Haber Detayı
ClimeCo/Ural: Sürdürülebilir olmayanın yok olacağı yeni bir dünya inşa ediliyor
Yeni dünyada alışılması gereken bir sistem var, odağında çevreci bir mevzuat var. Bu sistem tüm sektörlerde dönüşüme yol açacak. Uyum sağlayanlar oyunda kalacak, yapamayanlar elimine olacak. Bu nedenle artık sürdürülebilirlik isteği bağlı bir süreç değil, zorunluluk haline geldi. İnsanlar çoğalmaya devam ettikçe , nüfus arttıkça yeşil alanlar yok olduğu için, hiçbir güç bu süreci tersine çeviremeyecek.
LEVENT AKBAY ClimeCo Türkiye İcra Kurulu Başkanı Volkan Ural dünyada ivme kazanan dekarbonizasyon sürecini “Çevreci ve sürdürülebilir olmayanın yok olacağı yeni bir dünya inşa ediliyor.” şeklinde tanımladı.
Sera gazı emisyonlarının azaltılması, atmosfere yayılan karbondioksitin ortadan kaldırılması ve bu yolla küresel ısınmanın sınırlandırılması çalışmalarını; “Yeni dünyada alışılması gereken bir sistem var, odağında çevreci bir mevzuat var.
Bu sistem tüm sektörlerde dönüşüme yol açacak.
Uyum sağlayanlar oyunda kalacak, yapamayanlar elimine olacak.” şeklinde değerlendiren Volkan Ural; “ Artık sürdürülebilirlik isteğe bağlı bir süreç değil, zorunluluk haline geldi.
İnsanlar çoğalmaya devam ettikçe, nüfus arttıkça yeşil alanlar yok olduğu için ihtiyaç artacak ve hiçbir güç dekarbonizasyon sürecini tersine çeviremeyecek.
Yerli yabancı ortaklığı CilmeCo Türkiye Sürdürülebilirlik Direktörü Oğuzhan Akınç ile sorularımızı yanıtlayan Volkan Ural ClimeCo’nun çevresel krediler, karbon yönetimi ve ESG stratejileri alanlarında bir karbonsuzlaştırma lideri olarak çeşitli paydaşlarla birlikte etkili ve özelleştirilmiş sürdürülebilirlik çözümleri sunduğunu, 2024 sonunda İnteraktif Çevre ile ClimeCo’nun bir araya gelmesiyle kurulan ClimeCo Türkiye’nin ise, bu küresel bilgi birikimini yerelleştirerek Türkiye ve çevre bölgeler için karbonsuzlaşma ve sürdürülebilirlik çözümlerini hızlandırmayı hedeflediğini anlattı.
Volkan Ural; “İnteraktif Çevre’nin yerel ağı ile ClimeCo’nun global uzmanlığını birleştiren yeni yapı ile şirketlere baştan sona sürdürülebilirlik danışmanlığı, karbon ticareti, çevresel kredi geliştirme, dijital karbon çözümleri ve kapsamlı iklim stratejileri sunuyoruz.
Amacımız, kurumların uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına tam uyum sağlamasına, gelişen mevzuatı takip etmesine ve net sıfır hedeflerine doğru ilerlemesine yardımcı olan güvenilir bir iş ortağı olmak.
Bu yaklaşım da ClimeCo Türkiye olarak sürdürülebilirlik çözümlerini değer katan sonuçlarla birleştirme vizyonumuzu açıkça ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu.
Veri, farkındalık ve finansal araçlar Türkiye’nin net sıfır 2053 hedefi doğrultusunda önemli adımlar attığına dikkat çeken Volkan Ural, AB Yeşil Mutabakatı ve CBAM gibi dış düzenlemelerin uyum ve dönüşüm motivasyonunu artırdığına dikkat çekerek bu süreçte başarılı olabilmek için kurumların veri altyapılarını güçlendirmesi, eğitim ve farkındalığın artması ve yeşil yatırımları destekleyecek finansal araçların geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Ortaklık ne zaman doğdu?
