Haber Detayı
“Sahte e-imza” soruşturmasında eksik inceleme iddiası AYM’ye taşındı
6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden avukat Nesibe Kaya Zabun’un diploma bilgilerinin sahte belge üretiminde kullanıldığı iddiası Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Babası Hasan Kaya, iddiaların yeterince araştırılmadığını belirterek bireysel başvuruda bulundu ve yeniden soruşturma talep etti.
Kamuoyunda “sahte e-imza” soruşturması olarak bilinen dosyada, yalnızca bilişim suçları yönünden işlem yapılması ve diğer suçlar açısından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi Anayasa Mahkemesi gündemine taşındı.6 Şubat depremlerinde eşi ve bebeği ile hayatını kaybeden avukat Nesibe Kaya Zabun’un diploma bilgilerinin çalınarak sahte belge üretiminde kullanıldığı iddiasıyla, 30 Ekim 2025’te Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurularak, "resmi belgede sahtecilik”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçlarından şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunuldu.Ancak Savcılık, yalnızca bilişim suçları yönünden inceleme yaptı ve diğer suçlar bakımından kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
Bu karara karşı yapılan itiraz, Ankara 2.
Sulh Ceza Hakimliği tarafından 26 Şubat 2026 tarihli kararla reddedildi.Nesibe Kaya Zabun'un babası Hasan Kaya, kararın “usul ve yasaya uygun” olduğuna ilişkin matbu gerekçeyle verildiğini, sunduğu delillerin değerlendirilmediğini öne sürdü.
Kararın 3 Mart 2026’da tebliğ edilmesiyle iç hukuk yollarının tüketildiğini belirten baba Kaya, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.Başvuru dilekçesinde, 6 Şubat depremlerinde eşi ve bebeği ile hayatını kaybeden Kahramanmaraş Barosu'na kayıtlı avukat kızı Nesibe Kaya Zabun’un diploma ve öğrenci bilgilerinin hukuka aykırı şekilde ele geçirilerek sahte mezuniyet kayıtları oluşturulduğunu kaydeden baba Hasan Kaya, bu kayıtların YÖKSİS ve e-Devlet sistemlerinde manipülasyon yapılarak üretildiği ve 100 bin ile 200 bin TL arasında değişen ücretlerle satıldığının iddia edildiğini aktardı.E-İMZA ÜZERİNDEN SİSTEME SIZMADilekçede, sahte diploma üretiminin elektronik imza sistemi üzerinden gerçekleştirildiği, buna göre, kamu görevlileri adına sahte kimlikler düzenlenerek elektronik imza üretildiği, bu e-imzalarla Gazi Üniversitesi ve diğer kamu kurumlarının sistemlerine yetkisiz erişim sağlandığı belirtildi.Gazi Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanı adına birden fazla sahte e-imza üretildiği, bu süreçte sahte kimlikler kullanıldığı ve sistem girişlerinin belirli IP ve hatlar üzerinden yapıldığının teknik verilerle tespit edildiği ifade edilen dilekçede, ayrıca sahte mezuniyet kayıtlarının yalnızca üniversiteyle sınırlı olmadığı, Milli Eğitim Bakanlığı sistemlerinde de sürücü belgesi ve lise mezuniyet kayıtlarında usulsüz değişiklikler yapıldığı anlatıldı."ÖRGÜTLÜ YAPI" VARBaşvuruda, olayın münferit değil, örgütlü bir yapı tarafından gerçekleştirildiği, şüphelilerin hiyerarşik yapı içinde hareket ettiği, görev dağılımı bulunduğu ve iletişimlerinin HTS kayıtlarıyla ortaya konulduğu ileri sürüldü.
Dilekçede, bazı şüphelilerin takma isimler kullandığı, para transferlerinin belirli hesaplar üzerinden yapıldığı ve örgüt lideri olduğu iddia edilen kişi etrafında bir yapılanma bulunduğu savunuldu.SAVCILIK "DAR KAPSAMLI" DEĞERLENDİRDİ İDDİASIBaşvurucu vekili, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmayı yalnızca “bilişim sistemindeki verileri bozma” suçu kapsamında değerlendirdiğini, buna karşın resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve örgüt suçları yönünden işlem yapılmadığını belirtti.Bu kapsamda yapılan suç duyurusuna kısa sürede kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, itirazın da Ankara 2.
Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedildiği ifade edildi.“DELİLLER İNCELENMEDİ, GEREKÇE YETERSİZ”Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruda, itiraz merciinin sunulan dijital materyaller, mesaj kayıtları ve tanık beyanlarının değerlendirilmediği, kararın “matbu gerekçe” ile verildiği öne sürüldü.
Bu durumun gerekçeli karar hakkı ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği savunulan başvuruda ayrıca, kamu kurumlarına ait sistemlerden kişisel verilerin sızdırılmasının devletin veri koruma yükümlülüğüne aykırı olduğu ve etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle ihlalin sürdüğü belirtildi.“DEPREMDE KAYBEDİLEN KİŞİNİN HATIRASINA SALDIRI"Başvurucu, depremde hayatını kaybeden kızının diploma bilgilerinin kullanılmasıyla hem kişisel verilerin ihlal edildiğini hem de aile hayatına saygı hakkının zedelendiğini belirtti.
Bu durumun başvurucunun manevi varlığı üzerinde ağır etki yarattığı kaydedilen başvuruda, ihlalin tespiti, yeniden etkili soruşturma yürütülmesi ve 500 bin TL manevi tazminata hükmedilmesi talep edildi.