Haber Detayı

Küresel krize, yerli üretim ‘ilaç’ olacak
Ekonomi dunya.com
18/05/2026 00:00 (1 gün önce)

Küresel krize, yerli üretim ‘ilaç’ olacak

Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler ve Hürmüz Boğazı’ndaki lojistik tıkanıklıklar, ilaçta maliyet krizini tetikliyor. Toplam maliyetlerin yüzde 20-25 artacağını belirten TİYSAT Başkanı Erdinç Yaşrin, sektördeki kronik dışa bağımlılığa karşı tek ‘reçeteyi’ yerli hammadde atağı ve milli üretim seferberliği olarak açıkladı.

Nurdoğan A.

ERGÜNnurdogan.arslan@dunya.comKüresel ilaç tedarik zinciri, pandemi dö­neminden sonra bu kez de jeopolitik risklerin kıs­kacında.

Orta Doğu’daki sa­vaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki lojistik tıkanıklıklar, ilaç sek­töründe üretim maliyeti kri­zini tetikliyor.

Teknoloji, İlaç ve Yerli Sanayi Topluluğu Kü­melenmesi (TİYSAT) Yöne­tim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin, özellikle Hürmüz Bo­ğazı üzerinden gerçekleşen hammadde sevkiyatında­ki aksamaların, ilaç fiyatları ve halk sağlığı üzerinde ağır “yan etkileri” olacağı uyarı­sında bulundu.

Yaşrin, “Hür­müz Boğazı’nda yaşanabi­lecek bir kapanma, küresel petrol ve doğal gaz fiyatları­nı doğrudan yukarı çeker.

Bu da ilaç üretiminde kullanılan enerji maliyetlerini artırır.

İlk etapta yüzde 10 ila 15 bandın­da bir maliyet artışı öngörü­lebilir.

Ancak bu durumun yıl sonuna kadar devam etmesi halinde, toplam maliyet artı­şının yüzde 20-25 seviyele­rine ulaşması söz konusu.

Bu da özellikle fiyat regülasyo­nu olan pazarlarda üreticiler üzerinde ciddi baskı oluştu­racak” dedi.“Risk sadece Hürmüz Boğazı değil” Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler ve özellikle Hür­müz Boğazı’nda ticaretin sek­teye uğramasının, küresel ilaç tedarik zinciri açısından ciddi bir risk olduğunu yine­leyen Yaşrin, ancak bu riskin yalnızca Hürmüz Boğazı’na özgü olmadığına dikkat çek­ti.

Yaşrin, “COVID-19 pan­demisi döneminde de benzer kırılmalar yaşandı ve küresel tedarik zincirlerinin ne ka­dar hassas olduğu net biçim­de görüldü.

Halihazırda tam anlamıyla bir kopmadan söz etmek için erken olsa da, bu hattın uzun süreli kapanması ya da kesintiye uğraması du­rumunda, özellikle Asya’dan Avrupa ve Amerika’ya yapılan hammadde ve ara ürün sevki­yatlarında önemli gecikmeler yaşanabilir.

Bu tür gelişmeler, günümüz dünyasında tedarik zinciri risklerinin süreklilik taşıdığını ve sektörün bu kı­rılganlığa karşı daha direnç­li yapılar kurması gerektiği­ni bir kez daha ortaya koydu” ifadelerini kullandı.“Bağışıklığımızı yerli üretimle güçlendirebiliriz” İlaç üretiminde kullanılan aktif farmasötik bileşenle­rin (API) önemli bir kısmının hâlâ ithal edildiğini dile geti­ren Yaşrin’e göre, bu noktada yaşanabilecek lojistik aksa­malar, üretim süreçlerini doğ­rudan etkileyebilir. “Böyle bir durumda ülkemizdeki 109 ilaç üretim tesisi üretim yapamaz hale gelir” diyen Yaşrin, şunla­rı söyledi: “Türkiye’deki yerli üreticiler kısa vadede alterna­tif tedarik kanallarına yönele­rek bu riski sınırlamaya çalı­şacaktır.

