Haber Detayı

Süper El Nino için yeni uyarı: Riskli süreç başladı! 1877 felaketi yeniden mi yaşanacak? ‘Bu çok korkutucu’
Gündem hurriyet.com.tr
18/05/2026 06:47 (11 saat önce)

Süper El Nino için yeni uyarı: Riskli süreç başladı! 1877 felaketi yeniden mi yaşanacak? ‘Bu çok korkutucu’

Küresel iklim modellerinden gelen son veriler, güçlü bir El Nino ihtimalinin hızla arttığına işaret ediyor. Sıcaklık artışından yağış rejimlerine kadar birçok alanda zincirleme etkiler beklenirken, bazı senaryolar 1877’de yaşanan ve tarihin en güçlü El Nino olaylarından biri olarak kabul edilen felaket düzeyine yaklaşabileceğini ortaya koyuyor. Peki El Nino etkisi tam olarak ne zaman hissedilecek, 1877’de dünya neler yaşadı, Türkiye bu süreçten nasıl etkilenecek? Uzmanlar, Hurriyet.com.tr’ye çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Küresel iklim sistemine ilişkin yayımlanan son model tahminleri, önümüzdeki aylarda etkisini gösterebilecek güçlü bir süper El Nino olasılığının giderek arttığını ortaya koydu.

Uzmanlar, bu gelişmenin yalnızca belirli bölgelerle sınırlı kalmayacağını, dünya genelinde sıcaklıklar, yağış düzeni ve aşırı hava olayları üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini vurguluyor.Özellikle Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF), mart ayında yayımladığı raporda süper El Nino ihtimalinin güçlü olduğuna dikkat çekmişti.

Mart ayının başında bu raporu İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Meteoroloji Uzmanı Dr.

Güven Özdemir’e sorduğumda “El NiNo meteorolojik olarak önemli bir sinyal” demiş ve şu bilgilerin altını çizmişti:“Süper El Nino, küresel atmosfer dolaşımını değiştirebilir.

Jet akımlarını kaydırabilir, en önemlisi de küresel sıcaklık rekorunu tetikler.

Tarihte en büyük sıcak alanlardan biri 1997 ile 1998’de Süper El Nino sırasında oldu.

Sıcaklık anomali açısından çok büyük bir alanı kapladı.”Alıntı MetniHAZİRAN AYINA DİKKAT!

Mart ayından bugüne gelinen süreçte nasıl bir değişiklik olduğunu Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç.

Dr.

Doğukan Doğu Yavaşlı’ya danıştığımda ise “Tropikal Pasifik’teki son gözlemler ve mevsimsel tahmin modelleri, 2026’nın ikinci yarısında güçlü bir El Nino olayının gelişebileceğine işaret ediyor.

Tahminler değişmedi, güçlü bir şekilde devam ediyor” dedi.Doç.

Dr.

Yavaşlı, “Modellerin önemli bir bölümü, süper El Nino senaryosuna yaklaşıyor.

Ancak iklim biliminde tahminlerin en kırılgan olduğu ‘ilkbahar belirsizlik bariyeri’ hâlâ aşılmış değil; daha net tabloyu haziran ve temmuz güncellemeleri ortaya koyacak” ifadelerini kullandı.“ABD’nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) 11 Mayıs tarihli resmî değerlendirmesine göre Mayıs-Temmuz 2026 döneminde El Nino gelişme olasılığı yüzde 61’e çıktı” diyen Doç.

Dr.

Doğukan Doğu Yavaşlı, “Yıl sonuna kadar sürmesi beklenen olayın ‘çok güçlü bir El Nino’ düzeyine ulaşmasına ise dörtte bir olasılık veriliyor” dedi.

Doç.

Dr.

Yavaşlı, şöyle devam etti:“Columbia Üniversitesi Uluslararası İklim ve Toplum Araştırma Enstitüsü’nün (IRI) 20 Nisan tarihli teknik güncellemesine göre 15 Nisan itibariyle +0,5 derece eşiğine ulaşıldı.

IRI bu durumu ‘hızla gelişen ENSO koşulları’ (El Nino-Güneyli Salınım) olarak nitelendiriyor ve Temmuz-Eylül 2026 için El Nino olasılığını yüzde 94’e çıkarıyor.

