Haber Detayı

Gıda Hakkı Nasıl Güvence Altına Alınır?
Mete yolaş gercekgundem.com
06/04/2026 06:00 (3 gün önce)

Gıda Hakkı Nasıl Güvence Altına Alınır?

Türkiye, gıda hakkını mali kaynakların yeterliliğine göre koruyor. Sadece gıda hakkını değil; sağlığı, barınmayı, eğitimi de aynı koşula bağlıyor. Yani devlet bize diyor ki: "Param varsa hakkını korurum, yoksa kusura bakma."

Anayasa değişikliği gündeme geldiğinde nedeni hiçbir zaman halk olmuyor.

Siyasi ikballer Anayasa değişikliğini gündeme getiriyor.

Oysa Anayasa, halk için değişmeli.Hem Üretiyor Hem Denetliyor: Gıda Güvenliği Neden Bağımsız Bir Kuruma İhtiyaç Duyuyor?Türkiye için en acil gerekliliklerden birini söyleyeyim: Türkiye Gıda Güvenliği Kurumu'nun kurulması.

Bugün Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yapısına bakıyorum; hantal, dağınık, birbirine karışmış görevlerle dolu.

Bakanlık aynı anda tarıma bakıyor, gıdaya bakıyor, veteriner işlerine bakıyor, ormanlara bakıyor, su ürünlerine bakıyor.

Dahası da var.Somut bir örnek vereyim: Bakanlık bünyesindeki Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü hem üretimi teşvik ediyor hem de gıda güvenliğini denetliyor.

Yani hem üretim yaptırıyor hem de kendini denetliyor.

Bu, birbirinden kesin biçimde ayrılması gereken iki görevin tek bir elde toplanması demek.

Üstelik bilimsel komisyonlar görüşlerini halkla paylaşamıyor.

Sofradaki acıyı yaşayan yurttaş, tabağındaki riskleri bile öğrenemiyor.Ne yapılmalı?

Tarım ve Orman Bakanlığı bu yapısal yükten kurtulmalı.

Ben daha açık söyleyeyim: bu bakanlık lağvedilmeli.

Yerine dört ayrı bakanlık kurulmalı.

Gıda Bakanlığı, Kooperatif ve Kalkınma Bakanlığı, Tarım ve Çevre Bakanlığı, Veteriner ve Su Ürünleri Bakanlığı.

Bu sistemin merkezine de Türkiye Gıda Güvenliği Kurumu yerleşmeli.Gıda güvenliği denetimleri, izlenebilirlik sistemleri yani üretimden sofraya her aşamanın kayıt altına alan sistemler, gıda laboratuvarları ve gıda güvenliğinden sorumlu personel sistemi bu kuruma devredilmeli.

Bilim dallarına göre uzmanlar heyeti oluşturulmalı.

Ve bu kurumun içinde Gıda Hakkı İhlalleri İzleme Merkezi de kurulmalı.

Çünkü gıda hakkı ihlallerini izleyecek bağımsız bir mekanizma olmadan, sofradaki acıyı görünür kılmak mümkün değil.Üretim Planlamasını Kim Yapıyor?

Ankara Değil, Sofranın Sahibi YapmalıGıda politikasını Ankara'dan tek merkezli yönetmek hem adaletsiz hem yetersiz.

Ben şuna inanıyorum: her ilçede, her ilde ve her idari bölgede Gıda Politikaları Konseyi oluşturulmalı.İlçe bazında nasıl çalışır?

O ilçede üreten çiftçi ve besici, ilçeyi yöneten belediye temsilcisi, ilçedeki ilgili idari yapıların temsilcileri, ilçe sakini ilgili meslek mensupları ve ilçe sakinleri bir araya gelerek bir yönetişim meclisi yani gıda kararlarını birlikte alan bir kurul oluşturmalı.İl bazında bu konseylere ilçelerden seçimle gelen temsilciler, ili yöneten belediye temsilcisi ve ildeki ilgili idari yapıların temsilcileri katılmalı.

Aynı sistem bölge bazında da uygulanmalı.

En son olarak ulusal bazda aynı sistem hayata geçirilerek Türkiye Gıda Politikaları Kurulu oluşturulmalı.

Bu kurul, Türkiye Gıda Güvenliği Kurumu’yla bakanlıklar arasında konumlanmalı.Gıda ve tarım üretim planlaması yerelden genele hazırlanmalı ve uygulanmalı.

Çiftçi, emekçi, esnaf, emekli, öğrenci, mevsimlik tarım emekçisi, kim varsa herkesin sesi bu yapının içinde olmalı.

Gıda politikası birkaç holdinge veya büyük sermaye grubuna bırakılamayacak kadar hayati bir konu.Anayasa'nın 65.

Maddesi Kaldırılmazsa Ne Olur?Gıda ve tarım tedarik zincirleri kısaltılmalı.

Kooperatifçiliğin önündeki yasal boşluklar ve karmaşıklıklar kaldırılmalı.

Köy altyapılarıyla ilgili çalışmalar başlatılmalı ve kırsala geri dönüşün önü açılmalı.Tüm bunlardan sonra asıl meselenin altını çizeyim: Anayasa'nın 65.

Maddesi kaldırılmalı.

Bu madde devlete, sosyal hakları mali kaynakların yeterliliği ölçüsünde yerine getirme imkanı tanıyor.

Yani devlet, "param yetmiyor" diyerek yurttaşın gıda hakkını, sağlık hakkını, eğitim hakkını esnetebiliyor.

İnsanların temel hakları mali kaynak varlığına bağlı olamaz.Devleti yönetenler önce insanların temel hakları için mali kaynak yaratmalı ve bu kaynakları güvence altına almalı.

Temel insan hakları konusunda açıkça hesap verebilir konumda bulunmalı.Anayasa'ya şu yükümlülük getirilmeli: tüm yurttaşların yeterli mikro ve makro besin maddelerini içeren sağlıklı, güvenilir ve erişilebilir gıdaya ulaşması için gerekli tedbirleri almak.

Anayasa değişecekse siyasi ikballer için değil, çiftçi, emekçi, emekli, öğrenci, kadın, çocuk, mevsimlik tarım emekçisi, yaşlı, genç kısacası tüm yurttaşlar için değişmeli.

İlgili Sitenin Haberleri