Haber Detayı
'Casusluk' Davasında Birinci Gün: Hüseyin Gün ve İmamoğlu'nun Savunmaları Tamamlandı
Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün yargılandığı 'casusluk' davasının ilk duruşması bugün Silivri’de görüldü. 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep edilen davada ilk savunmayı Hüseyin Gün yaparken, Gün casusluk iddialarını reddetti. Gün'ün savunmasının ardından duruşmaya 1 saat ara verildi. Aranın ardından İmamoğlu'nun savunmasıyla ilk gün tamamlandı.
Etkin pişmanlıktan yararlanan Hüseyin Gün ile onun ifadesi üzerine tutuklanan Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan “Casusluk” davası kapsamında bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.Yargılama, İstanbul 25.
Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de görülecek.
İddianamede Gün, İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçundan 15 yıldan 20'şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.DURUŞMANIN İLK GÜNÜ TAMAMLANDIHüseyin Gün'ün ardından Ekrem İmamoğlu'nun da savunması tamamlandı.
Mahkeme heyeti, duruşmanın bugün tamamlandığını duyururken, yarın diğer sanıkların savunmasıyla duruşma devam edecek.SAVUNMA SIRASI İMAMOĞLU'NDASaat 13.15'te ara verilen duruşma, 14.25'te yeniden başladı.Aranın ardından salona gelen İmamoğlu, Yanardağ ve Özkan bir kez daha alkış ve destek sözleriyle karşılandı.Ekrem İmamoğlu savunmasına başladı:"Burada devletimiz adına milletimiz adına utanç verici bir iddianemeyle karşı karşıyayız.
Deli kuyuya bir taş atmış istiyorlar ki birileri bu taşı çıkartsın.
Dolayısıyla ben bu minik akıllı kişinin taşıyla ilgilenmeyeceğim.İddia makamı eliyle sahteciliğe maruz bırakıldım.
İddia makamının tehditleriyle, rehin almalarıyla, uydurma belgeleriyle uğraşıyorum.
Kurulan kara düzende koltuktan kalkmama adına sergilenen siyasi müdahale, uydurulan senaryo ve bunu uygulayan aparatlar var.Bizim burada verdiğimiz mücadele bir milli mücadeleye dönüşmüştür.
Türkiye ve demokrasi adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün ve aylardır Silivri'de verilmektedir.
Biz kazanacağız."'İSTANBUL'DA SEÇİM KAZANMAK, SÖZ SAHİBİ OLMAK SUÇ MUDUR?'Davanın uydurma delil ve gerekçelere yaslandığını ifade eden İmamoğlu "Bu, seçimde karşıma çıkmaktan korkanların uydurduğu siyasi bir davadır.
Ama burası yeter; sonu: “Siyasal casusluk suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı...” Suç mudur Sayın Başkan?
İstanbul’da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur Sayın Başkan?
Bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
Şimdi buna kim dava diyecek?
Kim casusluk davası diyecek?
Kim diyebilir?
Bu siyasi bir dava.
Seçimde, sandıkta karşıma çıkmaktan korkak zihniyetin ortaya koyduğu bir siyasi davadır Sayın Başkan, sayın heyet.
Bütün bunları yaşatacaksınız, ondan sonra Meclis’te yasa çıkaracaksınız, bu ülkeye de yabancı yatırımlar koşa koşa gelecek.
Hadi oradan!
Kimi kandırıyorsunuz, kimi aldatıyorsunuz?"'BİR SAYFALARINI OKUMADIM, OKUMAYACAĞIM'"İşte bu iddianame nedir biliyor musunuz?
Tam bir hukuk cinayetidir.
Sırası geldiğinde defalarca hatırlatabilirim.
İddianame 159. sayfa.
Zaten şunların hepsi çöp.
Hepsi.
Sorsanız iddianame hazırlamışlar.
Çöp.
Kopyala, fotokopi.
Yazık sayın başkan, sayın heyet, size yazık biliyor musunuz?
Kaç tane davanın içindeyim evet.
Çok saygıdeğer avukatlarım var, görevleridir, okuyorlar, meslekleridir.
Ben buradan ilan ediyorum, tek bir sayfasını hiçbir iddianamenin okumadım, gerek bile duymadım biliyor musunuz?
