Haber Detayı

Yine fikir değiştirdiler! Ümmetçi miyiz Turancı mıyız?
Deniz zeyrek nefes.com.tr
20/05/2026 05:00 (6 saat önce)

Yine fikir değiştirdiler! Ümmetçi miyiz Turancı mıyız?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Kazakistan’da söylediği “‘Türkiye’nin dışında da Türk var’ dedikleri...

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Kazakistan’da söylediği “‘Türkiye’nin dışında da Türk var’ dedikleri için, tek parti döneminde tabutluk adı verilen işkencehanelere atılanların hayallerini bugün biz gerçekleştiriyoruz” sözleri arada kaynadı gitti.Ancak Erdoğan’ın büyük dönüşümünü yansıttığı için benim dikkatimi çekti ve mercek tutmaya karar verdim.Erdoğan’ın kastettiği dava 1944-1947 arasında süren meşhur “Irkçılık-Turancılık” davasıdır. ***3 Mayıs 1944’te “Sebahattin Ali’ye iftira” davası nedeniyle Nihal Atsız’a destek amacıyla yapılan yürüyüş sonrası tetiklenen olaylardan sonra başlamıştı.

Sanıkları arasında Zeki Velidi Togan, Hüseyin Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan ve Cihat Savaş Fer gibi isimler vardı.Dava sürerken iktidara karşı darbe planlamakla da suçlanan sanıklara ağır işkenceler yapıldı.

Aç bırakma, falakaya yatırma, tabut gibi karanlık dar hücrelerde tutulma gibi yöntemlere başvuruldu.Davanın sonucunda sadece 10 sanık 9 aydan başlayıp 10 yıla varan değişik hapis cezalarıyla cezalandırıldı ama Askeri Temyiz Mahkemesiyle, davayı yeniden gören Askeri Hukuk Mahkemesi tüm sanıkları beraat ettirdi.***Dava döneminin lideri İsmet İnönü, defalarca milliyetçiliğe değil yayılmacı Turancılığa karşı olduğunu beyan etti.

İnönü bir konuşmasında “Türkiye milliyetçi bir ülkedir.

Ancak Turancılık komşu ülkelerle düşmanlığa neden oluyor” diyerek olayın dönemin diplomasi konjonktürüyle ilgili olduğunu da ifşa etmiş oldu.

Gerçekten de Almanların ilerleyişi döneminde parlayan ve taraftar toplayan Türkçülük/Turancılık, 2.

Dünya Savaşı’nın Almanların kaybetmesiyle sonuçlanmasının ve Sovyetlerin durumu dengelemesinin ardından devlet tarafından risk olarak görülmeye başlamıştı. 1944’te başlayan dava da Turancılığın sert bir şekilde tasfiye edilmesi amacını taşıyordu.Peki Atatürk ve partisi CHP’nin Türkçülüğe ve Türkiye dışındaki Türklere bakış açısı nasıldı?Öncelikle Atatürk’ün 1931’de Türk Tarih Kurumu’nu, 1932’de de Türk Dil Kurumu’nu kurduğunu anımsamakta fayda var.

Ayrıca Atatürk döneminde Orta Asya Türk tarihi, dil kökenleri ve Türk kültürü üzerine yoğun çalışmalar teşvik edildi.

Tarih tezleri Türklerin yalnız Anadolu ile sınırlı olmayan geniş tarihsel coğrafyasını öne çıkardı.***Anıtkabir’deki kütüphanesinde de görüleceği üzere bölgeye ve bölge tarihine özel önem veren Atatürk’ün 1933’te şöyle bir açıklama yaptığı birçok tarihçi tarafından aktarıldı:“Bugün Sovyetler Birliği, dostumuzdur; komşumuzdur, müttefikimizdir.

Bu dostluğa ihtiyacımız vardır.

Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez.

Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalabilir.

Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler.

Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir.

İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir… Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır.

Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.

Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir.

Hazırlanmak lazımdır.

Milletler buna nasıl hazırlanır.

Manevi köprüleri sağlam tutarak.

Dil bir köprüdür… İnanç bir köprüdür… Tarih bir köprüdür… Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz.

Onların (Dış Türklerin) bize yaklaşmasını beklemeyiz.

Bizim onlara yaklaşmamız gerekli…”Atatürk’ün ölümünden sonra da benzer görüşler savunuldu.Örneğin 5 Ağustos 1942’de dönemin Başbakanı Şükrü Saracoğlu TBMM’de şu sözleri söylemiş:“Biz Türk’üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız.

Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir.

Biz azalan değil çoğalan Türkçüyüz.”***Nihal Atsız ve arkadaşlarına yapılan insanlık dışı işkenceler elbette tasvip edilemez.

Ancak beraatle sonuçlanmış bir dava üzerinden Atatürk’ü, CHP’yi Türk dünyasını reddetmekle suçlamak en basit ifadesiyle büyük bir haksızlık olur.CHP’nin her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alan bir geçmiş yok.Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2013’te “(...) kimse bizim karşımıza Kürtlükle çıkmasın, kimse bizim karşımıza Türklükle de çıkmasın.

Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına almış bir iktidarız” diyerek milliyetçiliğe açık bir mesafe koymuştu.

Erdoğan, “Ben Mardin’de dedim ki, biz bütün milliyetçiliği ayaklar altına almış iktidarız” diyerek, bu konudaki tavrını pekiştirmişti.Bununla da kalmayarak “Etnik milliyetçiliği her kim yaparsa yapsın, o sapkınlık içindedir...” sözleriyle milliyetçiliğe karşı el yükseltmiştir.AK Parti iktidarı 23 yıldır defalarca ve 180 derece fikir değiştirdi.

Bu değişim aynı zamanda Erdoğan’ın ümmet çizgisiyle başlayan siyasi hayatında Turancılık seviyesine çıkan bir milliyetçiliğe evrildiğini de gösteriyor.Memleketimize hayırlı olsun!

İlgili Sitenin Haberleri