Haber Detayı

1919-2026... Aradan 107 Yıl Geçmiş
Neşe doster gercekgundem.com
18/05/2026 06:00 (12 saat önce)

1919-2026... Aradan 107 Yıl Geçmiş

Büyük Atatürk’ün dünya tarihine ve ulusumuza armağanı NUTUK şu sözlerle başlar: "1919 senesi Mayıs’ının 19.günü Samsun’a çıktım!"

19 Mayıs’la kurtuluşu! 23 Nisan’la kuruluşu! 30 Ağustos’la zaferi! 29 Ekim’le cumhuriyeti sağlayan yüzyılın dehası Büyük Atatürk’ün neleri gördüğünü, hangi hedefleri gösterdiğini, geleceği nasıl planladığını bilmemek görmemek ne mümkün?

Aksi halde bu destan nasıl yazılırdı?

O’nun dehasını anlamaya her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde attığı her adım içimizdeki soruların cevabının tek adreste toplandığının kanıtı ve adresi değil midir?

Bu nedenledir ki 107 yıl önce yanan bağımsızlık ateşinin alevi sönmez ve söndürülemez bir…Ulusal bilincin, uyanışın, dayanışmanın, özverinin en görkemli destanını yazan!

Demiryollarından deniz yollarına, hava yollarından kara yollarına, ulus olmak için, dosta güven vermek, düşmana meydan okumak, yerli ve milli sanayimizi kalkındırmak için en büyük adımları atan, o zorlu koşullarda en köklü atılımları hayata geçiren büyük kurtarıcıyı unutulamaz iki…Böylece ve bir kez daha bu önemli gerçekleri milli mücadelenin şah damarını, nefes borusunu görmezden gelenlere hatırlatmış olalım üç…Asırlık bir çınar gibi, hiç eğilmemiş köklü bir ağaç gibi 104 yaşında kaybettiğimiz Nermin Abadan Unat’ın, “Yılmak yok, dayanın, mesele sabredip öylece oturmak değil, mücadele etmektir” sözünü hiç unutmayalım dört…Cumhuriyetimiz henüz 1 yaşında iken Mustafa Kemal’in, “Sizleri birer kıvılcım olarak gönderiyorum, alevler olarak dönünüz!” sözleriyle yurt dışına eğitim için uğurlanan 150’si kız, 750 pırıl pırıl gencimiz, ABD, Fransa, Japonya, Çin, Almanya, Belçika, İsviçre, İngiltere, Avusturya, İtalya, Çekoslovakya, Macaristan ve İsveç’e gittiler.

Cenevre, Lozan, Lyon, Sorbonne, Berlin, Harvard Heidelberg, Wiskonsin üniversitelerinde eğitim aldılar.

Ve ülkemize dönüp başarılı işlere imza attılar.

Çünkü onlar Büyük Atatürk’ün o derin bakışlarının altında yatan disiplini, bilgiyi, birikimi, cesareti, yeni ufuklara açacak bilim ve araştırma merakını görmüşlerdi.

Kimisi çok sesli müziğimizin omurgasını oluşturdu.

Kimisi arkeolojinin babası oldu.

Kimi elektrik mühendisi, kimi maden mühendisi, kimi jeolog, kimi memleketin ilk beden eğitimi öğretmeni oldu.

Çünkü onlar Atatürk’ün ve cumhuriyet hava ve su olduğuna inanıp, uygarlığın ayak izlerinde dolaşmışlardı.

Bu girişimi ve arkasındaki o ulaşılmaz öngörüyü nasıl unuturuz beş…Gelelim unutmadıklarımıza, kaybettiklerimize ve kaydettiklerimize…Bu arada neler olmuş, kimler neler demiş, neler ne kadar değişmiş ya da değiştirilmiş, kimler neyi, niye unutmuş, belleklerde ve arşivlerde neler kalmış, daha doğrusu neler kazınmış?

Sessiz ve renksiz kitleler susmayı yeğlerken özel günlerde kimler gönül tellerini sızlatan sözler etmiş?

Büyük Atatürk’ün adını kimler anmadan tebrik mesajı yayınlamış?

Hepsini biliyoruz, tümünü kaydettik.

Nasıl mı?