Türkiye’deki faaliyetlerin Aralık 2024’te duyurulan stratejik ortaklık ile resmileştiğini, aynı yıl yayımlanan ClimeCo 2024 Etki Raporu’nda, Çin ve Asya-Pasifik açılımlarıyla birlikte ClimeCo Türkiye’nin kurulmasının şirketin küresel büyüme başlıkları arasında yer aldığını anlatan Volkan Ural; “ İstanbul merkezli ClimeCo Türkiye, kurumların baştan sona her aşamada sürdürülebilirlik dönüşümlerini desteklemek amacıyla mühendislik ve danışmanlık odağında tecrübeli uzmanlardan oluşuyor.” dedi.
Kuruluşların, Avrupa Birliği mevzuatına ve Türkiye’deki yeni iklim düzenlemelerine uyum sağlamasına katkı sunduklarını ifade eden Volkan Ural ; “ Ekibimiz, İnteraktif Çevre’nin atık yönetimi, çevre danışmanlığı ve sürdürülebilirlik deneyimi ile ClimeCo’nun bilimsel ve finansal uzmanlığını bir araya getirerek bölgesel ihtiyaçlara göre uyarlanmış çözümler sunuyor.
Bu organizasyon yapımız sayesinde, her projede hem yerel koşulları hem de küresel uygulamaları göz önünde bulundurmamız mümkün oluyor.” şeklinde konuştu.
Volkan Ural: ESG odağında kurumsal strateji danışmanlığı Çevresel ve sosyal etkilerin finansal sonuçlar üzerindeki kritik rolü her geçen gün daha görünür hale gelirken, ClimeCo Türkiye olarak kurumların sürdürülebilirlik vizyonunu iş stratejileriyle bütünleştirerek kalıcı etki yaratmalarına destek oluyoruz.
Baştan sona danışmanlık yaklaşımıyla, şirketlerin sürdürülebilirlik yolculuğunu somut adımlara dönüştürüyoruz.
Böylece hem yatırımcı beklentilerini hem de regülasyonların gerektirdiği standartları karşılayan, güvenilir ve şeffaf bir ESG performansı ortaya koymalarına destek oluyoruz.
İklim stratejisi yönetimi Amaca yönelik uzmanlıkla yürüttüğümüz iş birliğimiz, müşterilerimizin sürdürülebilirlik dönüşümü ve karbonsuzlaşma süreçlerinde değer katan sonuçlar elde etmelerini sağlamak için bizi önemli bir noktada tutuyor.
Sera gazı (GHG) emisyonları ile atık yönetiminden hava kalitesine ve biyoçeşitliliğe kadar, müşterilerimize iklim ve çevresel etkilerini değerlendirme, döngüsel ekonomiye uygun olanakların değerlendirilmesi, izleme ve iyileştirme konusunda destek oluyoruz.
Müşterilerimizin risk yönetimini geliştirmek ve kurumsal itibarını korumak için sera gazı hesaplaması, hedef belirleme, iklim senaryosu analizi ve dahili karbon fiyatlandırması çalışmaları gibi hizmetler sunuyoruz.
Stratejik yetenek ve eğitim yönetimi Sürdürülebilirlik alanında kurumsal yetkinlikleri artırmak ve organizasyonel başarıyı sağlamak için kapsamlı eğitim çözümleri sunuyoruz.
Eğitim programlarımız, farklı seviyelerdeki çalışanlar için tasarlanarak her bireyin bilgi ve becerilerini geliştirmeye odaklanıyor.
Şirketlerin ihtiyaçlarına yönelik çevresel, sosyal ve yönetişim odaklarında her ihtiyaç ve seviyeye göre kurumsal gelişim programları sunuyoruz.
Proje geliştirme ve karbon kredileri yönetimi Karbon kredileri yönetimi ve proje geliştirme alanlarında birlikte ilerlediğimiz karbon ticareti ortağımız ve ClimeCo desteğiyle Türkiye’nin Emisyon Ticaret Sistemi’nin 2026 yılında faaliyete geçmesiyle birlikte mevcut portföyümüzü çeşitlendirmeyi ve bu alanlarda sektörde güçlü bir oyuncu olmayı hedefliyoruz.
