Haber Detayı
Bahçeli kime ne mesaj verdi?
MHP lideri Devlet Bahçeli dün Türkgün Gazetesi’nde yayınlanan değerlendirmeleriyle bir defa daha ezber...
MHP lideri Devlet Bahçeli dün Türkgün Gazetesi’nde yayınlanan değerlendirmeleriyle bir defa daha ezber bozdu.“Terörsüz Türkiye” süreci yaklaşık 1 yıl 8 aydır devam ediyor.Samimiyetle söylüyorum, işin başlangıç vuruşunu yapan Devlet Bahçeli, dün de güçlü cümlelerle bir defa daha ortaya koyduğu bu tavrını sürdürmeseydi ortada süreç falan kalmaz, iktidar üçüncü ayda havlu atardı.Neden böyle düşündüğümü yazmadan önce Bahçeli’nin dünkü açıklamalarından bazı başlıklar çıkarmak isterim:1) Öcalan’ın mahkûmiyeti sürmeli ama aynı zamanda “sosyal statü” ile donatılmalı.
Bahçeli, Öcalan için “serbest bırakma” değil, cezaevi koşulları içinde, süreç için işlevsel bir rol öneriyor.2) Bahçeli’nin önerisi, Öcalan’ın örgüt üzerindeki etkisini kullanacağı bir koordinasyon mekanizması tasvir ediyor.
Bu yapıyı, PKK’nın silah bırakma ve tasfiye sürecini yönetecek kurumsal bir merkez gibi tanımlıyor.3) Bahçeli’nin dikkat çektiği en önemli şey, Öcalan’ın örgüt için hala güçlü bir konumda kalması.
Öcalan “kurucu lider” özelliğini belirleyici bir şekilde kullanmazsa örgüt açısından çok aktörlü (Kandil, Kobani, Avrupa yapılanmaları gibi) bir tablo çıkabilir ki bu da süreç açısından son derece riskli bir durum yaratır.4) Bahçeli, devletin de Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir yapı kurmasını öneriyor.
Bahçeli’nin önerdiği “Tasfiye ve Düzenleme Sürecini Yönlendirme ve Milli Birlik Komisyonu” ve “Terörle Mücadele Devlet Koordinasyon Merkezi”, sürecin güvenlik ve siyasi koordinasyon üzerinden kurumsallaştırılması anlamına geliyor.5) Bahçeli’nin koordinasyon dışında dikkat çektiği bir sorun da iletişim sorunu.
Bahçeli’nin satır aralarından iletişim sorununun iktidardan kaynaklandığı sonucunu çıkardım.
Gerçekten de iktidar süreci çok sahiplenmiş gibi görünmüyor.***Özetlemek gerekirse, Bahçeli sadece süreçle ilgili bir yol haritası önermiyor, aynı zamanda Öcalan’ın PKK’nın tasfiyesinde devlet tarafından tanımlanmış, sınırları çizilmiş ve kurumsallaştırılmış bir rol üstlenmesini öneriyor.Bu iddialı çıkış nedeniyle başta milliyetçi camia olmak üzere birçok kesimden sert eleştiriler geleceği açık.
İşte Bahçeli’nin sözleri için “ezber bozan” ifadesini kullanmamın nedeni tam da bu.Bahçeli, bu eleştirilerin geleceğini bilerek bu tavrı hem de bu kadar net bir şekilde ortaya koyuyorsa, sürecin gidişatıyla ilgili ciddi endişeleri var demektir.Bahçeli’nin Öcalan, PKK ve DEM Parti tarafının tutumu konusunda öngörüleri mutlaka olmuştur.
Dolayısıyla o taraftan kaynaklanacak aksaklıkları da bekliyor olması normal.O halde Türkgün Gazetesi’nde verdiği mesajların muhatabının iktidar, hatta doğrudan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olduğunu söylemek lazım.30 yılı aşkın süredir fiilen gazetecilik yapan biri olarak rahatlıkla “(Bahçeli’nin sürecin başarısı için kendi camiası da dahil birçok kesimden gelecek sert eleştirileri göze alarak yaptığı) bu değerlendirmelerin ve önerilerin muhatabı iktidardır” diyebilirim, zira iktidar tarafının üzerine düşeni yeterince ve zamanında yaptığını söylemek zor.***Nefes okurlarının önemli bir bölümünün Bahçeli’nin Öcalan’a bu kadar paye vermesine tepkili olduğunu biliyorum.
Biraz önce yazdıklarımdan dolayı beni eleştireceğinizi de tahmin ediyorum.Ancak şunu unutmamanızı diliyorum:Yazdıklarım durum tespitidir.
Bahçeli’nin ezber bozduğu bir gerçek.
Bunu yazmak için Bahçeli’nin değerlendirmelerini ve önerilerini kabul etmek de gerekmez.Bir de şunun altını çizmeliyim:Bahçeli “tam demokrasi” beklentisini dile getiriyor ve şu ifadeleri kullanıyor:“Önemli olan toplumun her kesiminin, milletimizin her ferdinin kendisini ait hissedeceği kuşatıcı, kapsayıcı ve koruyucu bir devlet ve toplum düzeni inşa etmektir.
Türk milletinin her ferdinin kendisini ifade edebileceği, ayrıştırmak yerine birleşmeyi, dağılmak yerine toplanmayı, kavga yerine barış ve huzuru arayacağı, ‘hep birlikte Türkiye’ anlayışıyla geleceğin güçlü Türkiye’sinin inşasını mümkün kılan bir zeminde buluşmaktır.
Bu kapsamda yasama yürütme ilişkilerine, yürütmenin kapsayıcılığına, yargının bağımsız ve tarafsızlığına, katılımcılığa ve temsil adaletine, aynı zamanda da yönetim istikrarına uygun düzenlemeler yapılabilecektir.”Sayın Bahçeli de gayet iyi biliyor ki milletimiz içinde kendisini ait hissettiği kuşatıcı kapsayıcı ve koruyucu bir devlet ve toplum ihtiyacı hissedenler sadece Kürtler değil.
İktidarı desteklemeyen, iktidarın icraatlarına karşı olan kesimlerin maruz kaldığı ayrımcılık, ikili hukuk, eşitsizlikler, ekonomik zorluklar had safhaya çıkmıştır.Yürütmenin kapsayıcılığı konusunda sürekli geriye gidiyoruz.Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını yitirmesi ciddi sorunlar üretiyor.Bu koşullar altında da iç cepheyi güçlendirmek, Terörsüz Türkiye gibi zorlu süreçleri menziline ulaştırmak çok zor.Sayın Bahçeli keşke Türkiye’deki genel demokratik koşulların düzelmesinin Terörsüz Türkiye sürecinin başarısına da büyük katkıda bulunacağına dair ittifak Erdoğan’a açık mesajlar verse.Bayramımız kutlu olsun!Bugün 19 Mayıs. 107 yıl önce bugün Samsun’a atılan adım, ebediyen yaşayacak Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk adımı oldu. 1918’de düşman gemileri arasından geçerken “Geldikleri gibi gideceklerdir” diyen Ulu Önder Atatürk’ün o adımı, 1918’deki öngörüsünün bir tahmin değil, bağımsızlığa ve özgür geleceğe olan inanç ve bağlılığın bir göstergesiydi.Atatürk, bu önemli günü gençlere ithaf etmişti.Gençlere düşen de 19 Mayıslarda Atatürk’ü anmak, anlamak ve O’nun yolundan yürüme kararlılığını göstermektir.19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun!