Haber Detayı
World Decolonization Forum, “İnsanlığın Yükü: Dekolonizasyonun Bugünü” sergisi ile başladı
Güney Amerika’dan Afrika’ya, Asya’dan Avrupa’ya farklı entelektüel geleneklerden gelen düşünürler, sosyal bilimciler, akademisyenler, eğitimciler ve çeşitli alanlardan uzmanlar,11-12 Mayıs’ta, İstanbul’da World Decolonization Forum için bir araya geliyor.
Epistemik,siyasi ve kültürel bir mücadele olarak dekolonizasyonu ele almak üzere bu yıl ilkigerçekleştirilen Forum, 8 ülkeden partner kurumlar iş birliği ile Enstitü Sosyal ve NUNEğitim ve Kültür Vakfı ev sahipliğinde Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenleniyor.
Bilgi Üretimi ve Dolaşımının Sömürgecilikten Arındırılması temasıyla düzenlenecek Forum’un ilk yan etkinliği Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Sanat Galerisi’nde 9 Mayıs Cumartesi günü başlayan “İnsanlığın Yükü: Dekolonizasyonun Bugünü” Sergisi oldu.
Sömürgeciliğin geçmişten günümüze uzanan karmaşık katmanlarını sarsıcı bir deneyimle gün yüzüne çıkarmayı hedefleyen sergi, “Yağma” ve “Sömürü Mekaniği” başlıkları altında kültürel varlıkların yerinden edilmesinden emek, kaynak ve bilginin sistematik sömürüsüne uzanan bir hattı görünür kılıyor.
Sergide açılış konuşmasını Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan yaptı.
Armağan, konuşmasında sömürgeciliğin salt bir tarih meselesi olmadığını, bugün kur savaşlarından algoritmalara, yapay zekâdan kültürel yabancılaşmaya kadar pek çok alanda varlığını sürdürdüğünü vurguladı; hafızayı diri tutmanın ve bu gerçekle yüzleşmenin insanlık için zorunlu bir adım olduğunu ifade etti.
Armağan, “İnsanlık tarihinin en büyük felaketi olan ve 500 yıl süren sömürgeciliğin bittiğini ya da bizi etkilemediğini düşünmek bizi çok sığ sulara bırakır.
Bununla yüzleşmek ve harekete geçmek ise insanlığın asıl yükünden kurtulması için çok önemli bir adım olacaktır.” dedi.
Serginin küratörü Hasan Mert Kaya ise konuşmasında serginin bir sunum değil, bir sorgulama alanı olarak tasarlandığını vurguladı; sergiyi hazırlama sürecinde kendilerine sürekli şu soruları sorduklarını belirtti: “Kim anlattı?
Kim susturuldu?
Kim kazandı?
Kim ödedi?
Ve şimdi ne onarılmalı?” Sergideki her nesnenin, her boşluğun, her replika ve kırmızı çizginin bu soruların etrafında şekillendiğini anlatan Kaya, ahşap sandıkların taşınaneserlerin ötesinde taşınan hafızaları temsil ettiğini, dikenli tellerin, borç şırıngalarının ve petrol varillerinin tek bir gerçeği hatırlattığını vurguladı: “Sömürünün araçları değişse de mekanizması çoğu zaman aynı kalıyor.” Serginin ziyaretçiyi pasif izleyici olmaktan çıkarmak üzere tasarlandığını belirten Kaya, “Burada amaç bilgi vermekle sınırlı değil; rahatsız etmek, düşündürmek ve bazı sessizlikleri görünür hâle getirmektir.
Çünkü bazen tarihin en büyük yükü, konuşulmayan şeylerin ağırlığında saklıdır.” dedi.
Serginin başlangıç noktasını, sömürgeciliğin bedensel boyutunu doğrudan deneyime açan, Galataport meydanında yere yerleştirilen gerçek ölçekli Köle Gemisi (Brookes) kesit planı oluşturuyor.
Serginin kapalı mekân ayağı AKM’de ise duvarlar British Museum’dan Bergama kazı günlüklerine uzanan alıntılarla örülü bulunuyor.
Bu alıntılar yağmayı meşrulaştırmak için üretilen söylemin belgesel bir envanteri işlevi görüyor.
Bunu izleyen bölüm, arkeolojinin salt bilimsel bir uğraş olmadığını, istihbarat ve “keşif” retoriğiyle nasıl bir mülkiyet aracına dönüştürüldüğünü Elgin Mermerleri, Rosetta Taşı ve Eyüp Çinileri örnekleri üzerinden ele alıyor.
Serginin orta noktasında, Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü öğrencilerinin ürettiği modern çini eserler yer alıyor.
Yağma anlatısının içinde açılan bu bölüm, üretimin ve zanaatın sürekliliğine dikkat çekiyor.
Devamında ziyaretçiler dev çarkların arasından geçerek sömürgeciliğin ekonomik, siyasi ve dijital işleyişini inceleyen bir alana giriyor.
Kongo’daki kauçuk zulmünden günümüz kobalt madenlerine, darbe kronolojilerinden yapay zekâ üzerinden yürütülen dijital manipülasyona kadar sömürünün dönüşen biçimleri bu bölümde bir arada sunuluyor.
Serginin duyusal katmanı ise Hindistan’ın ud ve tarçın kokularından Latin Amerika’nın şeker kamışına kadar sömürülen coğrafyaların kokularını arka planda yankılanan fabrika sesleriyle buluşturuyor.
Sergi 9-17 Mayıs tarihleri arasında ziyaretçilerini bekliyor. “İnsanlığın Yükü: Dekolonizasyonun Bugünü” Sergisi, Dekolonize Film Günleri ve iki gün sürecek forumdan oluşan program, ev sahibi Enstitü Sosyal ve NUN Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından, partner kurumlar Boğaziçi Üniversitesi, İslam Araştırmaları Merkezi - İSAM (Türkiye), International Islamic University Malaysia - IIUM (Malezya), Institute of Islamic Understanding Malaysia - IKIM (Malezya), Research Center on the Circulation of Knowledge (CECIC), Shanghai Üniversitesi (Çin), South-South Exchange Programme for Research on the History of Development - SEPHIS, The Latin American Council of SocialSciences - CLACSO (Arjantin), Universitas Islam Internasional Indonesia - UIII (Endonezya), Institute of the Global South (Güney Afrika), Institute of Oriental Studies, Russian Academy of Sciences (Rusya), Iqbal Centre for Critical Muslim Studies - Leeds University (İngiltere), Al Jazeera Centre for Studies ve Anadolu Ajansı iş birliği ile düzenleniyor.