IRI’ye göre asıl soru ‘El Nino olacak mı?’ değil, ‘ne kadar güçlü olacak?’” UZMANLARI ENDİŞELENDİREN ÇOK ÖNEMLİ BİR GELİŞME VARİklim uzmanlarının en büyük endişelerinden biri, 1877-1878 yıllarında yaşanan ve kayıtlara geçen en güçlü El Nino olayının sonuçlarının yeniden gündeme gelmesi.

İklim araştırmacıları, modern teknolojinin bugün dünyayı geçmişe kıyasla çok daha hazırlıklı hale getirdiğini vurgulasa da küresel ısınmanın etkisiyle atmosfer ve okyanusların artık çok daha sıcak olduğunu ve bunun da El Nino kaynaklı aşırı olayları daha yıkıcı hale getirebileceğini belirtiyor.TARİHİN EN YIKICI EL NİNO OLAYINDA NELER YAŞANDI?İklim uzmanlarının en büyük endişelerinden biri, 1877-1878 yıllarında yaşanan ve kayıtlara geçen en güçlü El Nino olayının sonuçlarının yeniden gündeme gelmesi.

Washington Post’ta yer alan habere göre, yaklaşık 150 yıl önce meydana gelen bu olağanüstü iklim olayı, Hindistan, Çin, Brezilya ve dünyanın farklı bölgelerinde büyük kıtlıklara neden olmuştu.Tarihçiler ve iklim araştırmacıları, söz konusu felaket nedeniyle 50 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiğini belirtiyor.

Bu rakam, dönemin dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 3 ila 4’üne karşılık geliyordu.

Aynı oranın bugünün nüfusuna uygulanması halinde ise yüz milyonlarca insanın etkilenebileceği anlamına geliyor.Araştırmacılar, 1877-1878 süper El Nino’sunu ‘insanlık tarihindeki en kötü çevresel felaketlerden biri’ olarak tanımlıyor.

Felaketin etkileri aniden ortaya çıkmamıştı.

Süreç, 1875 yılında tropikal ve subtropikal bölgelerde yayılan kuraklıklarla başladı.

Daha sonra Hint ve Atlantik okyanuslarındaki güçlü iklim sistemlerinin El Nino ile birleşmesi, kuraklığın etkisini artırdı ve yıllarca sürmesine neden oldu.Kuraklık yalnızca tarımsal üretimi değil, su kaynaklarını, hayvancılığı ve ekonomik düzeni de çökme noktasına getirdi.

Gıda fiyatlarının yükselmesi ve tarımsal üretimin azalmasıyla birlikte milyonlarca insan açlık tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.‘OLAYIN FİZİKSEL BÜYÜKLÜĞÜ AÇISINDAN 1877’YE BENZER BİR TABLOYLA KARŞI KARŞIYA OLABİLİRİZ’İki olay arasında hem benzerlik hem de derin farklar olduğunu söyleyen Doç.

Dr.

Doğukan Doğu Yavaşlı, “1877-78 olayı, modern ölçüm öncesi dönemin proxy verilerinden hesaplandığı kadarıyla, kayıtlara geçmiş en güçlü El Nino. 2026 için bazı modeller, Nino 3.4 indeksinde +3 derece civarında bir pik öngörüyor.

Bu rakam, 1997-98 ve 2015-16 olaylarını geride bırakacak güçte bir sinyale işaret ediyor.

Yani olayın fiziksel büyüklüğü açısından 1877’ye benzer bir tabloyla karşı karşıya olabiliriz” dedi.

Uzman isim şöyle devam etti:-- Ancak 1877-78 felaketini ölümcül yapan şey yalnızca iklim sinyalinin gücü değildi.

O dönemde El Nino, eş zamanlı olarak Hint Okyanusu Dipolü (Hint Okyanusu’nda ENSO’ya benzer şekilde çalışan ikinci bir iklim salınımı) ve Atlantik kaynaklı anomalilerle birleşerek tropiklerde ve subtropiklerde çok yıllı, bileşik bir kuraklık döngüsü yarattı.