Şöyle…Bir yanda bu destanın kolay yazılmadığını, karanlıktan aydınlığa nasıl geçildiğini, ne bedeller ödendiğini bilen milyonlar, diğer yanda bu aydınlık tarihin el yardımıyla değil, el yordamıyla nasıl yazıldığını görmeyen, anlamayanlar…Bir yanda liderlik tanımının içini doldurarak; birleştirici, yol gösterici, aydınlatıcı özellikleriyle tarihe damgasını vuran, kimlerle nasıl, niçin, hangi amaçla savaşılacağını, savaş araçlarını, savaş stratejisini, savaştığı güçlerin çıkar ve denge hesaplarını, ulusunun karakter yapısını, yeteneğini, dayanma gücünü iyi hesap edenler!

Yalnızca yaşadığı çağa değil, çağlara imzasını atanın adının Gazi Mustafa Kemal Atatürk olduğunu iyi bilenler…Her yanda kurduğu devleti ve Cumhuriyet’i gençlere emanet eden, her konuşmasında gençliğe verdiği önemin altını çizen, (Gençliğe Hitabe, Bursa Nutku, Kütahya Konuşması, gençliğe bir vasiyet niteliği taşıyan Büyük Nutuk gibi) büyük bir lider ve O’nun izinden gidenler…Yine her yanda, “Genç devlet genç ellerde yükselecek, devletin genç kalabilmesi, çağdaş olabilmesi gençlerin yaratıcı beyinleriyle mümkün olacaktır” diyen büyük önder… Her yanda “Büyük Nutuk” ve “Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen” diye başlayan Gençliğe Hitabeyi akılcı, bilimsel ve çağdaş nitelikli tüm devrimleri tıpkı bir vasiyet gibi bu vasiyet gibi Türk Gençliğine emanet eden aşılmaz ve aşınmaz bir dünya lideri…Şimdi sesli sedalı sorma zamanıdır!İşli, işsiz, okumuş, okumamış, tahsilli, tahsilsiz, üretici, emekçi, partili, partisiz, tezgâhtar, işçi, doktor, mühendis, öğretmen, yargıç, sanatçı, akademisyen, gazeteci tüm gençlere seslenme zamanıdır! 4 gençten birinin ne işte, ne okulda olduğu, işsizliğin tavan yaptığı, beyin göçünün ürkütücü bir şekilde hız kesmediği günümüzde olup bitene CB ne diyor, MB ne düşünüyor?

Siz nasıl görüyorsunuz?Unutmayalım!

Gazi denilince akla Anadolu gelir, Balkanlar gelir, Selanik gelir, kadın-erkek eşitliği gelir, çağdaş eğitim gelir, hayvan sevgisi gelir, tango gelir, Türk müziği gelir, tiyatro-opera gelir, çevreye duyarlılık gelir, çocuklar gelir, özetle insan olmak, lider olmak, önder olmak gelir.

Müzeyyen Senar’ı, Safiye Ayla’yı takdir ederek dinlerken eşlik etmek gelir…Büyük Atatürk denilince aklımıza bir toprağı vatan yapmadaki öncümüz, ülkeyi cumhuriyetle tanıştıran önderimiz, her anlamdaki örneğimiz gelir.

O’nun çelik gibi iradesi, entelektüel donanımı, pratik zekâsı, sevk ve idare kabiliyeti gelir…Büyük Önder denilince aklımıza;24 yaşında Şam’da 1.

Ordu'da! 26 yaşında Selanikte 3.

Ordu'da! 28 yaşında hareket ordusuyla İstanbul’da! 30 yaşında Trablusgarp’ta! 31 yaşında Balkan Savaşları'nda! 32 yaşında Edirne’de! 33 yaşında Sofya’da! 34 yaşında Çanakkale’de! 35 yaşında kolordu komutanı olarak Diyarbakır’da! 36-37 yaşlarında Suriye ve Filistin’de! 38 yaşında Anadolu’da!

Başlattığı Kurtuluş Savaşı ile milletinin başında olan bir liderden söz ediyoruz.

Kolay mı yazıyı noktalamak…Özetle sözlerimi noktalarken derim ki; Atatürk’ü vazgeçilmez bir kimlik kartı gibi yakamıza astığımız günden beri, her şeye rağmen umudumuzu yitirmeyişimiz bundan.

Cumhuriyetin kazanımlarını altın bir anahtar gibi, ata yadigârı bir mücevher gibi boynumuza taktığımız günden beri yolların daha ışıklı, sabahların daha aydınlık, umutların hiç solmaması bundan…19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun…

İlgili Sitenin Haberleri