Ne 4000 sayfalık İBB davasının ne bunun, bir sayfasını bile okumadım ve okumayacağım."'TELE1'E ÇÖKMEK İÇİN YANARDAĞ'I BURAYA DAHİL ETTİLER'“TELE 1’e çökmek için Merdan Yanardağ’ı buraya dahil ettiler.
Ben TELE 1’e gittiğimde Merdan Bey’i belki 2-3 defa ziyaret etmişimdir.
Bunun dışında hukuksuzluklar yaşandığında destek amacıyla telefon açmışımdır.
Merdan Bey’in aleyhime çok yorumu da olmuştur; sonuçta gazeteci.
Belki kendisi beni tebrik ziyaretine gelmiştir.
Ben hatırlamıyorum.
Yanlış bir şey söylemeyeyim diye dönüp sordum.
Kusura bakmayın yani.
Şimdi benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ!
Böyle bir şey olamaz yani.
İddiaların seviyesine bakar mısınız yahu?
Daha da ilerisi; 11 Haziran'da danışmanım Necati Özkan'la tanışan kişi, sadece 10 gün içinde, 10 gün içinde bana “Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli demokrasi zaferini, demokrasi zaferini şölenini kazandıran kişi diye tanımlanıyor şu iddianamede.
Manipülasyonla kazandıran kişi” diye tanımlıyor… Birazdan anlatacağım size manipülasyonu.
Gerçekten Sayın Başkan, Sayın Heyet, İstanbul halkının iradesini, 10 milyonların Türkiye'nin değişim talebini, milletin sandıkta verdiği kararı yok sayan bu yaklaşıma karşı büyük direnci Türkiye'nin her yerinde milletin böyle köpür köpür damarlarının kaynadığı bir ortamı bu şekilde tanımlamak gerçekten akıl sağlığıyla ilgili sorun var demektir.
Kötülüğün zirvesi demektir.
Akıl ve ciddiyet sınırlarını zorlayan bir yaklaşım demektir."'19 GÜN BOYUNCA BİR KİŞİ DEĞİŞTİRMEDİM'"2019’da seçildikten sonra 19 gün boyunca bir kişiyi bile değiştirmedim.
Genel Sekreter Hayri Baraçlı...
Bakın ilgili Genel Sekreter Yardımcısı Adil Karaismailoğlu; Ulaştırma Bakanlığı yapmış.
Hani var ya Türkiye’de bütün veriler dünyaya servis edildi falan filan.
Adil Karaismailoğlu orada, Genel Sekreter Yardımcısı.
Gidin hemen işlem yapın hakkında, çağırın fezleke mi diyorsunuz ne diyorsunuz, gelsin çağırın ifade versin.
Devam edeyim hemen altında Adil Bey’in altında Bilgi İşlem Daire Başkanı Selim Karabulut.
İsimlerini anmak zorundayım.
Mesela Selim Bey çok ilginç.
Niye ilginç biliyor musunuz?
Selim Bey feryat ediyor, "Canımı veririm verileri vermem" diyor.
Hani talimat verdim ya ben, "Canımı veririm" manşet oluyor yandaş medyaya.
Selim Karabulut'la ben 18 gün çalıştım. "Canımı veririm verileri vermem", ismi orada.
Daha bir sürü isim sıralarım bu arada.
Kentsel Dönüşümün şu andaki Şehircilik Bakanlığı'ndaki Genel Müdürü, İmar Daire Başkanı; PTT Genel Müdür Yardımcısı, Kültür Varlıkları Daire Başkanı; işte şu anda İller Bankası Genel Müdürü, o zaman Genel Sekreter Yardımcısı.
Bunlarla çalıştım 18 gün."DURUŞMAYA ARAHüseyin Gün'ün savunması ve avukat sorularının ardından duruşmaya bir saatlik ara verildi.İLK SÖZ HÜSEYİN GÜN'DEEtkin pişmanlıktan faydalanarak ifade veren Hüseyin Gün sözlerine "Kendimden eminim casus değilim" diyerek başladı.'BU YÖNDE TEK BİR İKRARIM BULUNMAMAKTADIR'Hüseyin Gün "Bunu ilk kez burada söylemek zorunda kalıyorum" diyerek sözlerine şöyle devam etti:"Ben hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği açısından gizli kalması gereken herhangi bir bilgiyi casusluk amacıyla temin etmedim.
Böyle bir teşebbüste de bulunmadım.
Kimseyle de paylaşmadım.
Nitekim ikinci ifademde de bu yönde tek bir ikrarım bulunmamaktadır.
