Haber Detayı
Devletin adını satan küçük adamlar
Memlekette yeni bir meslek türü doğdu.
Kartviziti yok.Diploması yok.Vasıf yok.Emek yok.Liyakat yok.
Ama maşallah bağlantı çok. “Ben Cumhurbaşkanı’na çok yakınım.”“Ben Akın Gürlek’le görüşürüm.”“Ben Hasan Doğan’ın yanındayım.”“Ben Mustafa Çiftçi’nin adamıyım.”“Ben devletin derin tarafını bilirim.” Böyle konuşan birini gördüğünüzde bilin ki karşınızda büyük ihtimalle devlet adamı değil, devlet adıyla geçinen küçük bir adam vardır.
Bunlar devletin kendisine değil, devletin gölgesine sığınırlar.
Çünkü kendilerinin gölgesi bile yoktur.
Sabah akşam Sayın Erdoğan övgüsü yaparlar.Her cümlelerine “Reis” diye başlarlar.Her ortamda sadakat pozu verirler.Her fırsatta “bizim taraf” derler.
Ama mesele memleket değildir.Mesele dava değildir.Mesele millet hiç değildir.
Mesele kendilerine alan açmaktır.
Bir ihale kapısı,Bir makam koridoru,Bir belediye bağlantısı,Bir bürokrat telefonu,Bir savcı adı,Bir emniyetçi tanıdığı… Bunların sermayesi budur.
Devletin itibarını kendi sahtekârlıklarına teminat yapmaya çalışırlar. “Ben dokunulmazım” havası satarlar.“Benim arkam sağlam” mesajı verirler.“Bana bulaşan yanar” psikolojisi üretirler.
Oysa yakından bakınca görünen şudur: Ne güçleri vardır.Ne karşılıkları vardır.Ne ahlakları vardır.
Sadece yüksek perdeden konuşmayı iyi bilirler.
Bu tiplerin en tehlikeli tarafı şudur: Kendilerini değil, arkasına saklandıkları isimleri de kirletirler.
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın adını kullanırlar.Yargı mensuplarının adını kullanırlar.Bürokratların adını kullanırlar.Devlet görevlilerinin adını kullanırlar.
Sonra da o isimlerin gölgesinde iş çevirirler.
Birileri onları görünce devleti görsün isterler.Birileri onlardan çekinsin isterler.Birileri “aman bunun arkasında kim var” diye düşünsün isterler.
Bütün oyun budur.
Bu ülkede en büyük ahlaksızlıklardan biri de budur:Devletin adını kişisel menfaatin aparatı yapmak.
Bunlar çoğu zaman en çok bağıranlardır.En çok sadakat gösterisi yapanlardır.En çok fotoğraf paylaşanlardır.En çok “liderimizin yanındayız” diyenlerdir.
Ama işin özünde liderin yanında değil, liderin adının arkasındadırlar.
Fark büyük.
Liderin yanında olan sorumluluk alır.Liderin adının arkasına saklanan menfaat kovalar.
Liderin yanında olan millete hizmet eder.Liderin adını kullanan milleti ürkütür.
Liderin yanında olan yük taşır.Liderin adını pazarlayan yük olur.
Bu tiplerin ortak özelliği de gariptir.
Hepsi çok derindir ama hiçbirinin derinliği yoktur.Hepsi çok etkilidir ama hiçbir işe etkileri yoktur.Hepsi çok yakındır ama kapıdan içeri alınmazlar.Hepsi çok güçlüdür ama telefonda bile titrerler.
Sağda solda fısıldarlar: “Benim Ankara’da yerim var.”“Benim adliyede sözüm geçer.”“Benim emniyette adamım var.”“Benim külliyede bağlantım var.” Böyle cümle kuran kim varsa önce ondan uzak duracaksınız.
Çünkü namuslu insan, devletle ilişkisini pazarlamaz.Ahlaklı insan, tanıdığı insanları tehdit unsuru gibi kullanmaz.Devlet terbiyesi olan insan, devletin adını sokak dedikodusuna düşürmez.
Bu tipler ise tam tersini yapar.
Devletin ağırlığını kendi hafifliklerine örtü yaparlar.
Sayın Akın Gürlek’in heykelini dikmeye çalışırlar mesela.Ama adalete inandıkları için değil.Yargının güçlü görünmesinden kendilerine pay çıkarmak için.
Sayın Büyükelçi Hasan Doğan’ın adını anarlar.Ama devlet ciddiyetine saygı duydukları için değil.O isim üzerinden kapı aralamak için.
Sayın Tayyip Erdoğan’a methiyeler düzerler.Ama Sayın Erdoğan’ın siyasi mücadelesini, bedelini, yükünü anladıkları için değil.Sayın Erdoğan’ın adının kendi sahte cüsselerini büyüteceğini düşündükleri için.
İşte bu yüzden en büyük zarar bunlardan gelir.
Muhaliften değil.Açık düşmandan değil.Karşı mahalleden değil.
En büyük zarar, içeridenmiş gibi duran ama içeriyi kemirenlerden gelir.
Dava adamı pozu verip dava tüketenlerden gelir.Sadakat edebiyatı yapıp ahlakı çürütenlerden gelir.Devlet diliyle konuşup sokak kurnazlığı yapanlardan gelir.
Bunlar partilerin, kurumların, devletin etrafında oluşan asalak tabakadır.
Ne üretirler?
Hiçbir şey.Ne taşırlar?
Sadece dedikodu.Ne yaparlar?
İsim satarlar.Ne isterler?
Dokunulmazlık.
Oysa bu ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu şey, dokunulmaz adamlar değil; hesap verebilir adamlardır.
Devletin itibarı, bu tiplerin ağzında sakız olamayacak kadar büyüktür.Cumhurbaşkanı’nın adı, üç kuruşluk çıkar ilişkilerinin maymuncuğu yapılamayacak kadar değerlidir.Yargının adı, sahte güç gösterilerinin sopası haline getirilemez.
Kim devlet büyüklerinin, yargı mensuplarının, bürokratların adını kullanarak kendisine alan açıyorsa bilinsin ki o kişi devlete yakın değildir.
Devletin vakarından uzaktır.Ahlaktan uzaktır.Edep ve haysiyetten uzaktır.
Bu ülkede gerçekten güçlü olanlar bağırmaz.Gerçekten devlet terbiyesi olanlar isim pazarlamaz.Gerçekten itibarlı olanlar “ben dokunulmazım” demez.
Çünkü bilirler: Devlette aslolan şahıs değil, hukuk düzenidir.Siyasette aslolan yakınlık değil, hizmettir.İnsanda aslolan bağlantı değil, karakterdir.
Bu yüzden etrafında “ben şunun yakınıyım, bunun adamıyım” diye dolaşanlara dikkat edin.
Onlar çoğu zaman kimsenin adamı değildir.
Sadece kendi çıkarlarının adamıdır.
Ve en tehlikeli adam tipi de budur: Kendini devlet sanan küçük adam.Kendini dokunulmaz sanan zavallı adam.Kendini güçlü sanan boş adam.
Bunların maskesi düştüğünde geriye ne kalır biliyor musunuz?
Bir avuç palavra.Bir yığın sahtekârlık.Biraz korkutma siyaseti.Bolca ahlak yoksunluğu.
Devletin adıyla gezenlere değil, devlet ahlakıyla yaşayanlara bakmak gerekir.
Çünkü isim satmak kolaydır.Adam olmak zordur.
Devletin gölgesine saklanan küçük adamların unuttuğu şey şudur: Gölge büyütmez, sadece karanlığı gösterir.