Haber Detayı
16 yaşındaki Buğra’yı depremden kurtardılar, MESEM’den kurtaramadılar
İskenderun’da MESEM kapsamında staj yaptığı pastanede resmi tatil olmasına rağmen çalıştırılan 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön, elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti. Ailesi, okul günlerinde bile işe çağrıldığını ve daha önce aynı iş yerinde benzer bir olay yaşanmasına rağmen önlem alınmadığını söyledi.
DİLAN KUTLU/ NEFESMesleki eğitim merkezi (MESEM) kapsamında 1 Mayıs günü İskenderun’dan acı bir haber geldi.
Resmi tatil olmasına rağmen çalıştırıldığı pastanede elektrik akımına kapılarak ölen lise öğrencisi Mahir Buğra Karagön henüz 16 yaşındaydı.Buğra, işe gitmek için sabah 5 buçukta evden çıkıp akşam 8’de evde oluyordu.
Haftanın 6 günü bu şekilde çalışıyordu.
Tek okul günü olan pazartesilerde bile işe çağrıldığını anlatan anne Serap Karagön, o günde bile işe gelmesi için Buğra’ya baskı yapıldığını söyledi.NEFES’e konuşan anne, “Bir gün babası ‘pazartesi işe gitmeyeceksin’ dedi.
Buğra ustasını aradı.
Alo demeden ustası, ‘şerefsiz neredesin lan sen.
Saat kaç oldu, niye gelmedin?’ dedi.
Babası duydu, ‘sen kim oluyorsun, nasıl böyle konuşuyorsun.
Buğra bugün okula gidecek’ dedi.
Adam da ‘okul günüyse o zaman buradan al okula gönder’ dedi.
Ben defalarca koordinasyon öğretmeniyle konuştum.
Hocam okul günü bunu okula gödermiyorlar dedim.
Tamam halledeceğim dedi, halletmedi.
O öğretmen çocuğumun cenazesine benden baş sağlığı dilemeye geldi… Sadece benim çocuğum değil ki daha önce de bu iş yerinde elektrik akımına kapılan olmuş.
Kaza bağıra bağıra geldi” diye konuştu.Buğra, resmi tatil günü 1 Mayıs’ta Yunus Emre Mahallesi’ndeki Saray Pastanesinde staj yaptığı sırada elektrik akımına kapıldı.
Buğra, 10’uncu sınıf öğrencisiydi.
Üç kardeşin en büyüğü Buğra 16 yaşındaydı.
Depremde evleri yıkılmıştı.
Buğra, babasıyla “Hayalim” adından pastane açabilmek için MESEM’e gidiyordu.
Amacı orada “Usta Öğreticilik Belgesi” alabilmekti.
Pastacılık üzerine staj yapan Buğra, yapmaması gereken her işi yapıyordu.
Temizlikten, hamallığa kadar.Pastanede MESEM’li 6 çocuk staj yapıyordu.
Biri bir ay önce ayrılmıştı.
Aynı yerde bir ay önce biz kız çocuğu da elektrik akımına kapılmış.
Çocuk baygınlık geçiriyor ama ne tutanak tutuluyor ne hastaneye götürülüyor.
Çocuğun kendi kendine gelmesi bekleniliyor.
Daha sonra bu çocuk okul yönetimine bu durumu anlatıyor.
Öğretmenleri dükkanın sahibini uyarıyor.
Pastane sahibi 1 Mayıs günü bir elektrikçiyi dükkanma çağırıyor ancak kaçağın nerede olduğu bulunamıyor.Elektrikçi kaçağı bulamıyor.
Duvarda asılı krom rafı kaldırılmasını istiyor.
İşletme sahibi elektrikçiye yardımcı olsun diye Buğra ve iki çocuğu yanına veriyor.
Buğra rafı tutarken elektrik akımına kapılıyor, hayatının baharında oracıkta hayatını kaybediyor.
Mahir Buğra'nın ölümüyle birlikte MESEM'lerde iş cinayetlerinde can veren çocuk sayısı 20 oldu.
Yaralanan çocukların sayısı bilinmiyor bile.“ÇOCUĞUMU MORGA KOYDUK, PASTANE SATIŞ YAPMAYA DEVAM ETTİ”O gün ne yaşandığını Buğra’nın annesi ve babası NEFES’e anlattı.