Çünkü ben ülkeme karşı casusluk yapmadım.
Ayrıca kimseye de casusluk iftirası atmadım.
Casus olmayan bir insan, başka birine casusluk iftirası atmaz.'TÜM SUÇLAMALAR KİŞİSEL HUSUMETİN ÜRÜNÜDÜR'Bu soruşturmanın temelinde; uyuşturucu ve yasa dışı bahis bağımlılığı bulunan muhbir Ümit Deniz Alaçak’ın geçmişe dayalı husumeti ve kıskançlığı vardır.
Öz yeğeninin beni kendisine rol model olarak göstermesinden rahatsızlık duyduğu açıktır.
Tüm suçlamalar bu kişisel husumetin ürünüdür.
İddianame incelendiğinde, devletin güvenliği açısından gizli kalması gereken hangi bilgiyi temin ettiğime, bunu kime aktardığıma ya da hangi istihbarat görevlisiyle ne şekilde paylaştığıma ilişkin tek bir somut delilin bulunmadığı görülecektir.'HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI BİR DURUM YOK'Telefonumda kayıtlı yabancı devlet adamları, siyasetçiler, bürokratlar, emekli askerler veya istihbarat mensuplarıyla yaptığım görüşmeler suçlama konusu yapılmıştır.
Oysa benim uluslararası iş hayatım ve geçmiş kariyerim dikkate alındığında bu ilişkiler hayatın olağan akışı içerisindedir.'FETÖ'YLE MÜCADELEDE YOĞUN DESTEK VERDİM'Diğer taraftan iddianamede eklerindeki yazışmalarda sayın mahkemenizce yaptırılan Türkçe tercümelere bakıldığında, İstanbul TEM'de ve Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgum sırasında ayrıntılı biçimde belirttiğim üzere 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele için devletim adına yurt dışında aktif biçimde görev yaptığım ve bu kapsamda bilhassa Avrupa ve Amerika'da firari olan önde gelen FETÖ'cülerin açık kimliklerini, adreslerini, oradaki ilişki ağlarını, mal varlıklarını Türkiye'den çalınan, tespit edilerek ülkemize iadesi için yoğun destek verdiğim kolaylıkla tespit edilebilmektedir.
Nitekim emniyet güçlerinin el koyduğu cep telefonumda avukatıma teslim edilen imajında da imajına bakıldığında yetki belgesinin ekimde, ekim 2016 yani darbenin sıcak günlerinde, 1 Mayıs 2017'ye kadar geçerli olan tam yetki, full yetki, dönemin 2016-2018 yılları arasında dönemin Başbakanlık Müsteşarı ve 2018-2023 yılları arasında ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görev yapan Sayın Fuat Oktay tarafından Trident ve GPlus şirketlerine ülke ilişkileri ve tanıtımı yönlendirme, yönetme ve idare etme konusunda Türk devleti adına tam yetkiye haiz olduğu açıkça görülmektedir ve avukatım da size bu yetki belgesinin kopyasını ve resmi tercüman Türkçe tercümesini de size takdim edecek."Gün sözlerinin devamında "Kendimi Jön Türk olarak tanımlıyorum" ifadelerini kullandı.İMAMOĞLU'NU BİR DAKİKA GÖRDÜM'İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ ile olan ilişkilerine dair konuşan Gün, "İstanbul TEM'de ikinci ifademde vermiş olduğum 25 Ekim 2025 tarihli ifademde ayrıntılı olarak belirttiğim üzere, Sayın Merdan Yanardağ ve Sayın Necati Özkan'ı, manevi annem Seher Erçili Alaçam vasıtasıyla tanıdım.
Sayın Ekrem İmamoğlu'nu ise İBB Başkanı olarak seçildikten yaklaşık bir, bir buçuk ay sonra yine manevi annem Seher Erçili Alaçam yönlendirmesi neticesinde Saraçhane binasına müştereken yaptığımız nezaket ziyareti ve bir adet foto sırasında hayatımda sadece bir dakika gördüm.
Bugün de ikinci kez aynı yerdeyiz.
Sadece bir dakika gördüm.
