Haber Detayı

Yazılımcılık ‘akış’ta...
Kelebek hurriyet.com.tr
17/05/2026 07:00 (1 gün önce)

Yazılımcılık ‘akış’ta...

Bilgisayarların terminallerinde, kod programlarında hayaletler dolaşıyor… Yapay zekâ modellerinin hayaleti! Yazılım süreçlerini ‘sohbet’ kolaylığına getiren ve kod yazmakta gittikçe ustalaşan yapay zekâ, yazılımcıların koltuğunu sallamaya başladı. Fikrini doğru anlatabilenler zihnindeki uygulamayı artık saatler içinde hazırlıyor. Bu trend ‘vibe coding’ (akışta kodlama) olarak anılıyor.

Bu yılın ilk aylarında Matthew Gallagher adlı girişimci tarafından sadece 20 bin dolar sermaye ve yoğun yapay zekâ desteğiyle kurulan MEDVi adlı şirket kısa sürede ve sadece iki çalışanıyla 1,8 milyar dolar satış hedefine ulaştı.

Bu teletıp girişiminin hızlı büyümesi o kadar dikkat çekti ki gözler de yapay zekânın kod yazma yeteneğine çevrildi. ‘Vibe coding’ adlı bu trendle tek satır kod yazmayı bilmeyenler bile fikrini bir uygulamaya dönüştürebildi.

Öyle ki ülkemizde de girişimcilere eğitimler veren Komünite tarafından yarışmalar düzenlendi.Komünite’nin kurucusu Fatih Güner ‘vibe coding’ kavramını şöyle anlatıyor: “Psikolog Mihaly Csikszentmihalyi ‘flow’ (akış) teorisinde zihnin göreve gömüldüğü ve sürtünmenin sıfıra indiği bir hal anlatılır.

Yapay zekâ destekli üretim, geliştiriciyi tam olarak buraya taşıyor: Prompt’ları (yapay zekâya verilen komut) nasıl yazdığınız halen önemli ancak çoğunlukla geriye niyet kalıyor.”Hem Güner’e, hem Komünite yarışmalarından birinde ödül kazanan Emre Arslan’a hem de trendin önemli araçlarından Claude Code’un yaratıcı şirketi Anthropic’in düzenlediği yarışmada birinci olan Bedirhan Keskin’e merak ettiklerimizi sorduk. ‘San Francisco’da standart, geri kalan yerlerde yeni’Fatih Güner, Komünite’nin kurucusu◊MEDVi artık tanıdık hale gelen bir şablonun yeni örneği: Birkaç kurucunun tek satır kod yazmadan, kayda değer bir şirket değerlemesine ulaşması… Ancak hikâyenin asıl ilginç yanı şu: Kurucular platformu yalnızca komutlarla inşa etmekle kalmadı, reklam ve büyüme süreçlerini de aynı yöntemle yürüttü.

Bu artık ‘vibe coding’den çok ‘vibe working’.

Yani işin tamamının akış üzerinden döndüğü bir model.

Küresel ölçekte bu dalga, San Francisco’nun neredeyse tamamında artık standart; geri kalan her yerde hâlâ ‘yeni’ sayılıyor.◊“Kod yazmıyoruz, vibe yapıyoruz” sözü kulağa fazla Amerikan gelebilir, altındaysa oldukça ciddi bir psikoloji yatıyor.

Geliştiricinin işi tarihsel olarak iki katmanlıydı: Ne yapılması gerektiğine karar vermek (niyet) ve onu makinenin anlayacağı dile çevirmek (sözdizimi yani prompting)… İkinci katman, mesainin ezici çoğunluğunu yutardı.

Yapay zekâ destekli araçlar bu ikinci katmanı büyük ölçüde devraldı.◊Türkiye’de geliştiricilerin önemli bir kısmı bu akıma direniyor; daha büyük bir kısmıysa haberdar değil.

ABD’deki yazılım şirketlerinde “Yapay zekâ kullanmadan kod yazıyorum” demek bugün kariyer riski, Türkiye’deyse hâlâ bir tür duruş olarak savunulabiliyor.

Bu hoşgörünün ömrü de bence uzun değil.

Son aylarda verdiğimiz kurumsal eğitimlerin baskın talebi, geliştirici ekiplerin bu araçlara taşınması yönünde.

Talebi getiren çoğunlukla şirket sahipleri ve üst yönetim, yani teknik ekibin ‘henüz hazır değiliz’ diyebileceği lüksü ortadan kaldıran taraf.

Direnişin temelinde ideolojik bir kaygıdan çok mesleki refleksi var.

Bir geliştirici için kod yıllarca emek verilmiş bir el becerisi; bunu devretmek doğal olarak rahatsızlık yaratıyor.◊(Modellerin birkaç dev şirketin elinde olması…) Evet, ciddi bir risk.

Türkiye’de bunu ilk dile getirenlerden biri olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.

Bağımsız üreticiler için risk iki katmanlı.

Birincisi, fiyatlama: San Francisco’da konuşulanlara bakılırsa özellikle kodlama amaçlı kullanım üzerinde önemli fiyat artışları yakın gibi görünüyor.

İkincisi, bağımlılık: Bir aracın iş akışınıza ne kadar derin gömüldüğünü ancak fiyat değiştiğinde fark edersiniz.

