Haber Detayı

Bir şehri keşfetmek!
Dünya+ dunya.com
08/05/2026 00:00 (10 saat önce)

Bir şehri keşfetmek!

Havana’ya gidip “ay çok fa­kirler” deyip dönenler, Tok­yo’da Uniqlo, vintage çanta ve japon kozmetik ürünleri dolu bavullarını açıp gösterenler, Ka­hire’yi pis bulanlar ve ‘aman dik­kat’ uyarısı yapanlar hep aynı tip hibrit otoriteler. Otorite olmak için o caddeden bir kez geçmek, o yemeği bir kez tatmak yeterli.

Tavsiye etmek/etmemek için gi­dilen yerler ya da keşifler, kişisel bir analiz yerine ondan önce aynı deneyimi yaşayan fenomenin tek­rarını yeni bir görsel kanıt ile su­nuyor.

Bir yeri sadece bir kez görüp övenlere karşı, "De-influencing" akımı da yükseliyor, bunlar da ne­gatifçiler. “Neyi almamanız gere­kir” veya “Neresi göründüğü kadar iyi değil” diyenler de çok.

Ama pa­tinaj yapılan yerler, yemekler, koz­metik ürünler, hep aynı.Peki nasıl gezeceğiz?

Kime gü­veneceğiz?

Özgün bir anı, hikaye nasıl çıkaracağız?Benim kişisel şehir keşif plan­lamam zaman alıyor, dersime ça­lışmadan yola çıktığım kenti anla­mam ve hislerimi güçlendirmem zorlaşıyor.

Kendimce oluşturdu­ğum bir yol var, tavsiye ederim.

Önce bir tarih okuması yapıyo­rum, savaşlar ve yıkımlar, bir ken­tin mimari karakterini ve insanı­nın direncini belirliyor.

Bu okuma şehir hafızamı genişletiyor, anla­mı derinleştiriyor.Edebiyatına ve sinemasına bakıyorum Sonra o ülkenin edebiyatına ve sinemasına bakıyorum.

Bazen hiç tanımadığım bir yazarın kitabı re­ferans oluyor, bazen bir film göre­bileceğimden çok fazlasını veriyor.Yerel gazetelerin dijital ver­siyonlarına göz atıyorum, kendi dillerinde verdikleri tavsiyeleri dikkate alıyorum, çeviri çok ko­laylaştı, her dilde okuma yapabili­yor olmak dünyanın bence en bü­yük lüksü.

Gündemlerine ve hayat tarzlarına, konuştuklarına…Ve gideceğim şehrin ajandası­na bakıyorum.

Sergiler, konserler, pazarlar genellikle takvimleni­yor.

İlk gidişimse müze geziyorum ama mutlaka bir de yerel sanat­çının sergisini izliyorum, konser varsa ne olduğuna çok bakmadan biletimi alıyorum.

İbrahim Ferrer ve Omaha’lı Bueno Vista’yı Nati­onal Otel’de son dakika kalan bir biletle, Takashi Murakami’nin sergisini Doha’da yıllar önce te­sadüfen yakaladım.

Bugün nere­de ne var çok önceden biliyoruz ve seyahatlerimizi daha iyi planlaya­biliriz.

Her şehrin bir müzik kulü­bü var.

Gençler nasıl eğleniyor, ne dinliyor, onları gözlemlemeyi se­viyorum, kötü cover şansım peşi­mi bırakmıyor!Sabahlar yiyecek satan pazarlarla başlıyor Ve elbette her gezide sabahlar yiyecek satan pazarları dolaşmak ile başlıyor.

Çoğu zaman bir bavul yiyecek, içecek ile dönüyorum, bunları alırken gittiğim kentin alışveriş alışkanlıklarını gözlem­leyerek yapıyorum, saklanabilir ürünleri seviyorum.

Dolabım ha­tıra lezzetlerle dolu.

Bit pazarla­rını hiç kaçırmıyorum, bir şey al­mak için değil, o havayı solurken o kentin insanının sofrasını, ev dü­zenini ve farklı hayat biçimleri­ni daha iyi hissediyorum.

Birkaç parça da çıkarsa ne ala…Şehrin en iyi lokantalarına ba­kıyorum, burada yıldızlı rehber­ler ve listeler referansım oluyor.

Bir kez, en iyisi, en farklısı akşam yemeğinde deneyimlenmeli.

Ge­ri kalan günler, geceler için gün­düzleri sokak lezzetleri akşam ye­mekleri için ise yerel halkın tercih ettiği fazla göz önünde olmayan yerleri tercih ediyorum.

Kesinlik­le hiçbir kişisel arkadaş/ influen­cer tavsiyesine kulak asmıyorum, şansıma güveniyorum, restoran yorumlarına göz atıyorum.Bu kez tekrar eden bir seyahat öncesi, karmaşık bulduğum Tok­yo için Instagram’a bir göz attım.

Aman Allah’ım ne çok uzman var?

Bir kez tattığı yemeğe ya da geçti­ği caddeye dair verdiği hadsiz tav­siyeyi dikkate alan ve bunları ta­kip eden yüzbinlerce kişi var.

Tok­yo’yu moshi, sushi, pirinç maskesi dolu 2.el LV çantaya sığdıran, “ay bu Japonlar çok ilginç” diye biti­ren ‘otorite’lere kulak asmayın.

Yola çıkmadan bir Haruki Mura­kami kitabı okuyun, Prof.

Reha Günay’ın Tarihsel Gelişim İçin­de Japon Kültür ve Sanatı isimli kitabına göz atın, Akira Kurosawa ve Hayao Miyazaki’nin filmleri­ni izleyin.Japon mutfağının tek kızartma yemeği olan Tempura’nın nere­den geldiğine bir bakın, alsın sizi Japonya’dan, Avrupa’nın Atlantik kıyısında çıkartsın.

İlgili Sitenin Haberleri