Haber Detayı

Yeni sezon maliyet baskısıyla açıldı
Sektör ekonomigazetesi.com
10/06/2026 06:40 (7 saat önce)

Yeni sezon maliyet baskısıyla açıldı

Yıllık 65 milyar doları aşan döviz geliriyle dünya liginde ilk üçte yer alan Türk turizmi, yeni sezona yüksek enflasyon ve maliyet baskılarıyla girdi. Konaklama sektörü temsilcileri, TL’deki reel değerlenmenin sektörün rekabet gücü ve kârlılığı üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu söylüyor.

MERVE YİĞİTCAN Ekonomin en kritik döviz sağlayıcı kalemlerinden turizm sektörü, yaz sezonunun kapılarını maliyet baskısının gölgesinde açtı.

TÜİK’in Mayıs 2026 enflasyon verileri, manşet enflasyondaki baz etkisi kaynaklı gerilemeye rağmen hizmet sektöründeki, özellikle de turizm endeksli kalemlerdeki katılığı tescilledi.

Uluslararası ortak tüketim sınıflaması (COICOP) baz alınarak yapılan analize göre; Türkiye’de "Lokanta ve Oteller" grubu mayısta yıllık yüzde 31,59 artışla yüksek seyrine devam ederken, Akdeniz çanağındaki en büyük rakiplerimizde bu kalemde yıllık artış hızı İspanya’da yüzde 4,20; Yunanistan’da yüzde 3,90 ve İtalya’da yüzde 3,40 seviyesinde kaldı.

Eresin: Maliyeti sektör üstleniyor Konuya ilişkin EKONOMİ’ye değerlendirmelerde bulunan Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, enflasyon sepet metodolojisine yönelik uzun süredir dile getirdikleri yapısal itirazı yinelerken, otelcilik ile yeme-içme sektörlerinin aynı kefeye konulmasının sağlıklı olmadığını; konaklama sektörü özelinde bakıldığında, fiyat artışlarının yeme-içme sektörüne kıyasla daha sınırlı kaldığı tespitinde bulundu.

Bununla beraber reel sektörün en büyük çıkmazı olan ‘yüksek enflasyon - yatay kur’ denklemine dikkat çeken Eresin, otelcilerin uluslararası pazarda pazar payı kaybetmemek adına artan TL maliyetlerini döviz fiyatlarına tam olarak yansıtamadığını, karlılıktan fedakarlık yapıldığını vurguladı.

Eresin, "Yüksek enflasyon, hızla yükselen işletme maliyetleri ve döviz kurlarının enflasyon oranında artmaması, konaklama sektörü üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.

Özellikle döviz gelirlerindeki artışın maliyetlerdeki yükselişi karşılayamaması, işletmelerin karlılığını önemli ölçüde azaltıyor.

Turizm işletmeleri, uluslararası pazarlardaki rekabet koşulları nedeniyle döviz bazındaki fiyatlarını maliyet artışları oranında yükseltemiyor.

Aksi durumda rekabet gücünün zayıflaması, pazar kayıpları yaşanması ve sözleşme süreçlerinde dezavantaj oluşması riski ortaya çıkıyor.

Bu nedenle maliyet kaynaklı yükün önemli bir bölümü sektör tarafından üstlenilmekte" ifadelerini kullandı.

Sektörün rekabet gücünü etkileyen temel sorunlardan birinin, enflasyon ile döviz kurları arasındaki dengenin bozulmuş olması olduğunu vurgulayan Eresin, “Maliyetler yüksek enflasyon nedeniyle hızla yükselirken, döviz gelirlerinin aynı ölçüde artmaması turizm işletmelerinin maliyet-gelir dengesini zorlamakta ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir" diye konuştu. "Kavaloğlu: Kârlılıkta 3 yıl geriye gittik"  Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu ise, sektör için en büyük problemin ‘sabit kur politikası’ olduğunun altını çizdi.

Değerli TL’nin ihracatçı ve turizmciye ciddi bir dezavantaj yarattığını belirten Kavaloğlu, maliyet-kur makasını şu örnekle özetledi: "Ocak ayında istihdam maliyetlerimiz yüzde 27 yükselirken, Euro kuru yalnızca yüzde 6 yükseldi.

Dolayısıyla bu anlamda bakıldığında Euro'nun çok daha yukarıda olması gerekirken şu anda hem enflasyon baskısı altındayız hem de yükselen bir maliyetimiz var.

Fiyatlarımızı da küresel rekabet şartları ve yakın coğrafyamızdaki savaş dinamikleri nedeniyle istediğimiz oranda yükseltemiyoruz.

Bu durum karlılıkları tamamen baltalamış durumda.

Sektör olarak karlılıkta resmen 2023 yılına döndük, yani 3 yıl geri basmış vaziyetteyiz." “Yüzde 35’lik artış bile yetmiyor” Büyük otellerin finansal olarak daha güçlü durabildiğini ancak butik ve küçük otellerin sürdürülebilirlikleriyle alakalı sıkıntılar yaşadığına işaret eden Kavaloğlu, "Büyük otellerin yurt dışı acenteleri ve tur operatörleriyle çok önceden kontrat yapma şansı oluyor ve aksiyon alabiliyorlar.

Bir sene önceden kontrat yapan oteller ile günübirlik fiyat belirleyen küçük ve orta ölçekli oteller arasında ciddi bir makas oluştu.

Şu an için tek olumlu giden kanal gurbetçi talebi ve iç pazar hareketliliği” dedi.

Oda fiyatlarında geçen yıla göre TL bazında minimum yüzde 35 gibi bir artış olduğunu, ancak bu artışın bile maliyetleri kurtarmaya yetmediğine dikkat çeken Kavaloğlu, “Euro bazında artışlar ise yüzde 5 ila yüzde 8 bandında kalıyor.

Bu maliyetlerle Euro bazlı artışın çok daha yukarıda olması gerekirdi" ifadelerini kullandı.    

İlgili Sitenin Haberleri