Haber Detayı
ABD 30 yıllık tahvil faizleri blok satışlarla yükseldi
ABD 30 yıllık tahvil faizleri blok satışlar ve Trump iddialarının yalanlanmasıyla yüzde 5,19 seviyesine ulaştı. Körfez ülkeleri yetkilileri askeri operasyon iddialarını reddetti. Küresel tahvil piyasasında satış dalgası derinleşiyor.
Körfez ülkeleri yetkilileri, Trump tarafından iddia edilen Iran askeri operasyonunu erteleme talebini ve koordinasyon iddialarını yalanladı.
ABD 30 yıllık tahvil faizleri, hazine tahvillerinde gerçekleşen iki büyük blok satışın ardından yüzde 5,19 seviyesine ulaşarak Temmuz 2007 tarihinden bu yana en yüksek seviyeye ulaştıTrump tarafından sosyal medya platformu Truth Social üzerinden paylaşılan ve salı günü gerçekleştirilmesi planlanan Iran operasyonunun Körfez ülkelerinin talebi üzerine durdurulduğuna yönelik iddialar resmi kaynaklarca reddedildi.
Wall Street Journal tarafından yayımlanan ve kıdemli diplomatlara dayandırılan raporda; Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden üst düzey yetkililerin bu süreçten haberdar olmadıkları aktarıldı.Körfez yetkilileri, ABD'nin bu dönemde Iran'a yönelik herhangi bir askeri operasyon planı kurgulamadığını ve kendilerinin de bir erteleme talebinde bulunmadıklarını beyan etti.
Finans piyasalarında oynaklık yaratan bu gelişmeler, küresel tahvil piyasası kriz seviyeleri üzerinde kalıcı yukarı yönlü baskı oluşturdu.Askeri operasyon senaryolarının bu denli kısa sürelerde durdurulup yeniden başlatılmasının lojistik olarak imkansız olduğu belirtiliyor.
Eski askeri yetkililerden Scott Ritter, yüzlerce uçak, yakıt ikmal planı, muharebe hava devriyeleri ve elektronik harp profillerini içeren karmaşık saldırı paketlerinin bir saat kala iptal edilmesinin teknik olarak sistemi sıfırladığını ifade etti.
Ritter, Trump tarafından öne sürülen zaman çizelgesinin gerçeği yansıtmadığını veya müttefiklerden gelen taleplerin iddia edilenden çok daha önce iletilmiş olması gerektiğini vurguladı.
Bir diğer askeri danışman Douglas Macgregor ise kararlarda rasyonel analizlerden ziyade duygusal reaksiyonların öne çıktığını ve Iran'ın tarihi askeri direnç kapasitesinin yeterince analiz edilmediğini belirtti.Tahvil piyasası kriz seviyeleri hangi gelişmelerle tetiklendiTahvil piyasası kriz seviyeleri küresel hazine tahvillerinde yaşanan yoğun blok satış dalgası ve jeopolitik risk fiyatlamalarının bir araya gelmesiyle tetiklendi.
ABD 30 yıllık tahvil faizinin yüzde 5,19 seviyesine kadar yükselmesi ve G7 ülkelerinin 10 yıl üzeri vadeli tahvil getirilerinin ortalama yüzde 4,7 seviyesine ulaşması, piyasadaki kriz algısını pekiştiren temel makroekonomik faktörler arasında yer alıyor.
Yatırımcıların güvenli liman arayışı ve enflasyon beklentileri, uzun vadeli tahvillerden çıkışı hızlandırıyor.Küresel borçlanma maliyetlerindeki bu artış sadece ABD ile sınırlı kalmadı.
Japonya 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 2,80 seviyesini aşarak 1997 yılından bu yana en yüksek noktaya ulaştı.
Benzer şekilde Japonya 30 yıllık tahvilleri yüzde 4,17 ile tarihi zirvesini görürken, 40 yıllık tahvillerin getirisi yüzde 4,4 seviyesini geçti.
Yatırımcılar, enflasyona endeksli 30 yıllık ABD tahvillerinde (TIPS) Lehman Brothers iflasından bu yana görülen en yüksek getiri seviyelerini fiyatlıyor.Çin yönetiminin uyguladığı teşvikler yetersiz kalıyorÇin ekonomik teşvikleri bankacılık sektörü üzerinden yürütülen yoğun kredi genişlemesi adımlarına rağmen iç ve dış piyasa talebini artırmakta yetersiz kalıyor.
Güncel makroekonomik veriler, Çin ekonomisinin borçlanma kanalıyla büyümeyi destekleme politikasında verimsizlik aşamasına geçtiği görülüyor.
Bu durum, küresel büyüme motorunun yavaşladığına dair endişeleri derinleştiriyor.Gelişmekte olan piyasalar analisti Jeff Snider, yayımladığı raporda Çin verilerinin sanılandan çok daha zayıf bir ekonomik aktiviteye işaret ettiğini belirtti. 2008 küresel finansal krizi döneminde hayata geçirilen devasa Çin teşvik paketleri küresel ekonomiyi absorbe etmeyi başarmıştı, ancak mevcut likidite adımlarının aynı etkiyi yaratamayacağı öngörülüyor.
Küresel ölçekte tahvil piyasası kriz seviyeleri üzerinde kalıcılık sağlanması, yıllık bazda borçlanma maliyetlerinin yüksek kalacağını ve makroekonomik büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edilmeye devam edeceğini gösteriyor.