Tarihçi Mike Davis’in 'Late Victorian Holocausts' çalışmasında ayrıntılı biçimde gösterildiği gibi, 50 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesinin asıl nedeni iklim değil, sömürgeci politikaların yerel gıda güvenliğini çökertmiş olmasıydı.-- Bugün o spesifik sömürge düzeni yok.

Ancak yerine farklı bir kırılganlık geçti.

Küresel gıda piyasaları birbirine sıkı sıkıya bağlı.

Bir bölgedeki üretim kaybı zincirleme biçimde dünyaya yayılabilir.

Yani 1877’deki ‘lokalize çöküş’ yerine, bugün ‘küresel kademeli risk’ diyebileceğimiz farklı bir tehdit biçimiyle karşı karşıyayız. ‘AŞIRI HAVA OLAYLARI DAHA ŞİDDETLİ OLABİLİR’Washington Eyalet Üniversitesi’nde süper El Nino üzerine çalışmalar yürüten Dr.

Deepti Singh’e göre de 1870’lerde yaşanan kitlesel ölümler yalnızca iklim olaylarının sonucu değildi.

Ancak Dr.

Singh, aşırı hava olaylarının daha şiddetli olabileceğinin altını çizdi:“1870’lerdekine benzer eş zamanlı ve çok yıllı kuraklıklar yeniden yaşanabilir.

Ancak bugün atmosferimiz ve okyanuslarımız geçmişe göre çok daha sıcak.

Bu da aşırı hava olaylarının daha şiddetli olabileceği anlamına geliyor.”Dr.

Singh’in ifadesinin spekülatif bir uyarı olmadığını, paleoklimatoloji ve son yıllardaki gözlemlerle desteklenen bir tespit olduğunu söyleyen Doç.

Dr.

Doğukan Doğu Yavaşlı, şu bilgileri paylaştı:-- Bilim insanlarının ‘compound climate events’ yani bileşik iklim olayları olarak adlandırdığı bu fenomen, ENSO, Hint Okyanusu Dipolü, Atlantik Çok Onyıllık Salınımı (AMO) ve toprak-atmosfer geri beslemeleri gibi birden fazla sürücünün aynı yöne hizalanmasıyla ortaya çıkar.

Hizalanma yaşandığında kuraklık tek bir mevsimle sınırlı kalmaz, ardışık yıllara yayılır ve birden fazla kıtayı eş zamanlı vurabilir.-- Bunun hipotetik bir senaryo olmadığını son yıllarda zaten görüyoruz.

Afrika’da 2020-2023 arasında art arda beş yağış mevsimi yetersiz kaldı ve milyonlarca insan gıda güvensizliğine düştü.

Şili ve Arjantin son 10 yılı kapsayan bir ‘mega kuraklık’ yaşıyor.

ABD'nin batısındaki kuraklık paleoklimatik açıdan son 1200 yılın en şiddetlilerinden biri olarak belgelendi.

Tüm bunlar 1877 düzeyinde olmasa da çok yıllı senkronize kuraklıkların 21. yüzyılda zaten gerçekleştiğini gösteriyor.-- 2026 El Nino’su tek başına 1877 ölçeğinde bir küresel felakete dönüşmek zorunda değil ama aynı yıl içinde diğer iklim sürücüleri olumsuz biçimde hizalanırsa ve özellikle Güney Asya, Güneydoğu Afrika, Orta Amerika gibi halihazırda kırılgan bölgelerde üst üste binerse, çok ciddi sonuçlar mümkün.Alıntı MetniTÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLEYECEK?Doç.

Dr.

Doğukan Doğu Yavaşlı, El Niño’nun Türkiye üzerindeki etkilerinin doğrudan değil daha çok dolaylı şekilde hissedileceğini belirterek, küresel sıcaklıklardaki artışın Türkiye’nin zaten kırılgan hale gelen iklim yapısı üzerindeki baskıyı daha da artırabileceğine dikkat çekti.

Doç.

Dr.

Yavaşlı, şöyle devam etti:-- Türkiye’deki El Nino etkisini, tropik bölgelerdeki kadar doğrudan okumamak gerekir.

