Haber Detayı
Küresel dengede eksen kayması: Çin, diplomasi trafiğinin merkezi mi oluyor?
ABD ile Çin arasında küresel liderlik ekseninde yürütülen jeopolitik rekabet derinleşirken, uluslararası sistemin tek kutuplu yapıdan çok kutuplu bir modele geçiş süreci dünya siyasetinin ana gündemini oluşturuyor. Rusya lideri Vladimir Putin’in kritik ziyaretiyle hız kazanan ve dünya genelinden pek çok liderin katılımıyla genişleyen Çin’deki yoğun diplomasi trafiği, küresel güç dengesinde Doğu'nun artan ağırlığını net bir şekilde gözler önüne seriyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Çin’e yaptığı resmi ziyaret, iki ülkenin ABD liderliğindeki Batı blokuna karşı geliştirdiği kapsamlı stratejik ortaklığın en somut adımı olarak kayıtlara geçiyor.
Ukrayna’da süregelen askeri operasyonlar nedeniyle Batı dünyası tarafından uygulanan ağır ekonomik yaptırımlara maruz kalan Rusya, bu izolasyon çemberini Çin ile kurduğu köklü ve alternatif stratejik bağlar sayesinde kırıyor.
Çin yönetimi Moskova’ya doğrudan askeri mühimmat sağlamaktan kaçınsa da savunma sanayisinin çarklarını döndüren çift amaçlı kritik teknolojileri Rusya'ya ihraç ederek, komşusunun askeri kapasitesini ve ekonomik dayanıklılığını sahada doğrudan destekliyor.
Enerji koridoru, ticaret savaşları ve doların statüsü Küresel ekonomideki egemenlik mücadelesi, yalnızca askeri sahalarda değil, doğrudan ticaret hatları ve uluslararası para birimleri üzerinden yürütülen örtülü bir savaşla ileriyor.
Batı pazarlarının kapıları yüzüne kapanan Rusya, ham petrol ve doğal gaz ihracatının büyük kısmını yüksek indirim oranlarıyla Çin pazarına kanalize ederek, savaş ekonomisini finanse edecek hayati bir nakit akışı elde ediyor.
İki dev devlet arasındaki yıllık ticaret hacmi tarihi rekor seviyelere ulaşırken, bu devasa ticari operasyonun neredeyse tamamının Amerikan doları bypass edilerek ulusal para birimleri üzerinden gerçekleştirilmesi, doların küresel finans sistemindeki geleneksel mutlak hakimiyetini günden güne zayıflatıyor.
Buna karşın ABD ekonomisi; küresel teknolojik üstünlüğü, derin finansal altyapısı ve küresel kurumlardaki sarsılmaz ağırlığı sayesinde dünyadaki belirleyici konumunu korumaya devam ediyor.
Ukrayna ve Tayvan krizlerinin ittifaka etkisi Doğu Avrupa'da patlak veren Ukrayna’daki çatışmalar ile Asya-Pasifik’te tırmanan Tayvan gerilimi, Çin ve Rusya arasındaki bu stratejik ittifakın jeopolitik çimentosu işlevini görerek iki ülkeyi birbirine daha da yakınlaştırıyor.
Rusya’nın Ukrayna sahasındaki askeri varlığı Batı dünyasının dikkatini, diplomatik enerjisini ve askeri kaynaklarını Avrupa kıtasına bağımlı kılarken, bu durum Çin’e Asya-Pasifik bölgesindeki jeopolitik hamleleri için oldukça geniş bir hareket alanı açıyor.
Çin ise Washington’ın Tayvan’a yönelik askeri taahhütlerini zayıflatmak amacıyla Moskova ile Pasifik Okyanusu'nda ortak deniz ve hava tatbikatları düzenleyerek, ABD’nin hem Doğu Avrupa’da hem de Güney Çin Denizi’nde aynı anda iki büyük küresel krizle uğraşmasına ve askeri gücünü bölmek zorunda kalmasına yol açıyor.
Liderlerin Çin ziyaretleri ve dünyanın yeni ekseni Çin topraklarında yaşanan olağanüstü diplomasi trafiğinin sadece Rusya ile sınırlı kalmaması, küresel sistemdeki dönüşümün boyutlarını daha net ortaya koyuyor.
Nitekim ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e gerçekleştirdiği resmi devlet ziyareti, iki dev güç arasındaki ilişkilerde yeni bir stratejik istikrar ve uzlaşı arayışını tescilliyor.
Trump’ın bu kritik hamlesinin yanı sıra İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Kanada Başbakanı Mark Carney, Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo ve Güney Kore Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung gibi çok sayıda Batılı ve Asyalı liderin peş peşe Çin’i ziyaret etmesi, küresel diplomasideki ağırlık merkezinin yer değiştirdiğini kanıtlıyor.
Dünyanın önde gelen aktörlerinin küresel ekonomik belirsizlikleri aşmak ve inşa edilen yeni dünya düzeninde güçlü bir konum elde etmek adına Çin ile doğrudan temas kurma yarışına girmesi, bu ülkenin artık küresel diplomasinin en büyük ağırlık merkezlerinden biri haline geldiğini açıkça doğruluyor.
İran savaşın eşiğinde mi?
Washington’da 'savaş yetkisi' restleşmesiDünya