu Festival kapsamında Beyoğlu ve Adalar ilçelerindeki 50’den fazla yapı, özel olarak kurgulanan rotalar, anlatımlı geziler, atölyeler ve söyleşiler eşliğinde ziyaret edilebilecek.
Program; eğitim yapılarından pasajlara, eski apartmanlardan çağdaş sanat mekanlarına, mimarlık ofislerinden atölyelere uzanan geniş bir seçkiyle kentin farklı dönemlerini aynı anda okumaya olanak tanıyor.Beyoğlu rotasında İTÜ Taşkışla gibi akademik yapılar; Sant’Antonio Kilisesi ve konutları gibi dini ve sivil mimari örnekleri; Mısır Apartmanı, Neşe Apartmanı, Arif Paşa Apartmanı, Çam Palas ve Haliç Apartmanı gibi konut yapıları; Markiz Pastanesi gibi sosyal yaşam mekanları öne çıkıyor.
Aynı hat üzerinde Tabanlıoğlu Mimarlık, Teğet Mimarlık, DS Mimarlık, Piknik Works, Han of Design, Atelye70, SO?
Mimarlık ve Fikriyat ile House of Geo gibi ofisler; İsmet Doğan ve Ekrem Yalçındağ atölyeleriyle birlikte mimarlığın, tasarımın ve sanat üretiminin güncel çalışma alanlarını doğrudan deneyimleme olanağı sunuyor.
Galata, Karaköy ve Şişhane hattında Tütün Deposu, Postane, Eski Külah Fabrikası, St.
Benoît Lisesi, Performistanbul, Metrohan ve Beyoğlu Belediyesi gibi yapılar; üretim, eğitim, çağdaş sanat ve kamusal hayatın kent içindeki yerini görünür kılıyor.
Bu seçki, konut, ofis ve kamusal mekânların zaman içindeki işlev değişimlerini de birlikte okumaya davet ediyor.Pasajdan apartmana: Anlatımlı rotalar Festivalin tematik rotaları, yalnızca yapılara girmeyi değil; kenti yürüyerek, dinleyerek, iz sürerek ve kimi zaman da üreterek keşfetmeyi öneriyor.
Programın öne çıkan içeriklerinden Jotun Rotası: Beyoğlu Pasajları, Cem Sorguç eşliğinde gerçekleşiyor.
Tünel Geçidi’nden Suriye Pasajı’na, Pinto Fresko Pasajı’ndan Olivya Geçidi’ne, Çiçek Pasajı’ndan Cercle d’Orient ve Afrika Pasajı’na uzanan yürüyüş; Beyoğlu’nun gizli geçitlerini, ara mekânlarını ve gündelik hayatla iç içe geçmiş pasaj kültürünü kentin görünmeyen hafızası olarak ele alıyor.Markiz Pastanesi anlatımında Turan Farajova, uzun süredir kapalı olan Markiz’in katmanlı tarihini ve Beyoğlu’nun sosyal yaşamındaki yerini aktarırken; Metrohan’da Doğu Kaptan, yapının yeniden işlevlendirme sürecini ve çağdaş kamusal kullanıma açılışını anlatıyor.
Postane ekibinin anlatımı ise eski bir postane yapısının çok işlevli bir kamusal mekâna dönüşümünü katılımcılarla birlikte yapı içinde izliyor.
Adalar’da mimari ve yaşam kültürü Programın Adalar ayağı, İstanbul’un daha sakin, zamana yayılan mimari mirasını odağına alıyor.
Splendid Palace Hotel, Anadolu Kulübü, Taş Mektep, Büyükada Rum Yetimhanesi, Mizzi Köşkü, Zavaro Yalısı ve Ester Gidon Apartmanı gibi yapılar, yalnızca mimari değil, aynı zamanda sosyal tarih ve yaşam kültürü açısından da önemli referans noktaları sunuyor.Nilay Özlü ve Zafer Akay eşliğinde gerçekleşen Büyükada Keşif Yürüyüşü, Büyükada İskelesi’nden başlayarak Splendid Palas, Anadolu Kulübü, Çankaya Meydanı, Mizzi Köşkü, Fabiato Köşkü, Seferoğlu Köşkü, Derviş Villası ve Sadıkoğlu Villası hattında Nizam bölgesini keşfe açıyor.
Urban Sketchers İstanbul iş birliğiyle düzenlenen Büyükada Eskiz Rotası ise adayı çizim üzerinden deneyimlemeye davet ediyor; iskeleden başlayıp Anadolu Kulübü ve Taş Mektep duraklarıyla ilerleyen yürüyüş, kolektif eskiz ve paylaşım oturumuyla tamamlanıyor.