Arkasında gözü yaşlı bir aile bırakan Buğra’nın babası pasta ustası.
Abdullah Karagön, “Çocuğu elektrik çarpınca arkadaşları kurtarmaya çalışıyorlar, ambulansı arıyorlar.
Patronu beni aradı ‘acil buraya gelir misin’ dedi.
Ben gittiğimde çocuk hastaneye kaldırılmıştı.
Çocuğumu tek başına hastaneye göndermişler.
Diğer çalışanlar içeride pasta yapmaya devam ediyordu.
Biz çocuğumuzu Antakya’da morga koyduk geldik ki bu adam satış yapmaya devam ediyor” dedi.“ŞEREFSİZ NEREDESİN LAN SEN”Çocuğunu depremden kurtardığını ama MESEM’den kurtaramadığını söyleyen anne Serap Karagön, şunları söyledi:“Sabah 5.30- 6.00 gibi evden çıkardı.
Akşam 19.00- 20.00 gibi gelirdi.
Akşamları geciktiğinde ‘nerede kaldın’ diye aradığımızda ‘dükkanın temizliğini yapıyoruz’ derdi.
Dükkanın, imalathanenin bütün malzemelerini öğrencilere taşıtıyorlardı.
Devlet 8 bin 500 TL veriyordu.
Ustası da 5 bin TL eline verirdi.
Devletten yatan parayı biriktiriyordu.
Çok yoruluyordu ama şikayet etmiyordu.Pazartesileri okul günüydü.
Ama patronu, ustası o günler de işe çağırıyordu.
Bir gün babası ‘pazartesi günü işe gitmeyeceksin’ dedi.
Oğlum ustasını aradı.
Alo demeden ustası, ‘şerefsiz neredesin lan sen.
Saat kaç oldu, niye gelmedin?’ dedi.
Babası duydu, ‘sen kim oluyorsun, nasıl böyle konuşuyorsun.
Buğra bugün okula gidecek’ dedi.
Adam da ‘okul günüyse o zaman buradan al okula gönder’ dedi.
Ben defalarca koordinasyon hocasıyla konuştum.
Hocam okul günü bunu okula göndermiyorlar dedim.
Defalarca söyledim.
O öğretmen cenazeye baş sağlığı dilemeye geldi.
Kaza bağıra bağır geliyorum dedi.
Hiçbir şekilde tedbir alınmadı.”PATRON İSTERSE HAFTANIN HER GÜNÜ ÇOCUĞU ÇALIŞTIRABİLİRMESEM, temelde “çıraklık” eğitimi veren Çıraklık Eğitim Merkezlerinin 2016’da zorunlu eğitim kapsamına alınması ve adının değiştirilmesiyle ortaya çıktı.
Ancak sistemdeki asıl kırılma, 2021’de Mesleki Eğitim Kanunu’nda yapılan değişiklikle yaşandı.
Bu değişiklikle lise öğrencilerinin MESEM’e geçişinin önü açıldı; öğrenciler haftada yalnızca 1 gün okula gidip 4 gün işletmelerde çalışmaya başladı.
MESEM öğrencileri bu sistemle lise diploması alma hakkı kazanırken, çocukların işgücü piyasasına daha erken ve daha yoğun biçimde dahil edilmesinin de yolu açıldı.
Mesleki Eğitim Kanunu’na göre işletmelerde beceri eğitimi ya da staj yapan öğrenciler, işyerinin şartlarına ve çalışma düzenine uymak zorunda.
Bu nedenle uygulamada patronun isteğine göre çocukların haftada 5 ya da 6 gün, kimi zaman esnek saatlerle çalıştırılabiliyor.Sistemin en tartışmalı yönlerinden biri de ücretler.
MESEM kapsamındaki çocukların ücret ödeme sorumluluğu fiilen işverenlerin üzerinden alınarak kamu kaynaklarına yüklendi.
Öğrencilerin ücretleri işsizlik fonundan karşılanıyor ve patron üzerinden yatırılıyor.
Buna rağmen sahada iki-üç ay ücret alamayan çocukların olduğu ifade ediliyor. 9, 10 ve 11’inci sınıf öğrencilerine asgari ücretin üçte biri; 12’nci sınıf öğrencilerine ise asgari ücretin yarısı kadar ödeme yapılıyor.