Türkiye önemli adımlar atıyor Türkiye, 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda önemli adımlar atıyor. 9 Temmuz 2025’te yürürlüğe giren 7552 sayılı ilk İklim Kanunu, ulusal emisyon ticaret sistemi (ETS) için yasal altyapı oluşturdu.
Bu çerçevede Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı’nın başkanlığında bir Karbon Piyasası Kurulu kurulacak ve Ulusal Tahsis Planları ile ücretsiz tahsisler belirlenecek.
Ayrıca TSRS ile 1 Ocak 2025’ten itibaren belirli ölçek üzerindeki şirketler için 2024 finansal dönemini kapsayan sürdürülebilirlik raporlaması zorunlu hale getirildi.
Raporlar 2025 yılında ilk kez yayımlandı ve yönetişim, strateji, risk yönetimi ve metrikler başlıklarında hazırlanarak bağımsız denetime tabi tutuldu.
Bu politikalar, AB Yeşil Mutabakatı ve CBAM gibi dış düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde güçlü bir uyum ve dönüşüm motivasyonu yaratıyor.
Ancak başarının anahtarı, kurumların veri altyapılarını güçlendirmesi, eğitim ve farkındalığın artması ve yeşil yatırımları destekleyecek finansal araçların geliştirilmesidir.
ClimeCo Türkiye olarak, kamu ve özel sektörü bu yolculukta desteklemek için düzenleyici gelişmeleri yakından takip ediyor ve çözümlerimizi sürekli güncelliyoruz.
Bir örnek ile sağlanan avantajlar Örnek vermek gerekirse, alüminyum sektöründe faaliyet gösteren bir üretici firma için yürüttüğümüz projede, şirketin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM) sürecine tam uyum sağlayabilmesi amacıyla kapsamlı bir emisyon hesaplama,raporlama ve kapasite geliştirme programı yürüttük.
Çalışma, yalnızca Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarının detaylı hesaplanmasını değil, aynı zamanda CBAM raporlama yükümlülüklerine uygun veri yönetimi sisteminin kurulmasını da içeriyordu.
Bu kapsamda üretim tesislerindeki yakıt ve elektrik tüketim verilerini analiz ettik, tedarikçilerden gömülü emisyon verilerini topladık ve elde edilen sonuçlarla AB metodolojisine uygun bir doğrulama ve raporlama altyapısı oluşturduk.
Sürecin önemli bir parçası olarak, şirket ekibine yönelik SKDM ve karbon yönetimi farkındalık eğitimi düzenledik.
Bu eğitim, teknik departmanlardan yönetime kadar tüm paydaşların süreci sahiplenmesini sağladı ve kurum içinde sürdürülebilirlik dönüşümüne yönelik güçlü bir farkındalık kültürü oluşmasına katkı sağladı.
Elde edilen bulgular ışığında, enerji verimliliği ve operasyonel optimizasyon açısından karbon yoğunluğunu azaltabilecek gelişim alanlarını belirledik.
Böylece proje ortağımız, hem mevcut karbon maliyet risklerini minimize etti hem de 2026 sonrası dönemlerde yürürlüğe girecek SKDM sertifika yükümlülüklerine karşı stratejik bir hazırlık avantajı kazandı.
Sürdürülebilir işletmeler nasıl desteklenmeli?
Sürdürülebilirliği stratejik önceliği haline getiren işletmeler yalnızca mevzuata uyum sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğin rekabet avantajını da elinde tutuyor.
Bu şirketlerin desteklenmesi için, düşük faizli krediler, yeşil tahviller ve sürdürülebilirlik bağlantılı krediler yeşil finansman araçlarına, erişimin kolaylaştırılması, ETS ve CBAM benzeri mekanizmalarda erken uyum sağlayan firmalara geçiş döneminde vergisel veya tahsis avantajları tanınması önemlidir.
Ayrıca yenilikçi iklim projelerine karbon kredisi piyasalarında ek gelir sağlayacak düzenlemeler yapılmalı.
ClimeCo’nun 2024’te düşük karbonlu çimento için ilk karbon kredisi ihracını gerçekleştirmesi buna iyi bir örnek olup sektörde “zor azaltılabilir” alanların finansmanına ilham vermiştir.