Nitekim dosyada iletişim kayıtlarına bakıldığında, benim Sayın Ekrem İmamoğlu ile bu tarihin ne öncesinde ne de sonrasında herhangi bir irtibatımın bulunmadığı açıkça görülür.'TEKNİK DELİLLER BUNU GÖSTERİYOR'Aynı şekilde dosyada iletişim kayıtlarında teyit edildiği üzere, Sayın Necati Özkan ile de ifademde belirttiğim gibi, İBB seçimlerinin YSK tarafından iptalinden sonraki on on iki günlük kısıtlı sürede açık kaynaklara dayalı yaptırdığım sosyal medya analizi ve akabinde konuyla ilgili İBB'ye 2019 yılının eylül ayında yaptığım bir adet sunum ve bir adet toplantı ile onun dışında yüz yüze hiçbir görüşmem olmamıştır.
Fakat hepimiz insanız, 2025 yılının mart ayında Sayın Necati Özkan hakkında bazı olumsuz haberleri duyduktan sonra, ben sadece insani olarak bir geçmiş olsun mesajı gönderdim.
Bunun haricinde 7 yıldır -ki bu kayıtlarda mevcut- Sayın Necati Özkan ile hiçbir irtibatım olmuyordu.
Dosya kapsamındaki bu somut belirlemeler; iddianamede her ne kadar suç tarihi olarak 2019-2025 yılları gösterilmiş olsa da benim ne Sayın İmamoğlu ne de Sayın Özkan ile 2019 yılında gerçekleşen sınırlı iletişimin dışında herhangi bir irtibatımın bulunmadığını tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir.
Teknik deliller bunu gösteriyor."Hüseyin Gün sözlerinin devamında, şu ifadeleri kullandı:'MANEVİ ANNEMİN YOĞUN ISRARI NETİCESİNDE...'"Diğer taraftan, manevi annemin yadigârı olarak gördüğüm ve saygı duyduğum gazeteci Sayın Merdan Yanardağ ile sosyal ilişkilerim çerçevesinde son derece seyrek görüştüğüm -çünkü Türkiye'de çok az kalıyorum- dosyadaki iletişim kayıtlarına bakıldığında sabittir.
Tekraren belirtmek isterim ki; benim bu süreçte üstlendiğim tek rol, İBB seçimlerinin YSK tarafından iptalinden sonra "Mamim" diye adlandırdığım manevi annem merhum Seher Erçeli Alaçam'ın yoğun ısrarı neticesindedir.
O yoğun ısrarın sebebini de size anlatabilirim; kendisi koyu CHP’liydi ve Sayın İmamoğlu’nu çok seviyordu.'ÜCRETSİZ SOSYAL MEDYA ANALİZİ YAPTIRDIM'Manevi annemin ısrarı üzerine Sayın İmamoğlu'nun seçim danışmanı ve kampanya menajeri olan Sayın Özkan ile yaklaşık 10-12 günlük kısıtlı sürede, hiçbir gayrihukuki yönü olmayan bir sosyal medya analizi çalışmamız oldu.
Bu da gönüllü olarak yapıldı; yani bir ücret de yok Sayın Başkan, bunu önemle belirtirim.
Manevi annem benden rica etti diye, yurt dışında ortağı olduğum PyQ isimli şirketin teknik elemanlarına; internetteki açık kaynak erişimlerine dayalı veriler üzerinden ücretsiz bir sosyal medya analizi yaptırdım.
Her şey bundan ibaret.
İnternette herkesin rahatlıkla ulaşabileceği açık kaynak verilerine dayalı olarak yapılan bir sosyal medya analizinin iddianamede siyasi casusluk olarak nitelendirilmesi, inandırıcılıktan ve hakikatten son derece uzaktır."'ÖRGÜT MENSUBU MUSUNUZ?' SORUSU YANITSIZ KALDIGün'ün savunması bittikten sonra salonda bulunan avukatlardan da Hüseyi Gün'e sorular soruldu.
Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Hasan Fehmi Demir ile Gün arasında gerçekleşen "örgüt mensubu" diyaloğu ise dikkat çekti.Hüseyin Gün, Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir’in etkin pişmanlıktan yararlanmayı kendi isteyip istemediğine dair soruya “Hatırlayamıyorum” dedi.Gün, Av.
Demir’in “Siz çıkar amaçlı suç örgütü mensubu musunuz?” sorusuna ise yanıt vermedi.
Gün, aynı soruyu soran hakimi de yanıtsız bıraktı.İmamoğlu’nun avukatı Demir bunu, “Hayır derse etkin pişmanlıktan yararlanamayacak, Hüseyin bey zeki bir insan” şeklinde yorumladı.