Haber Detayı

Bir Çerkes kıran fırtınasıydı
Recep genel nefes.com.tr
21/05/2026 05:00 (2 saat önce)

Bir Çerkes kıran fırtınasıydı

21 Mayıs 1864’te Çerkesler atlarını topuklayıp mutlak bir yenilgiye karşı son kez taarruza kalktığında 100 yıllık özgürlük...

21 Mayıs 1864’te Çerkesler atlarını topuklayıp mutlak bir yenilgiye karşı son kez taarruza kalktığında 100 yıllık özgürlük savaşının son perdesi de kapandı.

Rus İmparatorluğu zafer ilan ederken, 1763’ten bu yana vatanlarını savunan Çerkesler için büyük bir yıkım ve trajedinin de fitil ateşlendi.

Ruslar, milyonlarca Çerkes’e anayurtlarını terk etmek dışında seçenek tanımadı.

Uzun süredir işgal edilen topraklara Rusları yerleştiren imparatorluk, köyleri, ekinleri ateşe verip yüz binleri Karadeniz sahillerine sürmeye başladı.Yanlarına canlarından başka bir şey almayan Çerkesler yollara düştü.

Ne Karadeniz sahilleri ne de limanlara demirleyen tekneler bu yükü taşıyabildi.

Gemileri beklerken öldüler, köhne tekneler dalgalara dayanamadı.

Karadeniz binlercesini aldı.

Trabzon’da, Samsun’da, Varna’da karaya ayak basanları salgın hastalıklar ve ölüm bekliyordu.

Kamplarda, açlık, salgın hastalıklar binlercesini kırdı geçirdi.

Sürgün dalga dalga uzun yıllar devam etti.Bir Çerkes kıran fırtınasıydı…1.5 milyondan fazla insan ülkesinden koparıldı. 500 binden fazla Çerkes yollarda hayatını kaybetti. 1897’ye ulaştığımızda Rus kayıtlarına göre anavatanda sadece 150 bin Çerkes kalmış, bir milletin neredeyse tamamı sürgüne gönderilmişti.Nesiller boyunca “Nereden geldik?”, “Neden geldik?” sorularını çocuklarımıza miras bıraktık.

Her kuşak bir sonrakine Kafkasya’yı anlattı.

Sanki orası uzaklardaki bir cennet bahçesiydi ve biz oradan kovulmuştuk.

Dedelerimiz toprağa verilirken “Başımı Kafkasya’ya çevirin” diye vasiyet etti.

Orada uğruna öldüğümüz, yine öleceğimiz ama görmediğimiz, göremeyeceğimiz bir yere aittik.Biz oralıydık, orası bizimdi.Biz sadece Kafkasya’ya “vatan” deriz.

Bu, Çerkeslerin benliklerinde yaşayan ağır bir travmadır.

Nesiller boyunca yaşadığımız topraklara yabancı bir yurt gibi baktık.

Bir çeşit mülteci hayatı sürdürdük.

Bir ülkenin vatandaşı olmak, birlikte yaşamak, omuz omuza savaşmak, o toprakları ekip biçmek bu gerçeği hiç değiştirmedi.

Biz sürgünde yaşıyorduk.Sanırım bu yüzden olsa gerek, kendimi her zaman sürgünde hissettim.

Ve ne zaman “vatan” kelimesini duysam zihnimde hep soru işaretleri asılı kaldı.Bu, biz Çerkeslerin ortak acısıdır.İnsan ağır bir depresyon ya da travma yaşadığında birkaç yıl içinde kişiliği değişir, bakışları, yüz hatları yeniden şekillenir. 100 yıllık özgürlük savaşı, milyonları vatanından koparan 162 yıllık sürgün de bizim benliğimizi yeniden yarattı.

Bakışımıza, duruşumuza, yürüyüşümüze sindi.

Yüzümüzdeki çizgiler göçmen, gözlerimiz sürgün oldu.DÜNYA DEĞİŞİYORÇerkesler için 21 Mayıs, dünyaya savrulan, parçalanan benliklerinin yeniden kucaklaşmasıdır.

Umuttur, diriliştir.

Yitirdiğimiz her şeydir.

O gün New York’ta, Amman’da, Şam’da, İstanbul’da, Berlin’de ve dünyanın dört bir yanında kalbimiz anavatan için çarpar.Ve hâlâ 21 Mayıs’ta Nalçik’te, Çerkesk’te, Maykop’ta Çerkeslerin bayraklarını açıp yürümesine izin verilmiyor. 162 yıl sonra anavatanda sürgün ve soykırım anmaları yasaklanıyor.Rusya, sürgünü görmezden gelmeye devam etse de bambaşka bir dünyanın kapıları aralanıyor.

Çerkeslerin yaşadığı büyük trajedi, tarihin tozlu raflarından indirildi, artık dünya bu acıyı bizimle paylaşıyor.İnsanların bırakın kendi vatanlarında yaşama hakkını, diledikleri ülkede, istedikleri kentte kimlikleri, kültürleriyle yaşadığı bir dünya doğru ilerliyoruz.

Rusya da Kafkasya’nın kapılarını Çerkeslere uzun süre kapalı tutamaz.İşte bizim halet-i ruhiyemiz budur. 162 yıl bir yanımız, diğer yanımızı inkâr ederek yaşadık.

İlgili Sitenin Haberleri