El Nino’nun gelişmesi, Türkiye’de mutlaka kuraklık olacağı veya aşırı yağış görüleceği anlamına gelmez.

Türkiye’nin yağış ve sıcaklık rejimi üzerinde daha belirleyici olan etkenler vardır (Kuzey Atlantik Salınımı, Akdeniz üzerindeki basınç alanları, batı rüzgârları vs.).

Ancak El Nino sinyalini tamamen yok saymak da doğru değil.-- Türkiye için asıl risk, El Niño nedeniyle artan küresel sıcaklıkların, Türkiye’nin halihazırda kırılgan iklim koşullarına eklenmesi.

Eğer 2026 sonu ve 2027 başında öngörülen küresel ısınma ivmesi gerçekleşirse, Türkiye’de uzun süreli sıcak hava dalgalarının yaşanması, gece sıcaklıklarının yüksek seyretmesi, orman yangını sezonunun uzaması ve tarımsal su talebinin artması gibi sonuçlar doğurabilecek hassas bir döneme girilir.

Bu açıdan en hassas bölgeler, Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu.

Yağış rejimi açısından ise şimdiden kurak veya yağışlı gelecek hükmü vermek mümkün değil.

Haziran sonrasındaki tahmin güncellemesiyle birlikte durum daha net görülecek.

TÜRKİYE'DE YANGIN RİSKİ BU YIL YÜKSEKÇankırı Karatekin Üniversitesi’nden Doç.

Dr.

Okan Ürker, bu sene yangın riskinin Türkiye’de yüksek olduğuna dikkat çekti: “Aşırı yağışlı geçen kış aylarından sonra diri örtü çok hızlı gelişiyor.

Bunu takip eden ani sıcaklık ve kuraklığa bağlı olarak da ölü örtüye dönüşüyor.

Bu nedenle frekansı ya da şiddeti yüksek yangınların sayısında artış öngörülüyor.’’“Bunun önüne geçmek veya riski azaltmak, ancak yanıcı madde yönetimi ile mümkün” diyen Doç.

Dr.

Ürker, “Riskli sezon başlamadan evvel, orman-maki gibi doğal peyzajlarda yoğun bir mekanik mücadele gerekiyor.

Yol kenarlarının, elektrik hatları civarlarının, kır-kent arayüzlerinin sıklık bakımının yapılması, budanması, otsu tabakanın temizlenmesi önemli” ifadelerini kullandı.Alıntı MetniBİLİM DÜNYASI GEÇMİŞE GÖRE ÇOK DAHA HAZIRLIKLIUzmanlara göre bugün ile 19. yüzyıl arasındaki en büyük farklardan biri, iklim olaylarının artık önceden izlenebiliyor ve tahmin edilebiliyor olması. 1877, 1888 ve hatta 1972 yıllarında yaklaşan bir süper El Nino’yu önceden tespit etmek mümkün değildi.

Ancak 1982-1983 yıllarında yaşanan büyük El Nino olayı, bilim dünyasında önemli bir dönüm noktası oldu.

Beklenmedik şekilde gelişen bu olay dünya genelinde milyarlarca dolarlık ekonomik kayba yol açtı.

Ancak aynı zamanda modern iklim biliminin gelişimini hızlandırdı.

İklim bilimci Kevin Trenberth, 1982-1983 olayının ardından Pasifik Okyanusu’nda başlatılan uluslararası gözlem çalışmalarının büyük bir devrim yarattığını belirtiyor.1990’lı yılların ortalarına kadar Pasifik Okyanusu’na yaklaşık 70 adet demirli şamandıra yerleştirildi.

Bu sistemler; rüzgâr, hava sıcaklığı, nem, atmosfer basıncı ve okyanus sıcaklıklarını gerçek zamanlı olarak ölçmeye başladı.

Bugün ise dünya genelinde gerçek zamanlı veri sağlayan cihazların sayısı 4 bini aşmış durumda.

Bu sayede Pasifik’in en uzak bölgelerindeki sıcaklık değişimleri bile günlük olarak takip edilebiliyor.Alıntı Metni Gözden Kaçmasın MİT’in ‘Süper hayalet’ operasyonu Haberi görüntüle

İlgili Sitenin Haberleri