Orta ve uzun vadede ise API üretiminin yerlileşti­rilmesi, stratejik bir zorunlu­luk haline geldi.” Yaşrin’e gö­re, küresel türbülanstan çı­kışın yolu, ilaç sanayisini bir “milli güvenlik meselesi” ola­rak görmekten geçiyor. “Küre­sel ölçekte yaşanabilecek ola­sı bir ilaç tedarik krizine karşı, yerli üretimin artırılması ar­tık bir tercih değil, zorunluluk” diyen Yaşrin, şunları söyledi: “İlaç ve ilaç yan sanayisinin bir milli güvenlik meselesi ol­duğu dünyanın başat aktörle­ri tarafından resmi kayırtlara alınmıştır.

Türkiye son yıllar­da bu alanda önemli adımlar attı, ancak daha güçlü teşvik mekanizmalarına ihtiyaç var.

Özellikle yatırım teşvikle­ri, uzun vadeli alım garantile­ri, Ar-Ge destekleri ve regü­lasyon süreçlerinin hızlandı­rılması; üretimi daha cazip ve sürdürülebilir kılacaktır.

Ül­kemizde başlangıç malzeme­si olarak kullanılabilecek bit­ki çeşitliliği potansiyelimizin kullanılması ve tarımsal atık­lardan faydalanabileceğimiz projelerin desteklenmesi çok önemli.”Türkiye'de en fazla onkoloji ilacı satıldıDünya ilaç pazarı 2025 yılında 1.9 trilyon dolar olurken, Türkiye ilaç pazarı değerde 430.8 milyar TL, hacim ölçeğinde ise 2.7 milyar kutuya ulaştı.

İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) verilerinden yapılan derlemelere göre, referans ilaç pazarı, 2025’de 272.7 milyar TL’ye ulaşırken, kutu ölçeğinde ise 0,95 milyar kutu satış gerçekleşti.

Eşdeğer ilaç pazarı ise aynı dönemde değerde 158.1 milyar TL, kutu ölçeğinde 1.71 milyar adet olarak kayıtlara geçti.

Onkoloji ilaçları yüzde 18,8 pay ile 2025 yılında pazarda değer bazında en çok satışa sahip olan tedavi grubu oldu.

Kutu bazında 2025’de pazarda başı çeken tedavi grubu yüzde 11,3 ile antiromatizmal ilaçlar ve yüzde 10,4 ile kardiyovasküler oldu.

Biyoteknolojik ilaçlar, 2025’de 90.9 milyar TL’ye ve 33.3 milyon kutuluk satışa ulaştı.

Biyobenzer ilaçlar bu dönemde 11.7 milyon kutu ile 8.2 milyar TL seviyesiwne, referans biyoteknolojik ilaçlar ise aynı dönemde 21.6 milyon kutu ile 82.7 milyar TL seviyesine ulaştı.

Türkiye’nin geçen yılki ilaç ihracatı ise yüzde 9,3’lük artışla 2.51 milyar doları seviyesine ulaştı.

Aynı dönemde ilaç ithalatı da yüzde 17,4 oranında artarak 7.3 milyar dolar seviyesine geldi.“Küresel fiyat dalgalanmaları kaçınılmaz”Orta Doğu’daki mevcut tablonun uzaması durumunda dünya ilaç piyasasında dalgalanmaların kaçınılmaz olduğuna dikkat çeken Erdinç Yaşrin, “Özellikle hammadde ve enerji maliyetlerindeki artış, nihai ürün fiyatlarına da yansıyacak.

Kısa vadede kontrollü artışlar görülse de, kriz derinleşirse bazı ürün gruplarında daha sert fiyat hareketleri ve tedarik sıkıntıları yaşanabilir.

Bu nedenle ülkelerin stratejik stok yönetimi ve yerli üretim kapasitelerini artırmaları kritik önem taşıyor” diye konuştu.“Halk sağlığı açısından da risk olur”İlaç sektörünün, “just-in-time” yani kritik zamanlı sevkiyat modeline oldukça bağımlı bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Erdinç Yaşrin, “Bu nedenle yaşanabilecek en küçük aksama bile üretim planlamasını doğrudan etkileyebilir.

Özellikle biyoteknolojik ürünler ve soğuk zincire tabi ilaçlar açısından gecikmeler, sadece ekonomik değil, aynı zamanda halk sağlığı açısından da risk oluşturur.

Bu tür bir kırılma, stok yönetimi stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor” uyarısı yaptı.

İlgili Sitenin Haberleri