KOBİ’ler için kapasite geliştirme programları ve dijital karbon çözümlerine erişim destekleri sağlamak da sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandıracaktır.
Son olarak, kamunun ve medyanın rolü de oldukça önemli.
Sürdürülebilirliği benimseyen kurumların başarı hikâyeleri görünür kılınmalı ve tüketici davranışlarıyla yatırımcı talepleri bu yönde teşvik edilmelidir.
Sürdürülebilirlik direktörü Oğuzhan Akınç: Çin dahil tüm dünya sistem içinde… SKDM, dekarbonizasyon AB ile sınırlı değil, bu aslında son tüketici talebi.
Avustralya da talep ediyor, yeri geliyor Hindistan’da talep ediyor, Amerika’da da var.
Çin şu an istemiyor ama isteyecek.
Çünkü Çin’de de emisyon ticaret sistemi var.
Yani Çin yarın öbür gün “Ben de sınırda karbon düzenleme mekanizması başlattım” dese altyapısı hazır.
Yarın start vermek istese verir.
Şimdi Çin kapılarını zaten 2018’lerden itibarın kendi yeşil anlaşmalarıyla kapattı. “Belli bir niteliğin altındaki malzemeyi, geri dönüştürülmemiş ham vaziyetteki malzemeyi ülkeme sokmam.
Ben nitelikli çalışacağım.” dedi.
Çin o yüzden şu anda birçok sektörde öne çıkmaya başladı.
Çünkü Çin bu adımlarını 10 sene önce Avrupa’dan önce atmaya başlamıştı, 2-3 sene önce kendi emisyon ticaret sistemini kurdu. 27 ülke olduğu için dünyanın en büyük emisyon ticaret sistemi Avrupa’ydı.
Şimdi Çin tek başına Avrupa’nın önüne geçti.
Emisyon ticaret sistemini kurdu.
Çin’i durdurmak için herkes bariyer koyuyor ama karbon meselesi engelli olmayacak.
Çünkü Çin’in içeride altyapısı hazır ve emisyon ticaret sistemi devrede.
Turizmde sürdürülebilirlik son hızla ilerliyor Oteller için ‘Sürdürülebilir Turizm Belgesi’ diye bir belge çıktı.
Bu aslında ‘Global Sustainable Tourism Council’ın çıkarttığı gönüllülük ilkesiyle verilen bir sertifikaydı.
Kültür Turizm Bakanlığı pandemi döneminde bir ‘güvenli turizm belgesi’ çıkarttı, pandemide temizlik kaynaklı bir bulaş olmamasına yönelik.
Sonra bu belgenin kapsamını genişletti.
Şimdi dünyada ‘sürdürülebilir turizm’ belgesinin zorunlu olduğu tek ülkeyiz.
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı, Kültür ve Turizm Bakanlığı bir anlaşmaya vardılar ve bu standardı Türkiye’ye getirdiler.
Dördüncü yılında olan bu standartla bütün oteller hem karbon hesaplamak, hem sürdürülebilirlikle ilgili raporlama yapmak zorunda, hem de bununla ilgili adım atmak zorunda.
Gelen müşterilerine yerel tedarikten ürünler vermesi, yerel alanlara yönelik yönlendirmesi ve mümkün olduğunca yerelden kullanması gerekiyor.
Yani kaynağın çok uzaktan gelmediği, daha yakın coğrafyadan çözüldüğü, maliyetler ve aynı zamanda da çevresel ayak izini azalttığını göstermesi gerekiyor.
Bunu insan kaynağı için de, ekonomik anlamda da, çevresel anlamda da raporlaması gerekiyor.
Her yıl oteller denetlenip hepsine sertifika veriliyor.
Turizm işletme belgesi alarak çalışmak isteyenler için bu belge şart.
Biz o denetim sürecinde belgelene kuruluşu gelmeden önce otelle 6 ay öncesinden detaylı çalışmalarımızı yapıp raporlamaları hazırlıyoruz.
Onların hepsi denetleniyor ve o denetlemenin sonunda bu belge alınıyor.