Haber Detayı
Yol haritası değişiyor mu? Küresel piyasalarda dikkatler Fed ve maliye politikalarında
Orta Doğu’da tırmanan İran-İsrail savaşında gerilimin azalmaya başlamasıyla birlikte, küresel finans piyasaları jeopolitik risk fiyatlamasını arkasında bırakarak yeniden makroekonomik gerçeklere dönüyor. Bu süreçte küresel ekonominin rotasını, 15 Mayıs 2026 itibarıyla koltuğu devralan ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yeni başkanı Kevin Warsh liderliğindeki para politikası ve hükümetlerin kemer sıkma odaklı maliye politikaları belirleyecek.
Bölgesel çatışmaların ilk şokuyla birlikte tırmanışa geçen petrol fiyatları ve tedarik zinciri endişeleri, diplomatik kanalların devreye girmesiyle yerini temkinli bir iyimserliğe bıraktı.
Ancak cephedeki tansiyonun düşmesi, küresel ekonominin kalıcı bir rahatlama nefesi almasına yetmiyor.
Savaşın küresel piyasalarda bıraktığı yapısal hasar, özellikle de beş yıldır %2’lik hedefin üzerinde seyreten enflasyon, merkez bankalarını çok daha agresif bir duruş sergilemeye zorluyor.
Faiz indirim beklentileri rafa mı kalktı?
Savaşın enerji fiyatlarında yarattığı şokun ardından ABD’de nisan ayı üretici fiyat endeksinin yıllık %6’ya ulaşması ve tüketici enflasyonunun %3,8 ile son üç yılın zirvesini görmesi, para politikasında kartların yeniden dağıtılmasına yol açtı.
Yılın başında piyasalarda güçlü olan 2026 yılı faiz indirimi beklentileri, yerini, faizlerin mevcut %3,50 - %3,75 aralığında sabit tutulması ve hatta yeni bir faiz artışı ihtimaline bıraktı.
Yatırımcılar, Fed’in haziran ayındaki kritik toplantıda gevşeme eğilimini tamamen terk ederek şahin bir tona geçmesini bekliyor.
Maliye politikalarında zorunlu disiplin dönemi mi başlıyor?
Jeopolitik krizin vurduğu ülkelerde ise ekonomi yönetimleri para politikasındaki bu sıkılaşmaya maliye politikalarıyla eşlik etmek zorunda kalıyor.
Savaş bütçelerinin yarattığı devasa kamu borçları ve bozulan bütçe dengeleri, hükümetleri sivil harcamaları kısmaya ve ek vergi paketlerini devreye almaya itiyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yapılan uyarılar da bu tezi destekler nitelikte; zira yüksek borç yükü altındaki devletlerin piyasa sinyallerini bozmadan sıkı mali disiplin uygulaması, küresel finansal istikrar için tek çıkış yolu olarak gösteriliyor.
Güvenli liman arayışı sona mı eriyor?
Savaş geriliminin azalması normal şartlarda risk iştahını artırması gerekirken, Fed’in şahinleşen adımları ve tahvil piyasasındaki hareketlilik bu toparlanmayı sınırlıyor.
ABD 30 yıllık tahvil faizlerinin savaş öncesindeki %4,60 seviyesinden %5’in üzerine fırlaması, küresel sermayenin yönünü değiştiriyor.
Dolar, hem yüksek faiz getirisi hem de net enerji ihracatçısı konumu nedeniyle küresel piyasalarda gücünü korurken; yüksek borçlanma maliyetleri gelişmekte olan piyasalar ve kırılgan ekonomiler üzerindeki baskıyı canlı tutmaya devam ediyor.