Haber Detayı
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya’dan İnternetHaber’e özel açıklama
18 Mayıs 2026 günü Uluslararası Demokratlar Birliğinin düzenlediği “Anadolu’dan Avrupa’ya, Ortak Miras Buluşmaları” serisinin Nantes ayağı gerçekleşti.
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Dış İlişkiler Başkanı İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Vedat Demiröz, Ak parti MKYK üyesi Mesut Özil ve YTB Başkanı Abdulhadi Turus’tan oluşan heyetin Fransa’daki ilk durağı Nantes şehri oldu.
Önceki akşam Londra’da bulunan üst düzey heyet, bir günde üç ayrı noktada üç programa katılmak üzere, Fransa’nın batısında bulunan ve yaklaşık 40.000 Türk vatandaşının yaşadığı Nantes şehrinde yoğun ilgi ile karşılandı.
Gezinin birinci durağı olan “Nantes Osmanlı Camisindeki” buluşmada önce Nantes Nantes Başkonsolosu Burcu Bumin Tibet, dernek ve cami yetkilileri yanı sıra Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) temsilcileri ile kısa bir toplantı gerçekleştirildi.
Daha sonra vatandaşlar ile kahvaltılı sohbet ve ardından, öğle namazı kılınır kılınmaz, Bilal Erdoğan beyin beraberindeki heyet programdaki ikinci durak olan - 100 kilometrelik bir mesafede bulunan - Rennes şehirine doğru hareket etti.
Çok büyük titizlikle ve profesyonelce hazırlanmış yoğun program içerisinde Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Dış İlişkiler Başkanı İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya bey, namazın hemen sonrasında bizi kırmayarak, İntet Haber’e özel bir kaç cümle söylemeyi kabul etti.
Kendisine iki soru sorabildik ve işte aldığımız cevaplar. 1/ Almanya'da doğdunuz , orada büyüdüğünüz herhalde bir ayağınız da hala Avrupa'dadır.
Şu son 50 yıldaki Avrupa'daki gelişmeleri, özellikle İslamofobi, Almanya'da yayılan bu İslam düşmanlığıyla ilgili birkaç cümle alabilir miyiz? ⁃ Tabii özellikle son 100 yıla baktığınız zaman iki tane büyük dünya savaşının çıkmış olduğu kıtadan bahsediyoruz. 1914-1918 arasında, Birinci Dünya Savaşı'nda yaklaşık 17-18 milyon insanın katledildiği, 1939-1945 yılları arasında da, İkinci Dünya Savaşı'nda da yine 45 milyondan fazla insanın hayatının son bulmuş olduğu iki dünya savaşı.
İkinci Dünya Savaşı'nın gerekçesine baktığınız zaman yine ırkçılığın, popülizmin, ayrımcılığın hat safhaya çıktığı ve maalesef İkinci Dünya Savaşı'nda 6 milyon Yahudinin nazi kamplarında katledilmiş olduğu bir süreçten bahsediyoruz.
Dolayısıyla bu süreçlerle de yaşanmış olan bu ırkçılığın gelmiş olduğu nokta esasında Avrupa için bir öğretici bir nitelik taşıması gerekirken, maalesef bugün gelmiş olduğumuz kıtada yine ırkçılığın artmış olmaya başladığını görüyoruz ve bu kıtanın geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturmakta.
Avrupa Birliği'nin temel felsefesi çok kültürlük üzerine kurulmuş ve düşüncenin ifadesi üzerine kurulmuş bir ortam iken maalesef bundan tamamen uzaklaşıldığına bir kez daha şahitlik ediyoruz. 2/ Bu Yahudi - Hristiyan iş birliği özellikle büyük bir tehlike teşkil etmiyor mu? ⁃ Burada biliyorsunuz tüm kutsal bir dinin bir ayrımcılığa sebebiyet verdiğini ifade etmek mümkün değil.
