Haber Detayı
Topraktan tezgâha döngüsel ekonomi
‘Derinleşen Etki’ vizyonuyla Adıyaman’da başlatılan ‘İkinci Hasat’ projesi, tarımsal atık arpa saplarını yerel kadın kooperatifleri ve tasarımcıların gücüyle sanata dönüştürüyor. UNDP Türkiye ve Anadolu Efes ortaklığında yürütülen bu yenilikçi model, atıkları ekonomiye kazandırırken kadının ekonomik bağımsızlığını destekliyor.
Başak Nur GÖKÇAMKüresel ekonomik sistem, doğrusal üretim modellerinin yarattığı çevresel tahribat ve kaynak kıtlığı kıskacında yönünü hızla döngüsel ekonomiye çeviriyor.
Bugün dünya genelinde her yıl milyarlarca ton atık üretilirken, bu atıkların yalnızca yüzde 7,2'si yeniden ekonomik döngüye kazandırılabiliyor.
Geri kalan devasa hacim ise ekosistem üzerinde onarılamaz yaralar açıyor.Yeşil dönüşümün ve sürdürülebilirliğin makroekonomik dengeler üzerindeki ağırlığı artarken; sanayi, tarım ve toplumsal kalkınmanın entegre bir biçimde yönetilmesi zorunlu hale geliyor.
Özellikle tarımsal üretimin yarattığı bitkisel atıkların katma değerli ürünlere dönüştürülmesi, hem karbon emisyonlarının azaltılmasında hem de kaynak verimliliğinde kritik bir kaldıraç rolü üstleniyor.
Bu dönüşümün en önemli aktörleri ise yerel kalkınmanın ve toplumsal yapının temel taşı olan kadınlar oluyor.Sürdürülebilirliği üç dönüştürücü stratejisinden biri olarak konumlandıran Anadolu Efes de bu alandaki vizyonunu toplumsal fayda ile birleştirdi.
Şirketin ‘Derinleşen Etki’ odağıyla yayımladığı 2025 Entegre Faaliyet Raporu, ekonomik büyümenin yalnızca finansal başarı göstergelerinden ibaret olmadığını, paydaşlar ve toplum üzerindeki kalıcı etkilerle ölçülmesi gerektiğini gözler önüne sererek Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye ortaklığında ‘İkinci Hasat’ projesini hayata geçirdi.İkinci Hasat projesi, tarlalarda arpa hasadının ardından geriye kalan ve genellikle atık ya da düşük katma değerli alt ürün olarak görülen arpa saplarının yaratıcı endüstriler için yeniden değerlendirilmesine odaklanıyor.
Projenin operasyonel merkezi ise deprem felaketinin ardından yaralarını sarmaya çalışan Adıyaman.
Adıyaman merkezli Eliyaman Kadın Girişimi Kooperatifi, Fortuna Kadın Girişimi Kooperatifi ve MILKist Sosyal Tasarım Merkezi ile birlikte yürütülen çalışmalarda, geleneksel tarımsal atıklar birer sanat ve tasarım objesine dönüşüyor.Aynı zamanda, Adıyaman’daki kadın kooperatiflerinin hikâyeleri, malzeme bilgileri, üretim teknikleri ve kültürel mirasları; uzaktan eğitimler ve üretim sürecine dahil olan kadınlar tarafından çekilen videolar gibi açık erişimli kaynaklar aracılığıyla uluslararası araştırma süreçlerine dahil edilecek.İkincil hammaddenin öncülük ettiği modelProjeyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Kadınların güçlenmesi ve döngüsel ekonomi odağıyla geliştirilen bu proje, arpa saplarını kadın emeği, sanat ve tasarımın gücüyle yeniden ekonomiye kazandırarak ikincil hammadde maddesinin öncülük ettiği yeni bir üretim modeli ortaya koyuyor” dedi.Projeye ilişkin konuşan UNDP Türkiye Ekonomik Büyüme ve Rekabetçilik Portföy Yöneticisi Ceyda Alpay “Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla sosyal faydayı bir araya getiren bu modelin farklı bölgeler için de ilham verici bir örnek oluşturacağına inanıyoruz” derken, MILKIst Sosyal Tasarım Merkezi Kurucu Direktörü Birnur Temel Birtane ise “Tarım ile tasarım arasında yeni bağlar kurarken, farklı disiplinlerden sanatçılar ve tasarımcılarla birlikte daha sürdürülebilir üretim modelleri geliştirmeyi amaçlıyoruz” diye konuştu.Mikro düzeyde hanehalkına, makro düzeyde sürdürülebilirliğe katkıDünya Bankası verilerine göre, kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 1 artması, küresel gayri safi yurtiçi hasılayı (GSYİH) milyarlarca dolar yukarı taşıyor.
İkinci Hasat projesi, Adıyaman’daki yerel kadın kooperatiflerini üretim zincirine dahil ederek mikro düzeyde hanehalkı gelirlerini artırırken, makro düzeyde sürdürülebilir kalkınma hedeflerine hizmet ediyor.
Proje, Adıyaman’dan New York’a uzanan uluslararası bir iş birliği ağı kurarak yerel üretim bilgisini küresel tasarım ve araştırma ekosistemiyle buluştururken yerelde üretilen katma değeri uluslararası pazarlara taşıma potansiyeli barındırıyor.