Denge tamamen yok değil.

Açık kaynaklı modeller (DeepSeek, Qwen, Kimi, GLM) küçümsenmeyecek bir alternatif sunuyor.‘Özgürlüğün yanında stres de geliyor’Emre Arslan, Vibe Coder’lar Yarışıyor 3’ün birincisi◊Kurumsal hayatta sınırların belli olması ve benim daha çok şey yapabileceğime olan inancım aslında beni bu noktada en çok iten şey oldu.

Her yönüyle sahiplenebileceğim bir ürünü kendim geliştirmek beni motive etti.◊Eskiden haftalar süreceğini düşündüğümüz projeler, bir ekranda ufak bir değişiklik için bile yaptığımız toplantılar, mesajlar, açılan görevler, doldurulan dokümanlar...

Bunlar olmadan hızlı şekilde aksiyon alabilmek gerçekten çok motive edici.

Tabii ki doğru çıktıları alabilmek ve sağlam bir ürün geliştirmek için detaylı bir planlama ve düzen hâlâ gerekiyor.

Ancak deneme yanılmaları özgürce ve hızlıca yapabilmek ürünün kalitesini yukarı çıkarıyor.◊Kurumsal hayattan ayrılmak özgürlüğün yanı sıra bir stresi de beraberinde getiriyor.

Eskiden ekiplerin verdiği deadline’ları (teslim tarihlerini) bu sefer kendi kendinize koymanız ve buna yetişmek için durmadan çalışmanız gerekiyor.

Yapabileceklerinizin sınırı olmadığında, yapmanız gerekenleri sizin sınırlamanız ve ayaklarınızı yere basmanız gerekiyor.

Uygulamayı bitirdikten sonra asıl süreç başlıyor.

Pazarda benim gibi çok insan var.

Hepsi birer rakip.

Onlardan kendi uygulamalarımı ayıracak şeyleri düşünmek bile ayrı bir baskı.◊En büyük tatmin, kesinlikle bir başkasına bağımlı olmadan uçtan uca ürünün akışlarını düşünebilmek, üretebilmek ve ürünü bitirdikten sonra kullanmaya başladığınız an… ‘Ne güzel yapmışım’ dediğiniz ve çok mutlu eden bir an.

Ama zorluk açısından da şu var: Her konuya hâkim olmanız gerekiyor.

Hepsiyle ilgili detaylı araştırmalar, planlar yapmanız ve odağınızı korumanız gerekiyor.

En büyük zorluk bu.‘Kodlama hiçbir zaman amaç değildi, kullandığımız bir araçtı’Bedirhan Keskin, doktor, MedKit oyunuyla Anthropic’in düzenlediği Claude Code Hackathon’unda birinci oldu.Keskin tıp öğrencilerine klinik pratik yapma imkânı veren bir oyun tasarladı.◊Gerçek bir problemi içeriden görüyor olmanın faydası oldu bana.

Tıp öğrencisiyken bu sıkıntıyı yaşamıştım.

Hackathon için başta doktor-hasta görüşmesi sırasında doktora yardımcı olacak bir ses asistanı yapmayı düşünüyordum.

Hackathon’a girdiğimde benzer bir projenin yapıldığını gördüğüm için elimdeki ses motorunu başka bir probleme uygulamak istedim.

MedKit böyle çıktı ortaya.◊Bu yaptığımız kesinlikle ‘vibe coding’ sayılır.

Ama ben bunu artık kodlamanın ötesinde görüyorum.

Bence bu ‘vibe building (inşa etmek)’, hatta ‘vibe doing anything’ (ne yaparsan yap).

Kodlama hiçbir zaman amaç değil, problem çözmek için kullandığımız bir araçtı.

Şimdi bu aracı yapay zekâ da kullanabiliyor; o yüzden problemleri çözerken makine dilinde bir şeyler yazmak bir zorunluluktan çıkıyor.Vibe coder’lar anlatıyor...◊Yapay zekâyla kamera kayıt cihazlarını merkezi olarak izleyen, alarm üreten ve raporlama yapan bir platform geliştirdim.

Sistem kayıtlı ofislerdeki tüm cihazları belirli aralıklarla sorgulayarak canlı harita görünümü, çalışma süresi raporları, otomatik veri transfer entegrasyonu, kullanıcı ve yetki yönetimi gibi özellikler sunuyor.

Geliştirme sürecinde iş kurallarını, mimari kararları ve kullanıcı senaryolarını ben tanımladım.

Tek seferlik bir prompt vermek yerine; tasarım tartışması, kod üretimi, test ve bug’lardan arındırma süreçlerinde beraber ilerledik. (Gökhan S., 36)◊Doğacak ikiz bebeklerim için uyku ve gelişim takip mantığıyla çalışan Babio uygulamasını geliştirdim.

Süreci farklı yapay zekâ araçlarını orkestra ederek yönettim.

Proje planını Anthropic Claude ile oluştururken geliştirme sürecinde Cursor üzerinden yaptım ve kritik noktalarda manuel müdahalelerle hataları düzelterek modeli eğittim.

Aynı hataları tekrar etmemesi için kurallar tanımladım. (Aykut A., 34)

İlgili Sitenin Haberleri