Burada esasında bu ideolojilerle mücadele edilmesinin elzem olduğunu söylemek istiyorum.
Zafer Sırakaya 1974 yılında Almanya’nın Herne şehrinde doğdu. 1998 yılında Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu.
Londra University of Wales İşletme Yönetimi bölümünde yüksek lisans yaptı. ⁃ 2004 – 2014 yılları arasında kurucu üyesi olduğu Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin (UETD) Genel Koordinatörlüğü, Dış İlişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, Ekonomi İşlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevlerini yaptı. ⁃ 2014 – 2016 yılları arasında AK Parti Brüksel Temsilciliği’nde başkanlık görevi yaptı. ⁃ 2015-2016 yılları arasında Avrupa Parlamentosu’nda AK Parti’nin üyesi olduğu Avrupalı Muhafazakarlar ve Reformistler İttifakı’nın (AECR) Yönetim Kurulu üyeliği ve Genel Başkan Yardımcılığı vazifelerinde bulundu. ⁃ 2016 – 2018 yılları arasında da UETD (Avrupalı Türk Demokratlar Birliği) Genel Başkanı olarak görev yaptı.
Zafer Sırakaya’nın kısa biyografisine bakınca, göze çarpan, kariyerindeki yurt dışı boyutudur.
Yurtdışında yetişmiş, kendisini yurtdışında geliştirmiş fakat uğraşları her zaman Türk ve Türkiye ile olmuş.
Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı (YTB) Abdulhadi Turus beye bakın. 1982-Almanya/Stuttgart doğumludur.
İlköğreniminin bir bölümünü Almanya’da, ortaöğrenimini memleketi Elazığ’da tamamlamıştır.
Lisans derecesini Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden alan Abdulhadi TURUS, yüksek lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde yapmıştır.Yine bir ayağı batıda bir ayağı Anadolu’ya basan bir anlayış.
Her fırsatta önümüze pişirilip getirilen “genç beyinler Türkiye’den göçüyor” söylemini çürüten bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Avrupa’nın önde gelen ülkeleri “kaliteli göçmen” bulmak için kendi aralarında rekabet ettiği bir dönemde Türkiye, bir elini uzatması halinde, on binlerce yetişmiş ve yüksek vasıflara sahip genç insanı hazır bulacaktır.
Çünkü buradaki Türklerin gönlünde yatan Cennettir Anadolu.
Dememiz odur ki Türk Diasporası, vasıflı insan kaynağı bakımından, Türkiye için altın maden değerindedir.
TİKA, YTB, YUNUS EMRE VAKFI… gibi kurum ve kuruluşların varlığı bu bilincin tezahürdür.
Buradan gittikçe büyüyen, bize göre bilinçli olarak büyütülen, bir tehlikeye dikkatleri çekmek istiyoruz.Özellikle yaz dönemlerinde, değişik mecralarda, yerliler ve gurbetçiler gibi son derece çirkin bir ayrıştırıcı dile tanıklık ediyoruz.
Mesela Fatih Altaylı’ya göre “gurbetçilerin elinden oy hakkı alınmalıymış.”Beyfendiye her fırsatta canını Fransa’ya atarken o beğenmediği gurbetçiler her sene canlarını Türkiye’ye atmak için gün sayıyorlar.
Üstelik öyle birinci sınıf koltuklarda değil, günler süren tehlikeli araba yolculuğu ile.
Abdulhadi Turus’un YTB’nin varoluş sebebini anlatan şu sözleri bu bakımdan çok kıymetlidir: ⁃ “…kurulurken asıl hedefi, bugün Yedi buçuk milyonu bulan, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız Türkiye ile olan aidetini geliştirmek..
Sayın Cumhurbaşkanımız 2010’yılında yurtdışındaki vatandaşlarda bu ülkenin, Türkiye’nin asli vatandaşlarıdır ve bizim için altın değerindedir ve sırf onlar için bir kurum kurdu ve bizde şimdi orda hizmet ediyoruz.”